haşlanmış kurbağa sendromu

insanların ve toplumların yavaşça uygulanan değişikliklere nasıl tepkisiz kaldığını göstermek için kullanılan metafor.

sendromun isminin geldiği deney şu şekildedir: bir kurbağayı kaynar suyun içine bırakırsanız hemen tepki vererek kendini dışarı atar. ancak, kurbağayı soğuk veya ılık suyun içine koyarsanız kımıldamadan duracaktır. suyu alttan yavaş yavaş ısıtırsanız sıcaklık yükselirken kurbağa rehavete kapılır ve hiçbir şey yapmaz. yükselen sıcaklıktan keyif alan kurbağa dışarı çıkamayacak hale gelir ve sonunda haşlanıp pişer.

bohça

giysi ve benzerleri için, kumaştan saklama kabı denilebilir.
keten, saten benzeri kumaştan yapılıp, süsleniyor.

salda gölü

yıllardır gölün tehlike altında olduğuna dair açıklamalar yapılıyor, göl suyu çekiliyor endemik balık türleri tehlikede deniyor. geçtiğimiz yıllarda izlediğim bir videoda yerel halktan biri gölün kendi çocukluğundan bu yana ne kadar küçüldüğünü anlatıyordu, küresel ısınma, fabrika atıklarının göle ulaşması gölü besleyen damarların çeşitli nedenlerle önünün kesilmesi zaten korkutucu sonuçlar doğuruyor. bunlara dönüp çare arayan bir yetkili yok, tehlike altında olan bir doğa harikasını iyileştirmek yerine hızlıca nasıl yok ederizin peşindeler.

her yeri her yeri mahvettiler zaten. insanın ödü kopuyor artık güzel bir doğa gördüğünde, akla gelen ilk şey burayı ne zaman keşfedip yok ederler oluyor.

mustafa reşit galip

mustafa reşit baydur 1893 yılında rodos'ta doğdu. babası mahkeme reislerinden mehmet galip bey, annesi rodoslu münevver hanım'dır.

ilk ve orta öğrenimini rodos'ta tamamladıktan sonra liseyi izmir'de okudu. milliyetçi, hırslı, heyecanlı bir gençti. ıı. meşrutiyet'in temmuz ayında ilan edilmesinden esinlenerek lisenin son sınıfında iken “ferday-ı temmuz” adlı bir gazete çıkardı.

1911'de istanbul tıbbîye mektebi'ne girdi. tıbbiye öğrencisi iken arkadaşları için “hakikat” gazetesi adlı bir gazete ve “sivrisinek” adlı karikatür dergisi çıkardığı gibi, istanbul'da çıkan çeşitli gazetelerde yazıları yayımlandı. okulda türk ocakları'nın bir şubesini açtı ve diğer askeri okullardaki ocakların müfettişliğini üstlendi. öğrenciliği devam ederken gönüllü olarak balkan harbi'ne katıldı ve yaralandı. ardından ı. dünya savaşı'na katılmak için gönüllü odu; çatalca ve kafkasya cephelerinde savaştı; erzurum’da hastalanarak geri döndü. tıbbiye’yi 1917'de bitirebildi.

mezuniyetinden sonra aynı fakültede asistan olarak çalıştı. beğenmediği öğretim sisteminin yenileştirilmesi için “mekteb-i tıbbiye” adlı bir broşür yayınlayan reşit galip, bir sonuç alamayınca istifa etti.

dolmabahçe'de cumhurbaşkanının sofrasında bulunduğu bir gece, milli eğitim bakanı esat bey'i eleştirmesi, reşit galip'in atatürk'le çatışmasına neden olmuş, kısa bir süre için ilişkilerini gölgelemişti. ancak çok geçmeden esat bey istifa edince 19 eylül 1932'de bakan olarak reşit galip bey atandı.

26 eylül 1932'de açılışı yapılan türk dil kurumu'nun başkanı samih rıfat bey hayatını yitirdiğinde, milli eğitim bakanlığı'nın yanısıra bu kurumun başkanlık görevini üstlendi. bakanlığı sırasında ilkokuldan başlayarak öğrencilere atatürk ilkelerine bağlılık ruhu aşılamaya yönelen reşit galip cumhuriyet 10. yılını doldururken 23 nisan 1933 sabahı çocuklarına kendi yazdığı bir andı okutmuş ve o gün çocuk haftası’nı açış konuşmasında da bu metni tekrar etmişti. bu konuşmanın ardından bakanlıkça yayımlanan bir genelge ile cumhuriyet'in 10. yılından başlayarak okullarda bu ant sürekli hep bir ağızdan okutulmuştur. dünyanın sayılı müzeleri arasına giren anadolu medeniyetleri müzesi onun bakanlığı döneminde tasarlandı. milli bir müze kurulmasının yanı sıra milli kütüphane ile ilimler ve sanatlar akademisi'nin kurulması onun bakanlık dönemine kararlaştırılmıştı.

bakanlıktan ayrıldıktan sonra rahatsızlığı zatürreye dönüşen reşit galip, 5 mart 1934 günü hayatını kaybetti. cebeci asri mezarlığı'na defnedildi. reşit galip bey, evli ve 3 çocuk babasıydı.

(bkz:andımız)
(bkz:türkçe ezan)

karavan

kaplumbağa ya da salyangoz gibi doğada evlerini yanında taşıyan canlılara özenen insanoğlunun özgürlük arayışı gereği sahip olmak istediği araç.

karavanlar çekme karavan ve moto karavan olarak iki gruba ayrılır. ancak günümüzde karavan maliyetlerinin yüksek olmasından dolayı üçüncü olarak da korsan karavanın varlığından söz edebiliriz. moto karavanlar da kendi içinde alkoven ve camper olarak ikiye ayrılır. alkoven, şase üzerine sıfırdan karavanın yapılmasıdır. camperda hazır bir arabanın içi dizayn edilir. korsan karavan ise ticari bir aracın amatörce karavanımsı olarak kullanılması diyebiliriz.

evet aşırı keyifli, her yeni güne farklı bir manzarada uyanmak paha biçilemez ama bir gerçek de var ki çok fazla kişinin hayali olan karavan sahibi olmak sanıldığı kadar kolay ve ucuz değil.(en azından ülkemizde)
kara yolları yönetmeliğine göre ambulans, itfaiye gibi yüksek risk grubunda olan araçlar ile aynı kategoride bulunduğundan özellikle sigortası bir hayli yüksek. üzerine muayene+mtv+bakım eklendiğinde evin önünde durması bile yıllık 5000 tl masraf demek.

edit: eklemek isterim ki 2019 karavan fuarı güncel fiyatlarına göre; sıfır alınmak istenirse 150.000-200.000 tl'yi gözden çıkarmak gerekiyor, ikinci elde ise 100.000-150.000 tl gibi bir piyasası bulunmakta.

tatlıbirtelaş

büyük emeklerle kurulmuş, her aşamasına ufaktan şahit olduğum, yazarlardan birinin en en en yakın dostum olduğu ve her annenin, anne adayının, babanın, baba adayının kısacası herkesin bir gün mutlaka ziyaret edeceği blog adresi.
hala ziyaret etmeyen varsa mutlaka baksın ama en müsait olduğu vakitte çünkü içinde gezinirken kendinizi kaybedebilirsiniz.

kilitlenmişlik

bu yaz tatilinde ilk kez yaşadığım ve bir daha yaşamak istemediğim durum.

odamıza giriş yaptık, valizleri yerleştireceğiz. oda hava alsın diye balkon kapısını araladım. iki arada kızımız kapıyı açıp koşarcasına 1.60lık havuza atladı. atmış olduğum çığlıkla birlikte yerime mıhlandım. hareket kabiliyetim yoktu. ve resmen bilincim gitmişti. neyse ki babası daha soğukkanlıydı...
 spoiler!
gördün mü bak yine içim daraldı

turan dursun

26 yıl olmuş katledileli. gazetedeki fotoğrafı hiç gitmez gözümün önünden. bembeyaz saçlarıyla masum yüzüyle yatmakta asfaltta.
evinin önünde başının arkasından vurdu katiller.
karşısına fikirlerle çıkmayı başaramadılar. onun kadar bilgileri yoktu çünkü. kırık dökük, yalan yanlış anlatacakları ile ancak güldürürlerdi hocayı veya kızdırırlardı.
kulleteyn ve din bu ile tanıdım kendisini ve aydınlığını. daha sonra bütün kitaplarını okudum.
insanlığın uydurma dinini ve safsatalarını değil, gerçekleri anlatıyordu.
ışıklarda uyuyun hocam.

din

din tamamen yaşam şeklini ifade eder. genel bir durumdur veya duruştur. her din ve her peygamber bir bilinç düzeyine ve algısına hitap eder. beyin bu şekilde çalışır.
ben müslümanım, hristiyanım veya museviyim demekle olmaz. din bütün inanışların vücut bulduğu bütündür.

kalben

ibrahim tatlıses'in "haydi söyle" şarkısının cover'ı ile sesini duyuran, ancak geçtiğimiz günlerde “müsaade ederseniz kadını silahla vuran bir adamın şarkısını söylemek istemiyorum” diyerek tepki odağı olan şarkıcı.

müziğin evrensel olduğuna inanan ve sadece iyi müzik olduğu için dinleyen insanların zaten yanlış anlamadığı bir şey için böyle bir açıklama yapması talihsiz olmuş. umuyorum ki üzerine daha fazla gidilmez.

çünkü bizim iyi şarkılara, seslere ve coverlara çok ihtiyacımız var.

ekmek fiyatlarına zam

sosyal demokratlığın duvara tosladığı gri alanlardan biridir. hatta şanındandır.

herkese bedava ekmek vaadiyle başa gelip ilk önce elzem kullanım maddelerine zam yapan iktidarlar çok gördü bu ülke.

kandırılıyoruz benden söylemesi.

salep

efsane salep yapan serez dondurmacisina komsuyum. yolunuz düşerse antep fıstıklı ve belçika çikolatalı salep çeşitlerini deneyin derim.

aynısı kaynımda var

hastalık hastası insanların aynısı bende var 'a çevirmesi durumudur.

kitap kurdu

aynı anda birkaç kitabı birden okuyabilen. etrafındakilerin önereceğin kitap var mı diye sorduğu. anne olduktan sonra en büyük istediği kızına da kitap okuma sevgisi aşılamak isteyen ve şu an için bunu başarmış kişi.

kitap kurdu

aynı anda farklı kitaplar okumasına rağmen her okuduğuna hakim olan ve çocuklardan sonra okumaya ara vermek zorunda kalsa da okumak istediklerini alıp, kitaplığında biriktiren insan.

ceren damar şenel

genç akademisyenin duruşmasında yeni bir gelişme oldu. gizlilik kararı aldırmak istiyor avukat vahit bıçak. o zaman, ceren damar'ı istediği gibi lekeleyecek. sosyal medyanın gücünden korkuyor, kapalı kapılar ardında konuyu "ceren'in erkek merakına" getirecek.
adaletin tecelli edebilmesi için, tüm kadın sivil toplum kuruluşlarının, ceren damar'ın yanında yer alması gerekli. duruşma mutlaka açık yapılmalı. katili gereken cezayı almalı.

mortezgahtasarim

ahşap ürünleri kişiye özel tasarımlarla birleştiren bir instagram sayfası. tasarımları, özeni, aşırı güzel paketleri ile kalbimi cezbetti. kişiye özel hediye ürünler var. takvim, pola kart, poster, not kartları, fotoğraf, defter vs. incelemenizi öneririm...

ülkeyi terk etmek

kaş’a yerleşemeyen her beyaz yakalının hayali. amerika ve kanada ise kaçışta başı çeken ülkeler.

pilot

bir hava taşıtını kullanmak ve yönetmekle görevli, bu iş için özel olarak yetişmiş kimse.
ülkemizde göreve yeni başlayan bir pilot 20 bin lira civarı maaş alırken tecrübeli bir pilotun maaşı ise 60 bin lirayı buluyor.

bir ticaret biçimi olarak annnelik ve babalık

başlık absürd gelmiştir mutlaka. annelik duygusunun nasıl bir ticarethane haline gelip sadece gelir gider dengesine dönüştüğünü anlatayım.

bana göre annelik ve babalık dünyaya getirdiğin çocuğu ipotekleyip hayatının sonuna kadar bütün kararları da dahil olmak üzere onun adına düşünüp istenilen şekilde karar verdirmek veya buna çalışmak değil, aksine dünyaya gelen çocuğa kendi olabilmesi için elinden gelenin, şartların elverdiği ölçüde ve en mükemmel ortamı sağlamaktır. tabi ki iyinin ve kötünün sonu yok ve ana fikir samimiyetle yapılabileceklerin üzerinden konuşuyorum.

elbette bir çocuk ne emeklerle ne zorluklarla büyütülüyor. bunu kimse yadsıyamaz ama çocuk anne babasına bağımlı hale gelmesi de tamamen hastalıklı bir durum . hatta bundan medet umup annelik veya babalık adı altında kendi isteklerine uygun davranmasını istemek
 spoiler!
kimse kusura bakmasın
tamamen çocuğun içine etmektir.
hele çocukluğunda daha hayata hazırlanırken veya güçsüzken çocuğa yaptıklarını çocuğun yüzüne vurup psikolojik olarak çocuğu zorlamak bırakın anneliği veya babalığı tamamen duygu tüccarlığıdır.

-ben sana iki kilo elma verdim sen de bana 3 kilo mandalina ver.
-neden ben öyle olmasını istemiyorum. bana göre öyle olmamalı
-sen 2 kilo elma nasıl yetiştiriliyor, ne zorluklarla toplanıyor biliyor musun? senin de elman olsun anlarsın o elmaların nasıl kızardığını.
- ya hu anne ne alakası var. sen benden 3 mandalina istemek için mi elmaları verdin?
-ama ben senin annenim.
-ben yapmak istemiyorum. benim anladığım annelik böyle bir şey değil.
-ama ben senin annenim.
-benim de çocuklarım var şimdi ben onlara elma veriyorum diye bir şey mi istemem gerekiyor karşılığında ?
-ama ben senin annenim.
-sana olan saygımı, sevgimi ve düygularımı bana karşı kullanman hoşuma gitmiyor. lütfen kullanma anne
-ama ben senin annenim.
-seni senin istediğin şekilde sevmek veya istediğin gibi davranmak zorunda hissetmiyorum. bu seni sevmediğim veya saygı duymadığım anlamına gelmiyor. sadece senin istediğin gibi değil. elimde çilek var. çilek gibi seviyorum seni. mandalina gibi değil.
-ama ben senin annenim. sen beni sevmiyorsun.
- tamam anne seni senin istediğin gibi sevmiyorum. ama çilek gibi seviyorum.
-ama ben senin annenim.

uzar gider.

ticarethanenin sloganıdır ama ben senin annenim- babanım.

bu ticaret değil de nedir?