birinci şahıs nişancı

paris

montmartre , paris’te rakımı en yüksek olan, paris manzarasını en iyi izleyebileceğiniz yerdir. gitmeden dönmeyin derim.

anne olmak

en kutsal duygu. tarifi yok

gırgır

farklı anlamlar içeren esnek kelimelerdendir.gırgır geçmek alay konusu haline gelmek anlamında kullanılmak ile birlikte.türk geçmişinde elektrikli aletlerden önce de kullanılan kırıntı,parça dökülen yerleri "gırgırlamak"terimiyle özdeşleştiren kelime.
gırgır halk dilinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

tahtalıköy

boylamak fiili ile birleştiğinde ecele doğru yürüyeceğimizi bildiren kelimedir.

(bkz:tahtalı köyü boylamak)

limon

makine tv

iki makinecinin bir evde yaşamasından mütevellit, izleyecek bir şey bulamadığımızda açtığımız türksat kanalıdır.
aklınıza gelebilecek tüm makine ve ekipmanlarını, nasıl çalıştıklarını, üretim aşamalarını ve tanıtımını bu kanalda izleyebiliyorsunuz.

(bkz:makine mi makina mı)

topuklu ayakkabı dinen caiz değildir

çocukken arkadaşlarım kuran kursuna giderlerdi yazları. mahalleden kendini din hocası tayin etmiş çatlaklar olurdu genelde öğretmenler. sonra ders çıkışları gelip bin gece kabus görmeye yetecek kadar korkunç şeyler anlatırlardı. cinler, büyüler, cehennem ve zebaniler hakkında. devlet okulları da şu an tam o kuran kursları gibi. her kurumda birbirinin kopyası yöneticiler olduğu malum, dolayısıyla şaşırdık mı? hiç değil. yani insan köpeği ısırdığında haber yapsınlar öyle şaşıralım.

seviştikçe güzelleşmek

kadının kendini hissettiği nadir anlardan biridir. sevişmek. hele partneri sevidiğiyse güzelleşmesin de ne yapsın.

naim

cep herkülü
dün akşam izlediğim, gönlüme taht kuran bir hayat hikayesinin filmi.

filmi bursa'da izledim. bursa zamanında kırcaali'den, bulgaristan'dan gelen türklerin yerleştiği il ülkemizde.
filmin sonunda sinemada yedisinden yetmişine herkes kendinden geçer şekilde ağlıyordu. muhtemelen çoğu kendi yaşadıkları ile yüzleşti. ilk kez bir ortamda bu kadar rahat aglayabildiğimi düşünüyorum.

ben izlediğim, dinlediğim şeyleri teknik olarak değerlendiremem, bana ne hissettirdikleri ile değerlendiririm. çok iyiydi!

keşke diyorum o yaşarken bu film çekilseydi.
o kadar erken ayrıldı ki dünyadan...
dünyaya sesini ve yapılan zulmü duyurabilmek için nefer olmuş, daha çocuk yaşta naim'in mücadelesi karşısında saygıyla eğiliyorum.

"herkesin bir silahı vardır. kendi silahını bul"

eypio'nun naim için seslendirdiği şarkıyı aşağıya bırakıyorum.



(bkz:naim süleymanoğlu)
(bkz: hayat van eck)

rapor

ev işleri

bekarken annem söylediğinde fazla aldırmadığım, evlenince ise olay tam anlamıyla kavradığım, bitmek bilmeyen enerji isteyen işler topluluğu. gece 1 yada 2 de duvar silebilmek.

geceye bir şarkı bırak

yeni keşfettiğim bir sanatçıdan. bence çok güzel yorumlamış.
(bkz: burcu soysev)

dizilerin rol model alınması

beyin her gördüğünü bizim anladığımızı sandığımız şekilde algılamaz. ne duyarsa kelimenin ilk anlamı ile ve sadece göründüğü şekliyle algılar .
yani üzerinde bir mana , ima veya daha önce yaşanılmış bir anı var mı diye bakmaz ve sadece mekanik olarak çalışır.
beynin algısının üzerine anı, düşünce, ima duygu ekleyerek bizim frekansımızdan birimlerle iletişimde bulunuruz. yani birbirimize algılanır oluruz. bunu göz yapar.
neyse felsefeyi bırakalım.

insanlar televizyonlarının başına oturduklarında safiyane olarak bir çok şey izler. reklamlar, diziler, filmler, bir sürü gereksiz bilgi.
bu bilgiler beyin tarafından hiç bir kısıt olmadan işlenir ve gen'e yazılır.

siz farkında olmadan sizden açığa çıkan davranışlarınız olmaya başlar. ne zaman ki karşınızdaki kişinin beyni duygu, ima vs gibi bir araçla sizinle bağlantı kurduğunda beyin daha önce kayıt ettiği bilgiyi ortaya çıkarır.
sonra gidip polat alemdar gibi racon keserken, bihter gibi kocanızın yeğeniyle aşna fişna ederken bulursunuz kendinizi.
sonra da söylenirsiniz ortam çook bozuldu. nerede o eski zamanlar diye.

tuzlu kahve

damadın gelini istemeye geldiğinde yapılan kahve. tuzlu kahve eski zamanlarda görücü usulü evlilik yapılırken gelin damadı beğenmezse ya da benim aklımda başkası var mesajı vermek istiyorsa ona tuzlu kahve ikram edermiş.

behzat ç.

başrolünü erdal beşikçioğlu'nun oynadığı,bir ankara polisiyesi şekinde tanıtımı yapılan tv dizisi. türk televizyonlarında alışık olmadığımız farklılıktaydı. tadı damağımızda kaldı.

gizemabla

sözlükte show yapmış olan arkadaşımızdır. evet evet artık seni hepimiz tanıyoruz.

insan

katıldığım bir atölyede hocamın "insan sıkılan hayvan" diye tanımladığı canlı türü.
pek çok icadın, keşfin ve hatta insanlığı bir adım ileriye götürmüş olan tüm girişimlerin temelinde can sıkıntısı olduğunu düşünüyorum ben de oldum olası. bu nedenle insanın sıkılan hayvan olarak ifadesi benim için ideale yakın bir tanım oldu.

cenaze evinde yemek dağıtılması

yapılmazsa yenmez, gelip de yiyenin suçu yok, bıktık valla "elalem ne der ?" sorusundan, bulamadık da o elalemi..herkese sorsan "aa tabi haklısın." diyecek. kim bu elalem ?

intro

bir filme, şarkıya ya da tv programına ait tanıtım demolarıdır. ingilizce'deki introduction kelimesinden kısaltılmıştır.
(bkz:outro)