assassin's creed

kızımın tüm serisini tamamladığı,benim de yanında onunla birlikte keyifle oyuna katıldığım, inanılmaz görsel şölen sunan oyun. istanbul 'da geçen bölümler' de, kapalı çarşıda ses kaydı yapmışlar.
notre dame katedrali yangınından sonra, fransız yetkililerin, katedralin onarımı aşamasında, ubisoft ilgililerinden oyun için birebir çizim yaparak kullanmalarından kaynaklı yardım istedikleri söylentileri bile yayılmıştı. görseller o kadar gerçek ve özenlidir.

kanal istanbul

gene bir projenin kölesiyiz.

sütlü türk kahvesi

4 yaşındaki yeğenime yaptığım ama bir türlü beğendiremediğim kahve. her seferinde işaret parmağını burnunun ucundan bana doğrultup " ıı hayıl ! seninki kaberengi bu diil " deyip normal türk kahvesi yaptırmaya çalışır.

sözlük yazarlarından hikayeler

@denizece adlı yazarın ricasıyla yayınlıyorum.

dejavu


köprüye yaklaşırken önce paltosunu, sonra ceketini çıkardı. nefes almak için kravatını gevşetti. bir türlü üzerindeki ağırlıktan kurtulamıyor, hala kendini kokuşmuş bir çöp yığını gibi hissediyordu. köprünün ortasına geldiğinde bir süre denizi seyretti... birkaç tekne dışında, in cin top oynuyordu, kıpırtı bile yoktu. deniz, düz koyu gri bir çarşaf gibiydi... korkulukların diğer tarafına geçtiğinin farkında bile varmadı. rüzgar yüzüne vurup dengesini sarsınca, ne yapmakta olduğunu fark etti, tuhaf olan: korkmuyordu artık. az evvel önünden geçen martı gibi açtı kollarını gri maviliğe sarılmak için. gökyüzünden dökülen yağmur damlası gibi karıştı denize.
suya değince, kurşun gibi ilerlemeye devam etti bir sandığın içine girdiğini sandı. dört tarafını saran karanlığı, başka türlü anlamlandıramadı. nefesi kesilip, nefes almaya çalışınca, etrafına dokunmaya başladığında, bunun etten bir duvar olduğunun farkına vardı. boğazın tam ortasında balinaya yem olmak tamda ona göre bir durumdu. balina’nın midesi tıpkı pinokyo’da anlatıldığı gibiydi... yarısı su, yarısı hava. ne yapmaya çalışıyordu bu koca aptal onu yemeyecekse ne demeye yutmuştu? arada homurtusunu duyuyordu, hatta bazen kalp atışlarını. yumuşak bir yerde sadece yatabiliyor, sürekli dışarıyı dinliyordu. karanlıkta el yordamı ile yaşıyor, sadece dinleyerek beynini zinde tutmaya çalışıyordu. içinde bulunduğu karanlık onu soyutlaştırıyor geçmişin izini hızla siliyordu. bazen kendi kendine mırıldanıyor, ama kelimeleri karıştırıyordu. adını, ne iş yaptığını, sevdiği kadını ve köprüye niye çıktığını unuttu. her gün daha fazla ses duymaya başladı, artık yemek olduğunu bile unutmuştu... onun kalp atışları artık huzur veriyordu... tatlı bir melodi gibi dinlemek ve onu dinleyerek uykuya dalmaktı, çoğu zaman yaptığı. kalp sesi hayattasın demekti. yaşıyorsun, yaşıyorum demekti. içimde olduğun sürece bana aitsin der gibi idi. bu uğultulu karanlık onu içine kabul etti... yediği yiyeceklerden hızla kilo alıyordu. bazen olduğu yerde dönmesi bile güç oluyordu.
zamanla etrafını bir zar kapladı, elini kolunu bağladı "demek böyle oluyordu: koza gibi uzun süre yiyeceğini saklıyor, acıkınca yiyordu." tuhaf bir minnet besliyordu bu canlıya. bazı günler balık sürüleri geçiyordu yanlarından, bazı günler hiç kımıldamadan öylece duruyordu, içinde bulunduğu canlı. aşırı hareket ettiğinde onu hissettiğini fark etti. döndüğü zaman duruyor, mide duvarına tekme atınca ona dokunmaya çalışıyordu... tıpkı mors alfabesi gibi... derisi suyun içinde durmaktan buruşmuş, pul, pul dökülmeye başlamıştı. saçları kaşları ışık görmediği için dökülmüştü çoktan. buruşuk tüysüz bir et parçasıydı artık. kafası orantısız şekilde büyümüş yattığı yerde bile dengesini kuramaz olmuştu konuşamıyordu, ilk zamanlar birkaç kez denedi ama kelimeleri çoktan unuttuğunu fark edince vazgeçti. şimdi tek amacı hayatta kalmaktı. bir gün tuhaf bir şey oldu: gözlerini açamayacak kadar aydınlık bir ışık doldurdu bulunduğu karanlığı. ahtapota benzeyen uzantı çekip aldı, onu yapıştığı et parçasından. bırakın beni durun yapmayın demek istedi ama tek yapabildiği avazı çıktığı kadar çığlık atmaktı... ait olduğu karanlık onu saran ısıtan yerden kopartılmak canını acıttı. çaresiz hissediyordu, savunmasızdı. o uzantılar onu bir suyun altına tuttu sonra pembe yumuşak bir bez parçasına sardı. az ileride ona aşk ile bakan çok güzel bir kadının kucağına verdi.

milyonlarca sperm arasından birinci gelmek

pek de numarası olmayan biyolojik bir durumdur.

davetiye

çeşitli sivil toplum örgütlerinden yaptırılabilir. böylelikle hem nişan, nikah ya da düğünümüze insanları davet etmiş hem de bu yolla toplumsal fayda için çalışan bir kurumun destekçisi olmuş oluruz.
davetiye yaptırabileceğimiz bazı sivil toplum örgütleri ; tegv, tev, tema, lösev, wwf, darüşşafaka, açev, çekül.

uzaylı istilası

2020 yılında yaşansaydı çok da şaşırmayacağımız olay. onca şeyin üstüne tuz biber niteliğinde olabilirdi.. seneye artık

gizemabla

kendine ilginc bir hedef edinmis yazarımız. amatör olarak troll ile uğraşıyor olabilir. proje olabilir. sadece kelimelere obsesif şekilde ilgi duyuyor olabilir. çeşitli teorilerim var. zamanla belki kafamda şekillenir.

matiz

çamaşır suyu

ninemin takma dişlerini koyup sabaha kadar bıraktığı sabahta yıkamadan taktığı solüsyon. kafa yapıyor, kafa açıyor.

evrencan gündüz

türk müziğinin evrenselleseceğine olan güvenimi arttıran müzisyen.
şarkıları acaip yorumluyor, mest oluyorsunuz. sempatikte ayrıca.
gırtlağı ve tınısı da pek iyi.
hep söylesin.

fedakarlık

kişinin kendisinden eksiltip başkasına vermesi durumu. zaman zaman eee tamam artık desekde kendimizi alamadığımız illet bir hastalık. bir de bunun “ ben senin için ne fedakarlıklar yaptım, yazıklar olsun! “ kısmı var, biri de çıkıp dürüstçe demiyor ki “ ben mi istedim arkadaş herkes kendi için bişeyler yapsın “ diye de şöyle bir kendimize gelelim.

metafizik

evreni bütünü ile bilme, varlığın özünü ortaya koyma, fizik ötesini tanıma çabasıdır.

'ta meta ta physika'

yemek hastalık ilişkisi

düzensiz ve yetersiz , dengesiz ve fazla olduğunda olan şey. dikkat edilesi en önemli konu.

fırsatçılık

annenin arkası dönükken kardeşe bir tane patlatan büyük çocuğun davranış biçimi.

parfüm notalar?n?n seçimi ki?isel tercihlere ve beklentilere göre yap?l?r. a?a??daki faktörlere dikkat edilmelidir:
1. cinsiyet: erkek ve kad?n parfümlerinin kokular? genellikle farkl?d?r. erkek parfümleri, tütün, ot, baharat gibi a??r notalar? içerebilir, ancak kad?n parfümleri, çiçek, meyve ve misk gibi hafif ve tatl? notalar? tercih edebilir.
2. mevsim: baz? mevsimlere uygun olan parfüm notalar? vard?r. örne?in, yaz aylar?nda taze ve hafif notalar, k?? aylar?nda ise daha kal?c? ve a??r notalar tercih edilir.
3. günlük veya gece kullan?m?: günlük kullan?m için hafif ve tatl? notalar, gece kullan?m? için ise daha kal?c? ve a??r notalar tercih edilir.
4. ki?isel tercihler: bir parfümün kokusunu be?enip be?enmeyece?i, ki?isel tercihlere göre de?i?ebilir. ayn? zamanda, ki?inin terleme oran? ve cildinin tepkisi de parfüm seçiminde rol oynayabilir.
parfüm notalar?n? seçerken, ki?inin beklentilerine ve tercihlerine uygun bir koku bulmak önemlidir. ayr?ca, bir parfümün dayanma süresi ve etkisi de seçim sürecinde de?erlendirilmelidir.
https://www.mojparfum.com/

dişital medya

kadın ve kadına yönelik bir markanız varsa, kendinizi ellerine bırakabileceğiniz ajans.

torgal

miliyet çocuk'ta yayınlanan uçuk, kaçık, antik çağlarda geçen bir çizgi roman kahramanı. elinde sadece boynuzdan yapılma bir bıçak ile harikalar yaratır. sonra uzaylılar falan girer işin içine.

anduril

batının alevi.
aragorn'un kılıcı.
yüzüklerin efendisi serisinde sauron ortaya çıktığında elfler tarafından kırılan narsil'in parçaları dövülerek yapılmıştır.
dövülen kılıç ile birlikte aragorn, gondor ve arnor krallıklarının ortak hükümdarı olur.
ayrıca anduril, sauron'a mağlubiyeti hatırlatıyor olması ile de bilinir.

30 ağustos zafer bayramı

türk milletinin zafer bayramıdır.
sevgili atamızın başkomutanlığını yaptığı büyük taarruz'un başarıyla sonuçlanmasından sonra yunan orduları izmir'e kadar takip edilip, 9 eylül 1922'de izmir kurtarılmış ve böylelikle türk toprakları yunan işgalinden kurtulmuştur.
işgal birliklerinin ülke sınırlarını terk etmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder.
türkiye'de 1926'dan itibaren kutlanmaktadır.

ayrıca evliliğimin de 5. yıl dönümüdür. vatanı düşmandan temizlemek gibi zaferdir sevdiğine kavuşmak.