okul kıyafeti

mavi önlük ile bağdaştırdığım kıyafettir.
öyle ki varlıklı-yoksul ayrımının yapılamadığı, her çocuğun bir olduğu sistemdi. sanki eşitlik o mavi önlüğün öncülüğünde sağlanıyordu eğitimde...
şimdi üniformalar var. aynı okulda bir, diğer okullardan farklı... yani eşitliği bozan üniformalar bunlar. alım bedelleri de cabası.

öğrenilmiş çaresizlik

kanıksamaya kadar gider ki kanıksamak en vahim senaryodur bana göre. öğrenilmiş çaresizlik, problemin farkında olarak onu çözemeyeceğinize olan inancınızla ilgilidir ve sürekli boyun eğme halinde bulunursunuz. bariz fırsatları değerlendirebilir ve problemi çözebilirsiniz.

bu durum zamanla, belki bir kaç nesil sonra ya da çok daha kısa sürede kanıksamaya evrilir. problem artık bir problem olarak algılanmaz ve hayatın bir parçası olmuştur. karşınıza çıkan en bariz fırsatlar bile sizin için anlamsızdır çünkü artık probleminiz yoktur.

hayatınızın bir parçası olan problemi unutmuş ve onunla yaşamaya öylesine alışmışsınızdır ki o problemin var olmadığı bir hayat düşünmezsiniz bile.

bu, toplulukların en büyük hastalığıdır çünkü toplum psikolojisi birbirini taklit eden bireyler yaratır. çaresiz olduğuna inanmayan bireylerin çırpınışları yeterli niceliğe ulaşılamadığından dolayı dahi sonuçsuz kalıyor olsa, bu başarısız girişimler toplumun geri kalanında bir umudun olmadıgı yanılgısı doğurur. boyun eğme süreci başlar ve nesillerce devam eder. çünkü artık insanlar çırpınmanın fayda etmeyeceğini ve hatta zarar vereceğini düşünmeye başlarlar. hayatta kalma içgüdüsü ile daha büyük problemler yaşamamak adına giderek basitleşen(!) bir probleme boyun eğmek çok daha mantıklıdır. bir süre sonra o problem yaşamın kendisi kadar normal(!) karşılanmaya başlar ve hatta başarısız girişimlerden zarar gören bireyler toplumun gözüne sokularak, var olduğu sadece küçücük bir azınlık tarafından hatırlanan eski problemler kendi militanlarını bile oluşturur.

kadınlık gururu

özgüveni tam, ezmeyen, ezdirmeyen, hayata karşı duruşu sağlam, kararlarının sonuçlarına cesur bir şekilde katlanan, hangi nedenle olursa olsun dişiliğini kullanmadan yaşamın içinde yer bulmuş kadın "gururlu" kadındır.
karşısında ayağınızı denk alınız.

kanser

kalbimde yara bırakan hastalık.

karakovan balı

şifa niyetine baldır.
içi oyulmuş, iki tarafı da bir tapayla kapatılmış bir kütüğün içine arıyı oturtmakla yapılan ilkel ama en doğal arıcılık türü, yani aslında adı üretim şeklinden geliyor.

karadeniz bölgesinde yaygın olarak yapılıyor ve çok zor ve meşakkatli bir arıcılık türü.
balını farklı kılan asıl özellik ise içindeki peteği dahil her şeyin tamamen doğal olması ve asla insan elinin değmiyor olması. petekler doğal olduğundan süzmeden tüketilir, bu sayede mum ve balın yanı sıra polen de daha fazla tüketilmiş olur.

bal, atmosferden nem çekme özelliğine sahiptir. şöyle ki; bileşiminde %17,4 oranında su bulunan bal, nispi nem oranı %58 olan bir ortamda dengededir. bal, çevre neminin %58’in üzerine çıktığı durumda su emer ve altındaki oranlarda su kaybeder. bu özelliğinden dolayı, bal katılmış besin maddeleri ve hamurlu yiyecekler tazeliklerini ve yumuşaklıklarını uzun süre korumaktadırlar. balın akıcılığı, içindeki su ile yapısını oluşturan maddelerin miktarına bağlıdır. süzülme işleminden sonra ısıtılırsa daha akıcı olur. ancak vitamin ve mineral değerlerinde azlama olduğu gibi şifa değerlerini de sıfırlayan bir işlemdir ısıtma işlemi.

balda normal koşullarda %17-18 dolaylarında su bulunması gerekir ve bu durumun en kötü durumda %25’i geçmemesi istenir. çünkü su, balın özelliğinin bozulmaması, kristalleşme vb. bazı faktörler açısından çok önemlidir.balın rengi her zaman aynı değildir. bu renk, balın yapısını oluşturan elemanların farklı dalga boyundaki ışıkları farklı şekilde absorbe(emmelerine) etmelerine; bal özünün toplandığı çiçeklere ve toplandığı bölgeye göre renksizden koyu esmere kadar değişir. hatta amerika da kuzey carolina’da kaynağı belli olmayan mavi renkli bal vardır.balın genel yapısı içinde, karbonhidratlı maddeler olan şekerler %95-99 oranında bulunurlar. baldaki 17 tür şekerin 9 tanesi kesin olarak bulunmuş, ancak 6’sına bazı araştırmalarda rastlanmıştır.balda sitrik, malik, formik ve asetik asit vardır. ancak en önemlisi glukomik asittir. proteinlerin yapıtaşı olan amino asitler de balda bulunur. balın çok tatlı olması, asitliğinin fark edilmemesine neden olur. balın tadınıo ve kokusunu, balı meydana getiren maddeler oluşturmaktadır. özellikle malik ve sitrik asitin, tat ve kokuda etkili olduğu bilinmektedir.balda %0,17 oranında kül de bulunmaktadır. balda en fazla bulunan mineraller kalsiyum ve fosfordur. bunlardan başka potasyum, kükürt, sodyum klorür ve magnezyum gelmektedir. ayrıca iz elementlerden bakır, iyot, demir, manganez ve çinko da eser miktarda balda bulunur.baldaki vitamin miktarı, polen ve nektar kaynaklarına göre değişir. bu vitaminler şunlardır; tiamin(b), riboflavin(b2), askorbik asit(c), piridoksin(b6), pentotenik asit(b5) ve nikotinik asit(b3)’tir. bal süzme işlemi sırasında bu vitaminlerin büyük bir çoğunluğunu kaybedebilir. bu yüzden bu işlemin sonderece dikkatli yapılması özellikle ısıtma işleminin uygulanmaması gerekir.bal, bir süre sonra (3 ay ile 1 yıl arasında değişir süre) içindeki dekstrozun fazlasının kristalleşmesi ile şekerlenir. bazı tür ballar petek içerisinde kristalleşebilirken, bazıları hiç kristalleşmezler. balın kristalleşmesine engel olan sıcaklık 13,8 c’dir. yapılan araştırmalarda, bu derecenin altında ve üstündeki sıcaklıklarda şekerlenme olur. balın kristalleşmesi, kalite bozukluğunu ifade etmez. ancak tüketici gözünde olumsuz etki yapar. kristalleşen balın, 40-45 derecede 1 saat kadar ısıtılması eski durumunu almasını sağlar. 45 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda bal vitamin değerlerini yitirir.her balda bir miktar maya bulunur. baldaki su miktarı ile maya miktarı doğru orantılıdır. su artarsa maya da artar. balı bozan ve ekşiten en önemli faktörlerin başında da maya, su ve balın uygun olmayan depolama koşulları gelir. araştırmalara göre %17,1 den daha az su içeren balların maya miktarı ne olursa olsun 1 yıldan önce kesinlikle ekşimediklerini ortaya koymuştur. bal mayaları 11c derecenin altında faaliyet gösteremediklerinden, sıcaklığı 10c derecenin altındaki depolarda saklanan ballarda ekşime ve bozulma görülmemektedir.bal doğallıktan ayrıldıkçave çeşitli amaçlarla insan tarafından uygulanan işlemler arttıkça kalitesi bozulmaktadır. balın kalitesi bozuldukça ve içine yabancı madde karıştıkça korunması da o denli zorlaşmakta ve bozulmanın önüne geçilememektedir. iyi olgunlaşmış, su oranı normal olan saf nektar balları, çabuk bozulmaz ve saklanmaları kolaylaşır.karakovan balının kalitesini belirleyen kovanın içinde bulunduğu floranın zenginliğidir. kaçkar dağları ise floral zenginliği, yani doğal ortamda bulunan ve yetişen bitki çeşitliliği ile ün salmıştır.

kaçkar dağlarındaki karakovanlarda yaşayan arılar bu flora içerisinde sayısız çeşitdeki çiçeklerden nektar ve bal özü toplayarak bal üretirler. bu neden bu yörenin balının şifa verme özelliği çok daha fazladır. doğal kaçkar karakovan balı son derece değerli, çok kaliteli ve besin değeri yüksek bir baldır. ballı süt tarifi büyükler için de geçerlidir. kış hastalıklarına karşı vücudu korur, direnci artırır. her gece içilen bir bardak ballı süt vücudu hastalıklara karşı korur.doğal kaçkar karakovan balı son derece değerli, çok kaliteli ve besin değeri yüksek bir baldır. bu balı tüketirken aşırıya kaçmamak gerekir.sabahları aç karnına bir tatlı kaşığı alınabilir, bu midenizi ve boğazınızı temizler ve mide yaralarınızı iyileştirir.veya aç karnına ballı sirkeli karışım içilir. vücut temizlenmeye başlar, böylelikle vitamin kaybı olmadan kilo vermeye yardımcı olur, metabolizmayı hızlnadırır.bunun dışında kahvaltıda yine aşırıya kaçmamak üzere tüketilmelidir.bal ısıtılmamalı veya pişirilmemelidir.

eğer bal bazı yiyeceklere katılıp pişirilir gibi bir tarif varsa itibar etmeyiniz. bal kaynatılınca içindeki enzimler azalacağından vitamin değeri de azalır. önce diğerleri pişirilir, ılıyınca bal ilave edilir.çocukların gelişiminde çok değerli bir gıda olan bal, kızarmış ekmek, tarçın ve kaymakla verilebilir. yalnız 1 yaşından küçük çocuklara yedirilmemelidir.ılık süte bir tatlı veya yemek kaşığı güneş kaçkar bal katılarak çocuklara verilebilir. böylelikle çocuklara hem süt sevdirilmiş olur hem de çok değerli bir besin sağlanmış olur.ballı süt tarifi büyükler için de geçerlidir. kış hastalıklarına karşı vücudu korur, direnci artırır. her gece içilen bir bardak ballı süt vücudu hastalıklara karşı korur.

adele ağrıları, titremesi, uyuşmasının giderilmesinde,ağrı ve sancıların giderilmesinde,ağız yaralarının iyileştirilmesinde,akciğer hastalarının iyileştirilmesinde,bademcik iltihabının yok edilmesinde,bağırsak gazının, iltihabının giderilmesinde,baş, göğüs, karın ağrılarının giderilmesinde,baş dönmesinin giderilmesinde,bel ağıralarının giderilmesinde,beyin hastalıklarının iyileşmesinde, felç ve sinir hastalıklarını gidermede,cilt bozukluğunu, lekelerini gidermede,cinsel gücü artırmada,damar sertliğinde, damar tıkanıklığını yok etmede,gözleri güçlendirmede,halsizliğin giderilmesinde,hazmı kolaylaştırmada,hafızayı güçlendirmede ıştah açmada,kabızlığın iyileştirilmesinde,kalp çarpıntısını gidermede kanın temizlenmesinde,kemiklerin kuvvetlenmesinde,nezle ve grip hastalığının tedavisinde öksükrüğün, nefes darlığının, astım hastalığının tedavisinde,romatizma ve siyatiğin tedavisinde,sarılık hastalığının iyileştirilmesinde,sedef hastalığının giderilmesinde sonderece etkili olduğu klinik denemelerle kanıtlanmış ve halk arasında yüzlerce yıldır doğal ilaç olarak kullanılıyor.

bahariye caddesi

resmi adı general asım gündüz caddesi'dir.
kadıköy altıyol'dan, moda ' ya çıkan caddenin adıdır.
günün her saati hareketlidir. erken saatlerde geçerseniz, butiklere mağazalara kıyafet indiren araçları görürsünüz. geç saatlere kalırsanız geceyi karşılamaya hazırlanan gençlere rastlarsınız.
trafiğe kapalıdır. nostaljik tramvay bu cadde de çalışır.
markalı markasız mağazalar, cafeler, banka şubeleri, hatta rumeli üniversitesi, halk eğitim, kadıköy kaymakamlığı, bahariye ilkokulu hepsi bu cadde üzerindedir.
şirin ve keyifli bir caddedir.

çift kaşarlı tost

dışarda tost yemek istiyorsanız çift kaşarlı demelisiniz aksi takdirde sadece ekmek yiyebilirsiniz.

bilim kadınları

astrofizikçi jocelyn bell burnell "pulsarların keşfi" etkinliği kapsamında 11 şubat perşembe günü ıtu astronomi kulübü'nün youtube yayınına konuk olacak.

onat soysal

down sendromlu yüzücümüz bu aslan delikanlı, italya'daki avrupa şampiyonasında gümüş madalya almış.
yolun açık olsun delikanlı. tüm arkadaşlarına, örnek olman dileğiyle.

israil devleti

batı asya'da akdeniz'in güneydoğu kıyısında ve kızıldeniz'in kuzey kıyısında yer alan bir güzelim ülke . kuzeyinde lübnan, kuzeydoğusunda suriye, doğusunda ürdün, güneybatısında mısır ve hem batı hem de doğusunda sırasıyla filistin toprakları olan gazze şeridi ve batı şeria ile komşudur. görece küçük yüzölçümü içerisinde coğrafi olarak çeşitli farklılıklar var. kimi yeri yem yeşil vadilerken kimi yeri çöl . ülkede ekonominin ve teknolojinin merkezi tel aviv iken idari merkez ve ilan edilmiş başkent kudüs olarak israil devleti görüyor ama filistin hükümetiyle bu konuda tam bir çekişme içerisinde. uluslararası ortamlarda başkenti tel aviv olarak gözüküyor.
(bkz:israile seyahat edeceklere genel bilgiler)


israil’in adı beni israil oğullarından geliyor ve tarihi musa peygambere kadar gidiyor. burada bir kavram karmaşası var daha doğrusu bizim için var.
yahudi
musevi
ve israilli olmak üzere aslında hep aynı şeyi ifade ediyoruz ama farklı yönleriyle ettiğimizi bilmiyoruz.
bölgedeki karışıklığı, orta doğu’nun bu keşmekeşliğinin sebebini özellikle dinler tarihi ve israil- arap tarihini okuyunca anlıyor insan.

yehuda krallığı bölgede milattan önce kurulmuş ve bölgenin en güçlü krallığı. mö 720 yıllarında yehuda krallığı ise sırasıyla babil, pers ve helen imparatorlukları tarafından ele geçirildi ancak yahudi özerk statüsüyle varlığını korumaya devam ediyor . burada anladığım kadarıyla yehuda aslında hz ademin soyundan geldiklerini söyleyen ve yahuda krallığına mensup kişilerin kendileirni ait hissettikleri ırk. hz musa’nın getirdiği dine inanarak toplumun adı yahudi haline geliyor. israil bölgenin adı haline geliyor.
israillilerin kendilerini diğer insanlardan daha üstün görmelerinin ve bu kadar zorlayıcı olmalarının asıl sebebinin bu olduğunu düşünüyorum. yani alttan alttan bu topraklar bizim ve yehuda krallığı hala var diye bas bas bağırıyorlar.
topraklar hem bereketli hem de peygamberlerin neredeyse hepsi bu bölgeden doğma. gerçekten gittiğinizde göreceksiniz maneviyat olarak çok güçlü bir yer olmasına rağmen her şeyin madde ve satılabilir olduğunu hissediyorsunuz.
hz isa’nın çarmıha gerilmesi, musa peygamber ve hz muhammed hep bu topraklarda bulunmuş.
romalılar, persler, araplar ve osmanlıların elinde devamlı son uç eyalet, il veya beylik olarak el değiştirmiş.
bölgede sadece yahudiler yok araplar da var ve 7. yüzyılda levant, araplar tarafından bizans imparatorluğu'ndan alınmış ve 1099'da birinci haçlı seferi'ne kadar bölgedeki arap hakimiyeti sürmüş 1187'de eyyubiler ile birlikte yeniden müslümanlar bölgenin hakimi olmuş ve ardından 13. yüzyıldan itibaren memlükler hakimiyet alanlarını mısır'dan itibaren bu bölgeye kadar genişletmişler
1517'de osmanlı imparatorluğu, memlükleri yenerek bölgeyi ele geçirdi ve osmanlı hakimiyeti imparatorluğun ı. dünya savaşı'nda dağılmasına dek devam etmiş. gittiğinizde göreceksiniz neredeyse her tarihi yapıda osmanlı izi var. 19. yüzyılda yahudi ulusal uyanışıyla birlikte diasporada siyonist hareket ortaya çıktı, böylece osmanlı suriyesine ve sonrasında birleşik krallık'a bağlı filistin mandasına göç dalgaları başlamış. zaten isralin devletleşme dönemi de bu zamanlara rastlıyor.
abdülhamid ile ilk başta toprak pazarlığı yapılıyor. alamadıkları toprakları bu sefer alavere dalavere ile alıp kendi büyük israillerini kurmaya başlıyorlar. israil’in türklerle olan savaşı buralara dayanır.

1947'de birleşmiş milletler'in hazırladığı filistin paylaşım planı ile bölgede bağımsız arap ve yahudi devletleri ile uluslararası kudüs yönetiminin kurulması isteniyor ve . planı yahudi ajansı kabul ederken arap liderler reddeder ama sonraki yıl yahudi ajansı, israil devleti'nin bağımsızlığını ilan et-der ve hemen peşinden başlayan 1948 arap-israil savaşı sonucunda israil eski filistin mandası topraklarının büyük çoğunluğunu elinde tutarken komşu arap ülkeleri ise batı şeria ve gazze'yi ele geçirir bu tarihten sonra israil ile arap ülkeleri arasında birçok savaş çıkar israil, 1967'deki altı gün savaşı'ndan itibaren batı şeria, gazze şeridi (2005'teki geri çekilmeye rağmen hâlâ işgal altında.) ve golan tepelerini işgal eder. kendi idaresini doğu kudüs ve golan tepeleri'ne içine alarak genişletse de bunu batı şeria'da gerçekleştiremezler. çünkü büyük bir direnişle karşılaşırlar. israil'in filistin topraklarını işgali, modern zamanların en uzun işgalidir. önce toprak satın almalarıyla başlayan işgal sonrasında silahlı olarak direkt savaş ve çatışmalarla devam eder. bölgedeki diğer arap ülkeleri de buna kayıtsız kalmaz ve onlarda israile savaş haline girerler ama bir süre sonra, özellikle 6 gün savaşından sonra herkesin süngüsü düşer. israil bütün çevresindeki ülkeleri bastırır.
israil kurulur ve kendilerine israil devleti adı verirler. işin ilginç tarafı arap kesim israilin normal oalrak bağımsızlığını kazanmadığı için bir devlet olarak kabul etmez.

toprak satınalmalar o kadar ileriye gider ki bugün israil topraklarında filistinlilerin yaşadığı topraklar mercekle görülecek kadar küçülmüş durumda. son okuduğum haberlere göre filistinlileri mülteci olarak lanse etmeye başlamışlar.
vay be dedim nereden nereye. adamlar kendi topraklarında misafir haline geldiler diye düşündüm.

şule çet

katillerin biri müebbet, biri 18 yıl ceza aldı güzel kız.
şimdi ruhun huzur bulsun.
kamuoyu bu davanın arkasında durdu, sonuç belli.

bigudi

ben lise 2'deydim en son kullandığımda. akşamları annemin önüne oturur kafamı bigudi ile doldurmasını isterdim. sabah köpük ile şekil verildi mi hiç de fena olmazdı saç modelim.

yorgancı

evlenecek kızın çeyizine el dikişi bir yün yorgan eklemek kimi bölge insanlarında bir gelenek olduğundan hala uğranılıp alışveriş yapılan zanaatkar.

bir kaç ay önce kız kardeşim evlendi. evlilik gündeme geldiği andan itibaren annem başlamıştı 2 yorgan yaptırsam yeter mi diye. kardeşim her defasında " annecim istemiyorum, kullanmayacağım ve yer kaplayacak " deyip deyip reddetti. düğün oldu bitti 4 ay geçti üzerinden ve annem geçen hafta muradına erdi nihayet. sonunda kardeşim peki demiş, yaptır bir tane. gittik mahalledeki yorgancıya. görüntülü arama ile renk seçimi yapıldığı sırada kardeşim ustaya " acaba ortasındaki o gül deseni olmasa olur mu? " diye sorunca, yorgancı usta kaşını kaldırıp " kusura bakma abla model değiştiremem, özelliği bu. gülü deseni işlemesem yorganın güzelliği ortaya çıkmaz " dedi ve konu kapandı. sipariş verildi ve çıktık yorgancıdan. annem de derin bir nefes aldı, kızına bir yün yorgan bile yaptırmamış utancını daha fazla taşımayacağı için.

edit: imla

karlı kayın ormanı

ilk olarak; bir tarafına zülfü livaneli, diğer tarafına edip akbayram şarkıları kaydedilmiş bir kasetten dinlediğim beste.

hatta bu kaset yüzünden yıllarca edip akbayram ve zülfü livaneli'yi birbirine karıştırmışımdır. hala da bazı şarkıların hangisine ait olduğunu dinlemeden söyleyemeyebilirim. lütfen bu tip melez kasetler kaydetmeyin. a tarafında aleyna tilki, b tarafında küçük ceylan olmasın. kaseti ya tamamen karma şarkılardan doldurun ya da tek bir sanatçıya adayın. çocuk gelişimi için önemli. *

eleştiri

kabul edilmesi erdem olan bir vasıf.

küfür eden kadın

kadın küfür etmez diye bir şey var. kazın ayağı öyle değil . bir güzel küfür ederiz hem de en galiz, duyulmamış küfürler ederiz.

güzel olduğunu da söylüyorlar.
(bkz:kadın argo sözlüğü)

plasebo

hayatın kendisidir. ilk yüklemeyi masallarla yaparlar. bir varmış bir yokmuş diye.

yok olanı var sayana verilen "var" ilacıdır. bir şeyi ancak aynı frekanstaki başka bir şey ile değiştirebilirsiniz. varsayana evet sende bu var-mış ama bu var ilacı seni iyi edecek şeklindeki tedavi yöntemi izlenir

kadın karakterler

pek çok efsane örneği vardır ama ben en çok sarah connor ve jessica jones'u seviyorum. deri ceketle gezdikleri ve kendi işlerine bakmak dışında hiçbir şeyi umursamadıkları için olabilir. tabii sarah connor'ın "işi" dünyayı kurtarmak (daha doğrusu dünyayı kurtaracak olanı kurtarmak) olduğu için başka bir konuya yönelecek vakti de olmayabilir bi taraftan...

kapalı çarşı

fatih sultan mehmet tarafından, istanbul'un fethinden sonra yaptırılan dev bir labirenti andıran, üstü kapalı dev çarşıdır.
60 sokağı, 4000'e yakın mağazası vardır. ışıl, ışıl bir alandır. turistler için cazibe merkezidir.

atiye dizisi

atiye. istanbul'da bir ressam, çıktığı kişisel yolculukta anadolu'daki arkeolojik bir alana dair evrensel sırları ve bu alanın kendi geçmişiyle ilişkisini ortaya çıkarır.