parola
hiçbir zaman ezberimde tutamadığım her uygulamada" şifremi unuttum" kısmına mutlaka tıkladığım. asla bir uygulamaya ilk denemede giremememe sebep olan durum "parola ".
gelin olmak
damat'ın eşi olmak. bu kadar basit.
aptalca gelebilir ama kız çocuğunu doğduğundan itibaren sen gelin olacaksın diye yetiştiriyoruz. bir şekilde itaat kültürünü iliklerine kadar işliyoruz. o kızcağız ne yapıyor biliyor musunuz? dayak yediğinde veya haksızlık gördüğünde sesini duyuramıyor, yardım isteyemiyor.
babasına; en sevdiği babasına söylemeye çekiniyor. abisine annesine söyleyemiyor.
sonuç hüsran.
övülecek bir şey değil gelin olmak. hele bir de takılar , gelenekler veya bin türlü oyunlar oynanıyor ve gelinlik özendiriliyor. baksan mal devri yapılıyor gibi.
kızın erkeği erkeğinde kızı safça sevdiği bir evlilik olamaz mı? sana soruyorum sözlük olamaz mı?
bebek
aralık'ta kucağıma alacağım.
sözlüğe telefondan girmek
telefonda yazma kolaylığından ötürü tercih ettiğim yol.
yeditepe istanbul
330 yılında roma imparatoru 1.kostantin tarafından başkent ilan edilen istanbul, o dönem inançlarına göre gökyüzünde güneş, ay ve 5 gezegenin olduğu inancından hareketle, yedi tepe üzerine genişletmeye devam edilir.
1. tepe topkapı sarayının olduğu yer
2. tepe ayasofya ve sultahmet camisi'nin olduğu yer,
3. tepe istanbul üniversitesi beyazit kampüsünün olduğu yer,
4. tepe vefa ve süleymaniye civarı
5. tepe fatih camisi'nin olduğu yer
6. balatın yukarı kısımları (derviş ali mahallesi civarı)
7. tepe topkapı-cevizlibağ civarı
bu yeditepe istanbul'un, constantinapoli (sur içi) zamanına aittir. şimdi istanbul'da 100'den fazla tepe olduğu söylenmektedir.
(yukarıdaki bilgi derlemedir.)
beni bir tek sen anladın sözlük
yazdığın her şeyin karşılığını hiç çekinmeden veren sözlüğe yakıştırmadır.
dök içini dök içini bir tek sözlük var bu alemde.
maaş günü
bir ay gelmesini beklersin ve geldiği gibi avuçlarının arasından akar gider. günün sonunda bir sonrakini bekleme zamanı gelmiştir bile.
misafir odası
çocukluğumda annemin evimizin bir odasını temizleyip, süsleyip her an misafir gelebilir düşüncesiyle hazır bıraktığı oda.
eğer gidip o koltuklara oturursan belli olur ve annen arkandan yetişir. orası misafir odası biz girmiyoruz. gelen misafir ev halkından değerlidir düşüncesi. neyse ki artık bu düşünce değişti boşuna ziyan olan odalar yok.
iki çocuğun aynı anda uyuması
evin iki çocuğunun aynı anda uykuya dalmasıdır. hele de yaşları yakın iki bebeyse. anne genelde ne yapacağını bilemez, ah biraz dinleneyim der fakat yapıcak başka bir sürü iş vardır. hepsini bi kenara itip uzandığında gözüne asla uyku girmez sanki aralıksız 20 saat uyumuş gibi. sonra bi bakmışsın gereksiz ne varsa uğraşıp kendini yormuşsun. ama olsun be o gereksiz işlerle uğraşmak bile güzel çocuklar uyurken.
prometheus
gaia ve gökyüzünün soyundan gelen, ateşi getirdiği söylenen ama her şeyin olacağın önceden bilen kahin olarak mitolojide geçiyor.
öncelikle mitoloji ve diğer bütün inanışların aslında direkt insan vücudu ve çalışmasıyla ilgili betimsel anlatımlar olduğunu bilmek gerekiyor.
insan 4 elementin oluşumu olarak tasvir edilir.
toprak hava su ve ateş.
insan oluşurken önce toprak yani gaia oluşur. yani atomik yapıdır bu. bizde her ne kadar topraktan geldik toprağa döneceğiz denir ama bu bildiğiniz hem kara topraktır hem de atomik yapıyı anlatır.
kuantsal atomik yapının oluşması için bir alana yani bir algıya ihtiyaç var. bu da gökyüzü sema vs gibi anlatımların kaynağıdır. bu yüzden herkes allahı gökyüzünde oturan beyaz sakallı bir şirin dede gibi düşünür.
ateş ise toprak ve gökyüzünün bağlayıcısı ve kendi aralarındaki bütünlüğü oluşturan yapıdır. mangaldaki ateş değil. vücudunuzdaki ısı olarak ta düşünebilirisiniz. prometheus işte bu ateştir. topraktaki ve gökyüzündeki yani akıldaki bütün olanı biteni birbirine bağlayan ve her şeyden haberdar olan yapı.
su ise bütün bunların yaşandığı mekandır. iste vücut deyün ister beyin deyin, ister mitoloji deyin.
süt
yavrularını beslemek için dişi memelilerin ürettiği besin değerleri yüksek, koruyucu ve bağışıklık güçlendirici besin.
dişi memeli vücudu sadece tek bir sebepten ve tek bir amaçla süt üretir. biyolojik yavrusu varsa süt üretir, yavrusunu beslemek için üretir.ve aslında genel olarak yanlızca kendi türünün ihtiyacı olan oranlarda proteinler içeren süt üretir. yani inekler aslında hepimiz biliyoruz ki biz insanlara katkı olsun, beslenelim diye süt üretmezler. doğada ki pek çok hayvan gibi inekler de biz insanlar tarafından evcilleştirildi ve karşılıklı bir çıkar ilişkisi içinde hayatımıza dahil oldular bu çıkar ilişkisinin taraflara fayda oranı elbette hiç bir zaman adil olmadı.
yine de geçmişte bu ilişki bu kadar içer acısı değildi. küçük çiftlikler, bireysel besicilik vb. küçük işletmeler vardı. bu yerlerde, işler farklı yürürdü şimdikinden.yavru doğar , gerektiği kadar anne sütü ile beslenmesine izin verilir ( yavrunun dişleri annesinin memelerine zarar verecek aşamaya gelene kadar ) ve kalan bir kaç aylık zamanda da sütten insanlar faydalanırdı. inekler otlaklarda özgürdü, taze otla beslenirdi. kendi hastalıklarını çoğunlukla kendileri bilir ve doğada hastalığına iyi gelecek otları yine kendi bulup yer ve hastalığını tedavi ederdi. yani insanların faydalandığı sütte sağlıklıydı bu yüzden.
şimdi artık durum farklı, ve bunu hepimiz biliyoruz. endistürüyel bir süt tesisi hayal edin. buzağılar küçük alanlara hapsedilmiş şekilde, anne sütü ile beslenmeden, bunun yerine sağlıklı kalması için antibiyotik karışımlı besinlerle beslenip gebe kalabilecekleri zamana kadar bakılıyor. ve sonra insan eliyle, makinelerle aşılama denen metodla gebe bırakılıyor. doğumdan sonra günler içinde doğan yavru anneden alınıyor ve anne süt makinasına bağlanıyor. anne ve yavru fiziksel ve duygusal olarak acı çekiyor. şok yaşıyor. günlerce aralıksız şekilde birbirlerine seslenip duruyorlar. anneden alınan yavru yine daracık bir alana hapsediliyor. yavru erkekse hareketiz kalması için demirden eksik özel diyetlerle besleniyor, böylece kesileceği kiloya erişene kadar etinin lezzeti garantileniyor. yavru dişiyse annesinin yolculuğu ile aynı oluyor büyüme süreci. normalde 20- 25 yılık yaşamı bu ağır koşullarda yarıdan daha az sürüyor. 7 -10 yaş arasında defalarca gebe bırakılıyor ve hep aynı süreci yeni baştan yaşıyor ve sonunda mezbahaya gönderiliyor. biz insanlar da yavrularımızı bu muhteşem gıdayla besliyoruz, ve sağlığından emin oluyoruz böylece. sahiden ne kadar sağlıklı ? bir de bu endistürünin doğaya, çevreye verdiği zararlar var elbette saymakla bitmeyecek. yani süt büyük tesislerde üretilip, işlenip, paketlenip bizlere ulaşana kadar ardında dünya kadar kötülük bırakıyor. ve hepsi bir bir bize geri dönüyor.
şimdi artık üretimin bu şekilde olmadığı söyleniyor. ama bu doğru değil. hala acımasız ve korkunç bir sistemle üretim yapıldığı hergün yeniden belgeleniyor.
ve işin garip yanı her gün büyüyen bu endistütri asla yeterli olmuyor ihtiyacı karşılamakta. dünya nüfusu arttığı için değil üstelik. gereksiz, ihtiyaç fazlası hatta bizi hasta edecek kadar ihtiyaç fazlası tüketiyoruz süt ve süt ürünlerini.
süt endüstrisi bize her zaman şunu söyler " süt yoksa sağlık yok " ben ineğine ve koyunlarına torunlarından daha iyi davranan, daha sevgiyle yaklaşan anneannemle büyüdüm. çocukluğumun 6 -14 yaş arası zamanı onunla geçti. ve o bu dünyada hayvanlarına en iyi şekilde baktığını gördüğüm tek insandı. bu yüzden en sağlıklı süt ürünlerini üretirdi. herkes onun ürettiği ürünlerden almak için sıraya girerdi, ama o en doğru şekilde planladığı için her zaman az üretim olurdu, eve ayıracak ve birazını satıp kış için yem alacak kadar. buna rağmen asla çocukluğum boyunca süt ve süt ürünleri tüketmedim. sevmiyordum nedense. ben her zaman sebze aşığı oldum. ve hiç öyle ağır hasta olmadım bu yaşıma kadar, güçlü bir bağışıklık sistemim var. boyum 1.74 kısa da kalmadım. kemiklerim de gayet güçlü. yani birileri bize sürekli yalan söylüyor belki de, süt içmeyen çocuk gelişemez, kalsiyum olmazsa kemikleri güçlenemez, bağışıklığı düşük olur vs. her şeyin içinde süt ürünü var, kahvaltı masalarında 10 çeşit peynir var. keklerde, böreklerde, şekerlemelerde, içeceklerimizde süt ürünleri var. üstüne bir de bardak bardak süt içilmesi öğütleniyor sürekli. bu hastalık değil de ne ? hepimiz elimizden geldiğince bu sistemin karşısında olmalıyız, yanında değil. daha az süt ürünü tüketirsek hasta olmayız, hiç tüketmeyenler ölmüyor, yataklara falan da düşmüyor hatta. doğanın bize sundukları o kadar çeşitli ki, neredeyse her besinin alternatifi var.
zaman
hızlı geçen iz bırakan. sözlüğe ilk kayıt olduğum da bekardım. dün kızımın birinci yaşını kutladık :)
kasiyer
yaptığı işten asla memnun olmayan, sırf paraya olan ihtiyaçtan dolayı çalıştıklarını düşündüklerim, yüzlerinin asla gülmediği meslek erbapları.
rahmet
bıngıldak
koltuk altı kıllarını almayan erkek
koltuk altını almayan kadın kadar iticidir.
kadın sözlüğünde kadına laf attı diye linç yemek istemem ama az da olsa var böyle tipler, gördüm.
öz bakım, kişisel bakım insanın devamlılığının ve ruh sağlığının aynasıdır. lütfen elden bırakılmasın, mühim.
rıfat ılgaz
hababam sınıfı, karartma geceleri, apartıman çocukları eserlerinin usta yazarı.
sokağa tüküren erkekler
sokağa tüküren insanlar değil, sokağa tüküren erkekler. bu güne kadar sokağa tüküren bir kadınla ben şahsen karşılaşmadım. başlığın da tanıma ihtiyacı yok sanırım , burada bulunuyor olmalarına ihtimal vermiyorum ama tesadüf ederlerse diye direkt olarak bu iğrençliği yapanlara hitap etmek istiyorum.
siz var ya siz, utanmadan, sıkılmadan höğk höğk yerlere tükürenler, o yere fırlattığınız vücut sıvınızdan bile daha mide bulandırıcı varlığınız. ya sizi kim öpüyor, kim sarılıyor size, kim sizinle aynı masada yemek yiyor ! ne biçim insanlarsınız be, gidin evinizin salonuna sıçın isterseniz ama sokaklar bir tek size ait değil. belli bir yaşın çirkin davranışı da değil üstelik, gencinden yaşlısına her gün biriniz yüzünden bu pisliğe illa tanık olacağız. kapıdan adımınızı dışarı atar atmaz, otobüs durağında, trafikte araç camından asfalta, bankamatik kuyruğunda her yerde ama her yerde ! bir gün çıldırıp o temizlediğiniz boğazınıza parmaklarımı dolayıp siz morarana kadar sıkacağım.
edit: imla
spotify wrapped
şaşırtmamıştır.
netflix
çocuklar bir gün erken uyursa açıp bakacağım, dizileri herkesin dilinde..