söz bohçası

dünür tanışma merasimi sonrası hazırlanan, tüllü, incili, sandıklı, nazar boncuklu şıkır şıkır bir masraf kütlesi (gv)
efendim, arkadaşımdan söz etmiştim. dünürleri ile tanışmaya gitti. başlangıcı sıkıcı olsa da, çok mutlu geri geldi.
dünürleri sıcakkanlı, gelini güzel ve içten bir kızdı. mutlu kayınvalide adayına, bir hafta sonra bir telefon geldi. gençler nişan tarihini belirlemişlerdi. mutluluk tavan yaptı.
küçük bir detay vardı. kızımızın ailesi geleneklerine bağlı bir aileydi. bohça isteniyordu. detaya girmeden çekirdek aileye ve geline bohça yapılacaktı. karşılık olarak, onlar da damada ve çekirdek ailesine bohça hazırlayacaklardı. bu akraba, komşu, eş, dost elaleme karşı, törenin şanındandı.
arkadaşım, avm yollarına düştü. gelinine, çamaşır takımı, bornoz takımı, ayakkabı çanta takımı, günlük kıyafet, gecelik sabahlık takımı, pijama takımı, tüylü terlik (olmazsa olmuyormuş) makyaj malzemesi, parfüm aldı. üzerine altın set, tek bilezik, saat, kolye aldı. daha da üzerine, anne baba ve kardeşlere hediyeler alındı.
bu alışveriş kısmı sözlükçüm. bu alınan hediyelere beyaz delik işi bohçalar alındı. bohçalara sarılan hediyelerin üzerine tül, dantel, yapma çicek ve incilerle süsleme yapıldı. bitti mi? bitmedi! (vapur satıcılarına benzedi burası)
kadife kaplı, incili süslemeli, iki adet sandık içine bu bohçalar yerleştirildi.
sandıklar götürülürken yanında, gümüş tepsiye yaptırılmış çikolata ve çicek de klasik olarak zaten gidecek.
tüm bunlar küçük çaplı bir servet sözlükçüm. çok güzel, çok keyifli bir telaş ama maddi durumu uygun olmayan aileler için, ciddi sarsıcı bir durum.
gelişmeleri aktaracağım sözlükçüm. onlar ermiş muradına diyelim...

öğretmenler gününde altın almak

ülkemizde öğretmene verilen değerin maddi ve abartılı şekilde gösterilme durumudur.
öğretmeninize olan sevginiz ve saygınız vereceğiniz en güzel hediyedir sevgili veliler.. günümüz koşullarında saygınız kalmadığını, düşük not alan öğrenci velisinin öğretmene şiddet gösterdiği göz önüne alınır ise en güzel hediyeniz saygınızdır.

kadın ne ister

evde, erkek kardeşi ile arasında ayrım yapılmasın ister.
okulda, istediği bölümü seçmek ister.
işyerinde eşit işe eşit ücret ister.
terfi zamanı erkek rakibine karşı hakkını ister.
anneliğin tadını çıkarırken, ara sıra mola ister.
ev-iş - annelik üçgeninde koştururken, birileri onu anlasın ister.
anlaşılmak ve değer görmek ister.
çok bir şey değil aslında.
biraz nezaket, biraz insanca davranış ister.

kuru fasulye

yanına eklenen pilav ve soğan ile muhteşem üçlüyü oluşturan milli yemeğimiz.

tunaqua

yaratıcı ve inatçı bir sözlük kişisidir.

feyza altun

duruşu ve kendini anlattığı ekranda iyi, sosyal medyada savruk, mahkemede ciddi kişilik.
kadın hakları konusunu kendine şiar edinmiş ve çalışıyor. takdir edilecek bir durum yalnız beklediği saygıyı kendi de gösteriyor olması beklenmekte.

kocaya isimle seslenmek edepsizliktir

sanırım en büyük hata farklı olmak uğruna yapılıyor. fark alemi sadece bir değerin diğerine göre olanını anlamak üzere olmasıdır.

kuranda erkek veya kadını üstün veya eksik göstermez aksine her değerin diğerine göre üstünlüğü yoktur der ve üstüne basar.

bizim yaptığımız en büyük hata sanırım düşündüğümüz şeyin aslında allah indinde bir görüş olduğunu yoksa öyle olmayacağı konusunda bu kadar derin düşüncelere sahip olmamız.
oysa allah indinde veya allah a bir bakış açısından kula baktığınızda bir kulun diğerine farklılığı yoktur. kulun kuldan üstünlüğü olmadığı gibi eksikliği de yok.

gelelim adıyla hitap etme konusuna. yeterli bilginin olmadığı yerde kalan yerleri cehalet ve varsayım doldurur. varsayım ise olmayanı olmuş gibi düşünmekten başka birşey değildir.

kadın kendini eşit hissetmedikçe kimse bir şey yapamaz.

kadının kadına yaptığını kimse yapamaz. hem iyilik hem de kötülük bakımından

papatya masalı

yenilenmiş sözlüğün, yeni ve cici yazarlarından. çok aralıklı yazıyor ama özlüyoruz. sözlüğe biraz daha fazla zaman ayırırsa seviniriz. hadi papatya masalı, masallar uzun sürer.

aksaray otizm eylemi

insan olarak baktığımda; dünyaya gelmiş olan herhangi bir canlının, o dünyaya gelene kadarki sürede toplumların geçirmiş olduğu değişimlerden etkilenmiyor olması gerektiğine inanıyorum. örneğin; kapitalist bir toplumun içerisinde doğmuş olmanız o kurulu sistemin bütün kurallarına harfiyen uymanız gerektiği anlamına gelmemeli. bir kölenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş olmak sizi bir köle olmak zorunda bırakmamalı.

devletler, bir insan topluluğunun hayatta kalmasına yardımcı olması maksadıyla o topluluk üzerinden aslında o toplumu oluşturan her bir bireyi korumak için yine o topluluk tarafından oluşturulan yapılardır. hiçbir devlet ya da hiçbir otorite, yaşayan ve içerisinde bulunduğu topluma zarar verme gayesi olmayan herhangi bir birey üzerinde yaptırım gücüne sahip olmamalıdır.

fakat devlet, kendisini oluşturan toplumun bir öğesi olan her bir bireyi; gerek aynı toplumun içerisindeki gerekse farklı toplumlardaki kişilerin ya da kuruluşların zararlı ve yaşama hakkını tehdit eden davranışlarından korumakla yükümlüdür.

bunu başaramayan devlet, sorumlu olduğu topluma karşı suç işlemiş sayılır. devletin topluma karşı işlediği suçların cezası toplum tarafından verilmek zorundadır. devleti oluşturan organların yine devletin kontrolünde oluyor olması, devletin dokunulamaz bir oluşum olduğu anlamına gelmez. devletin varlığının yegane sebebi, onu ortaya çıkaran toplumdur. hiçbir bilinçli canlı kendi oluşturduğu bir sistemin altında ezilmeye mahkum değildir.

otizmli olsun ya da olmasın, toplum içerisindeki herhangi bir bireyin topluma karşı işlediği herhangi bir suç olmaksızın, toplum tarafından cezalandırılması söz konusu olamaz. bu, yukarıda bahsettiğim üzere devletin var olmasının temel amacıdır.

basit bir düz mantıkla, ben ve arkadaşlarım bir araya gelerek mahallemizde hoşumuza gitmeyen insanları sopalarla dövebiliriz. ve hatta öldürebiliriz. bunun herhangi birini toplum içerisinde rencide edilmesi ya da ötekileştirilmesinden farkı yok benim gözümde.

uzattığımın farkındayım fakat herkeste boyun eğme eğilimi gözlemliyorum ve bundan nefret ediyorum. yetiştirilme tarzından mı, toplumsal duyarsızlaşmadan mı, kanıksamışlıktan mıdır bilmiyorum. sanırım kanıksamışlık bu. geçmişte ve günümüzde devletlere gerçekten ihtiyacımız olduğu toplumsal bilinciyle, onlara bir şey olacak diye çok korkuyoruz. aslında devleti ortadan kaldırmak değil, kendilerine devleti yönetme gücünü verdiğimiz insanları cezalandırmamız gerektiğini düşünüyorum.

çocuklarımızın da özgür düşünebilen, haklarını bilen birer bireyler olması için çabalamalıyız. kendi çocuğuna doğruyu, yanlışı öğretemeyen insalar devletin veya başka insanların yanlışlarını hiç düzeltemezler. kendi toplumumuzun en kötü hastalıkları olan, boyun eğme ve biat etmeyi ortadan kaldırmak gerekiyor.

kolay görünen ama zor olan şeyler

affetmek. kolay gibi görünür fakat aylar, yıllar hatta bir ömür boyu sürebilir.

kinaye

karşıdaki kişinin anlamaması üzerine insanı zora sokan edebi sanat.

bir anda işin rengi değişebilir. ve canınız sıkılabilir. siz siz olun anlayana yapın.

başım ağrıyor

anlaşılmayan ne var anlamıyorum. bir insanın başı da ağrır bir tarafı da. istemiyorsam istemiyorum bana niye bahane bulmam için veya yalan söylemem için baskı yapıyorsun ki.

neden beni yalan söylemeye mecbur bırakıyorsun. senin çükün istiyor diye ben niye yalan söylüyorum.
istemiyorum. kapiş???

satıcı

kapı kapı dolaşıp çenesi kuvvetli kesinlikle diyaloğa girilmemesi gereken seyyar dükkan kılıklı kişi. günümüzde tamamen anlam değiştirdi o ayrı

yayla balı

artvin macahelden kilosu 160 tl'ye aldığımız lezzet patlaması. bu bölgenin balının özel olmasının iki nedeni var: 1.si doğal olarak izole olmuş bir bölge olması, 2.si ise saf kafkas arısının varlığı.

farklı işler

zencefilli varmı ? : )

baba kız ilişkisi

bir kadının doğru adamı bulabilme yolundaki en mühim unsurdur. kadın zamanında yeteri kadar baba sevgisi, ilgisi görmediyse karşısındaki adamın bir baba profilinde olmasını istiyor.

erkeklerden her şeyden önce şefkat bekleyen kadınların çocukluğuna inerseniz, (genellikle) baba sevgisinden mahrum kaldıklarını görebilirsiniz.

black friday

geliyor gönlümün efendisi adlı ebru şarkısını kendisine söylediğim efsanevi alışveriş günüdür.

masterchef

koca kişisinin seyredip seyredip, yarişmada gördüğü her tavayi eve doldurduğu, mutfaktan bir garip kokularin yukselmesine neden olan tv programi.

gens una sumus

latince fide'nin mottosudur. türkçeye "biz bir aileyiz" olarak çevrilebilir.

gırgır