Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz.
daha fazla bilgi
evlilik haberini verdi, evlendi, şimdi baba oluyor genç yazarımız.
eşini ve kendisini kutluyor, bebeklerinin sağlıklı bir şekilde dünyaya "merhaba" demesinin haberini ayrıca bekliyoruz.
işten eve giderken, dikiz aynasından sadece yola değil, arka koltukta ki bebelerine bakan ve bir çoğunun iyi araba kullanmasına rağmen cinsiyetçi yaklaşımlarla eleştirildiği insanlardır.
ülkemizin sınırlarını korumak, huzuru sağlamak amacıyla başlattığı harekattır.
allah askerimizi korusun, gittikleri gibi sağ salim dönsünler vatanlarına..
dualarımız sizinle allah yardımcınız olsun
fransa'nın başkenti. büyülü romantik bir şehir olduğu yazılır söylenir. benim için paris özellikle yazları çok güzel kokmayan, yankesicilerin çok fazla olduğu, metroda, kafede otururken çok dikkatli olmanız gereken şehirdir.
sözlükte bu genç yazarımız.şimdi kız babası oluyormuş. çok şanslı bir baba.
sevgili eşin ve doğacak bebeğinle bitmeyen mutluluklar diliyorum.
bizleri de ihmal etme ama!
1. love is patient, love is kind. it has no envy, nor it boasts itself and it is never proud. ıt rejoices over the evil and is the truth seeker. love protects; preserves and hopes for the positive aspect of life. always stand steadfast in love, not fall into it. it is like the dream of your matter of affection coming true. (ingilizanahtari)
2. ne kadar kuvvetli olursa sonu o kadar yıkıcı olur. hatta socrates'in de bunun üzerine bir sözü vardır;
--- alinti ---
"the hottest love has the coldest end."
--- alinti --- (akilliyazar 23.12.3456)
ilk betim tamamen hatalı. sözlükte türkçe kullanıyoruz ingilizce ya da herhangi bir dil değil. fakat ikinci betim doğrudur yazarımız paşalar gibi tanımını yapıp bize üstattan örnek vermiştir.
kopan şeydir. mesela bir duraktan kalktığınızda eğer aşağıda yolcu kalmışsa, kapıya biri şıkıştıysa veya birisi diğerini ittiğinde arkadan gelen feryat figandır.
ne yalan söyleyim bazen bilerek insanları kapıya sıkıştırıyorum. çok zevkli ama.
bu yıl üzülerek de olsa sıklıkla kullandığımız tabirdir. bknz: ayşen gruda, yıldız kenter, dilber ay, tarık ünlüoğlu, can bartu, ümit yesin... ve daha niceleri.
online pazar yerinden bahsediyorsak, "alıcılar ile satıcıların üçüncü bir taraf vasıtasıyla elektronik ortamda bir araya getirilmesi ve bu şekilde ürünlerin sergilenmesi ve satışının gerçekleşmesine olanak veren bir e-ticaret faaliyetidir" 3. tarafa örnek: alibaba, ebay, gittigidiyor, n11, hepsiburada ilk akla gelenlerdir.
satıcıdan tahsil ettikleri komisyon oranları, reklam ücretleri, mağaza ücretlerini son 1,5 yılda %100 arttırdıkları ve alıcıdan aynı anda tahsil edilen ücreti satıcıya 15 ila 30 iş günü sonra aktardıkları için satıcıları kendi maaşlı çalışanları haline getirdiler.
alıcı şayet pazar yerlerinde işini iyi yapan dürüst bir satıcıya denk gelmediyse bu 3 taraf çoğu zaman alıcının sorununu çözemiyor, yada bilinçli bir tüketiciye denk gelmediyse çözmekle uğraşmıyor diyelim. alıcı tarafından mağdur olan satıcının sorunlarına da bu şekilde yaklaşıyor.
mesela bu pazar yerlerinden biri aya koloni kurmak için çalışmalara başladı ama kendi pazar yerlerinde küçük bir sistem değişikliğini bir türlü yapamıyor kimi zaman.
büyüdükçe üretenlerin, çalışanların sırtından daha çok geçinen kan emiciler, özetle.
o kadar sinirlisin ki hıncını alamıyorsun. sinirini çıkaracak tek birşey bile yok tam da o anda içerden bir ses gelir "bulaşıkları yıkaaaaa" en iyisi bulaşıkları yıka su seni rahatlatsın!
beyin çok ilginç bir yapı... bir şeye ol dediğinde ol emrini alıyor ve emri yerine getirebilmek için her türlü olay kişi veya durumu karşınıza getiriyor. daha doğrusu ona göre yayın yapmaya başlıyor ve aynı frekanslarda olan enerjileri kendine çekmeye başlıyor.
bugün başınıza ne gelirse gelsin aslında senden sana ve seninle oluşan durumlardan başkası değil.
yani aslında bakış açın ve ortaya koyuşun seni kapı da yapar anahtar da...
doğu’da bir köy gördüm
dağların arasında,
öyle mahzun,
çaresiz,kalakalmış.
çıplak kavakları bilehüzünlü
kalemler gibikara saplanmış.
köyün ortasında bir okul
ve tezek sobasıyla
ısınmaya çalışan çocuklar.
bir bıcırık kız,
yanında bir karamuk oğlan.
buz gibi elleriama
gözleri ahu,gözleri ceylan.
adın ne dedim kıza
dedi: benim adım türkan.
oğlan ekledi
benimki desaylan.
dedim;dayan yüreğim dayan.
madem ki bu çocuklar türkan
madem ki bu çocuklar saylan
gelecek onlarındır,gerisi yalan.
değişir bu düzen
döner bu devran.
zülfü livaneli'nin değerli hocamızın ardından yazdığı şiir. yetiştirdiği kardelenler gibi sade ve öz.
bizdeki makarna ile italyadaki makarna farklıdır. biz spagetti ve türevi olanlara makarna deriz italyanlar için hepsinin bir adı vardır. spaghetti, farfelle gibi.
italyanların makarna dedikleri bizdeki su böreği kıvamındaki daha geniş yüzeyli olanıdır.
italyan turistlerin yaşadığı en büyük sıkıntıdır. yoksa hayat türküye'de dolce vita...
rus şair ve yazar. 27 yıllık kısa yaşamına pek çok şiir ve çağımızın bir kahramanı adlı romanı sığdırmıştır. rus ordusunda süvari olarak görev yapmış, çarlık tarafından bir çok kez kafkasyaya sürgüne gönderilmiştir. bir düelloda yaşamını yitirmiştir.
aşk; kişinin üremek için en doğru kişiyi içgüdüsel olarak seçmesidir. aşık olan kişi aşk duyduğu kişinin mükemmel olduğu illüzyonuna sahiptir. bu illüzyon kişiye her tür çılgınlığı yaptıracak kadar gerçektir. aşıkken onur gurur kelimeleri sözlükten silinir çünkü vücuttaki adrenalin artışı kişinin doğru düşünme yetisine ket vurur. kısacası aşk benim diyen insanları dize getiren en güçlü duygu halidir ve asla sıradanlığı sevmez. onlarca kalp arasından kalbine dokunana denk geldiysen eğer dört elle sarılmalısın.
tarihte aşk ile ilgili bir çok farklı yorum yapılmış olsa da benim favorim aşkın ciddi bir akıl hastalığı olarak tanımlanmasıdır.
arthur schopenhauer: aşk, insan türünü sürdürmek için bireye kurulmuş tuzaktan başka bir şey değildir.
platon: aşk, ciddi bir akıl hastalığıdır.
montaigne: aşk dediğimiz şey, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir.
mevlana: aşk sandığın kadar değil yandığın kadardır.
charles bukowski'nin aşk yorumunu ise videodan izleyebilirsiniz.