anlamlı hediye
hediye almayı vermeyi sevmeyen var mı? bilmem. ben ikisini de severim. özellikle çocuklara hediye almaya bayılırım. onların sevinci bambaşkadır. beni çok iyi tanıyanlardan hediye almaya da bayılırım. sürprize yer yoktur.
aldığım en değerli hediyeler, kızımın ana okulunda kendi minik elleriyle yaptığı resimlerdi. eciş bücüş figürler, pullu kartlar, boyası karışmış suluboya resimler.
bugün aldığım en özel hediye apartman görevlisi ablamızın memleketinden getirdiği bir küçük torba ceviz. kapıyı açınca burnumun dibinde buldum. "senin için" dedi. insanlar köylerinden bir şeyler getirip satmaya çalışıyorlar gecinmek için çok zaman. "borcum nedir" dedim.
"gücenirim, hediye" dedi.
çok duygulandım. temizlik yapıp, hasta kardeşine ve yeğenlerine bakıyor biliyorum. çocukların payından ayırıp, bana da getirmiş. bu sadece sevgi, masumane bir sevgi. bir hatır sorma, bayramdan bayrama bir kaç küçük hediyenin en güzel, en saf, en anlamlı hediyesi.
bir torba ceviz.
bayan şoför
bayan dediğine pişman ettirecek şofördür.
kadınları tek gözle görüyorlar kesin.
yazarların unutkanlıkla imtihanı
unutamıyorum. hemde hiçbir şeyi her ddetayına kadar.. ortaokuldan bugüne.
sardunya
ben bu kadar dayanıklı bir çiçek görmedim. komşunun pencere önünde bir saksıda yazın kavurucu güneşin altında, kışın dondurucu soğukta bekledi durdu. en sonunda komşu tatile giderken sizin bahçeye koyabilir miyiz dedi, ben yokken sulasanız. çiçek bakmaktan zerre anlamam, denemişliğim var ama beceremedim. neyse alıp koyduk bahçeye. bahçe de iş yerinin bahçesi, öyle pek çıkıp oturulmayan sokak kedilerine tahsis edilmiş ufak bir alan. tabi kediler boş durur mu, içine giriyorlar, kazıyorlar falan en son düşürüp kırdılar. kırılınca gördüm ki saksının toprağı kum gibi verimsiz sert bir toprak. kırılan dalları aldım, kökü falan da yok ama bahçenin küçük bir toprak alanına diktim. etrafına da kuru ağaç dallarından siperler yaptım kediler ulaşamasın diye. tutmasını beklemiyordum açıkçası. arada bakıyorum ne zaman kuruyacak diye. ama o nasıl bir bitki yahu, canlandı büyüdü çiçek açtı kırmızı kırmızı. bahçe duvarının yarısına geldi boyu. şimdi ben buna idolümsün demeyeyim de ne diyeyim?
yolculuk hikayeleri
yolculukta yanınıza oturan veya yan yana gittiğiniz kişiyle tutuştuğunuz sohbette anlatılan hikayeler.
benim hikayelerim ise genelde direksiyon başındayken yolcuların kendi aralarında konuştuklarına
kulak misafiri olmak suretiyle oluyor.
(bkz:
şirinlerin nasıl çoğaldığı sorunu)
fotoğraf
fotoğraf, doğada mevcut gözle görülebilen maddi varlık ve şekilleri, ışık ve bazı kimyasal maddeler
yardımıyla ışığa karşı duyarlı hale getirilmiş film, kağıt veya her hangi bir madde üzerine saptayan
fiziksel ve kimyasal bir işlemdir. kelime yunanca ışık anlamına gelen "photos" ve yazı anlamına gelen
"graphes" kelimelerinden oluşmaktadır. yani ışıkla yazmak anlamına gelmektedir. özellikle fotoğraf sanatçıları resim denildiğince çok kızar. en iyi ihtimalle yumuşak olarak uyarırlar. ben birazda kendi mesleğim açısından bakıyorum. bana gelişmiş bir resim olarak geliyor. sanat bazında ayrı olabilir ona birşey diyemem.
yüksek sesle konuşan insan
konuyu anlamamış insanın kendisi gibi karşısındaki de anlamamıştır mantığıyla sesini yükseltip kendini duyurmaya çalışan insan.
bir konuda bilginiz ve deneyiminiz yeterliyse anlatmak yüksek sese ve diğer bütün aşırılıklara ihtiyaç duymazsınız.
hatta duyurmaya da çalışmazsınız, alan alır söylediğinizi.
oğuz aral
aradan uzun yıllar geçti, çarşamba günleriydi sanırım çiçeği burnunda olanları gırgır merkezinde kabul ettiği, birebir eleştirdiği günler. eleştirirdi tamam ama yayınlanırsa karikatürünüz 15 tl alırdınız. büyük para.
bazı insanlar erken ölüyor nedense. oysa şimdi o kadar ihtiyacımız var ki oğuz aral gibi birine.
koltuk döşeme
koltuk takımının üstünde üç bebek büyüyünce kumaşlarını değiştirmek için gidilen ustanın yaptığı iş.
mobilya markaları yeni koltuk takımı alsan daha ucuza gelecek fiyatlar söylerken, döşemeciler hem daha uygun hem daha sağlam iş yapıyor. teslimat süresi de daha kısa.
keşke
aklının kaldığı ve içini burkan şeyleri hatırlayınca insanın diline gelen o acılı duygunun işitsel hali, ilk kelimesi.
masterchef türkiye
dijitürk'te gordon ramsay'in yapımcılığını ve jüri üyeliğini üstlendiği yarışmanın türkiye versiyonu. ülkemiz uyarlamasında her zamanki gibi kavga gürültü eksik olmuyor, orjinal yemekler çıkmıyor ve profesyoneller yarışmıyor.
isminin baş harfi ile başlayan pozitif kelime
(bkz:
teşekkür)
yapılan bir iyiliğe karşı duyulan gönül borcunu ve hoşnutluğu sözle ya da davranışla anlatma demektir.
insanları yakınlaştıran, hiç tanımadığımız insanlara bile tebessüm etmemizi sağlayan güzel bir sözcüktür.
boza
arpa, buğday, mısır gibi tahılların mayalanıp ekşitilmesiyle yapılan, koyuca, mayhoş içecek.
yay burcu
misafir odası
evde yaşayan insanların dışında, eve gelen kişileri ağırlamak için kullanılan oda.
elo
satrançta uluslararası kuvvet derecesi
duygusal
konuyu kapatmak için haklısın demek
''uğraşamayacağım senle'' cümlesinin en kısa ve öz hali.
hoşgeldiniz yeni yazarlar
ilk defa bir sözlükte yazıyorum ve çok sevdim bu tecrübeyi :) hoş bulduk teşekkür ederiz güzel karşılamanız için.
otokinetik
hareket etmediği halde hareket ediyormuş gibi görünen bir ışık ilizyonu.
muzafer sherif'in deneyi ile bilinen bir etki çalışması vardır.
bu olgu ilk defa karanlık gecelerde yıldızları gözlemleyen astronomlar tarafından fark edilmiştir.