yazarların aşk hikayeleri

yazarların yaşadığı kimi mutlu sonla kimi acıyla sonlanan duygu durumu. ilk görüşte ve tanımadan olanlar mantıksız. bence aşk tanıdıkça çoğalan, çocuklarla zirve yapan, yanında başka bir sürü duyguyu barındıran duygu.

sözlüğe telefondan girmek

ilk alışana kadar zor olan bıdı. mobil tasarım daha anlaşılır olmalı.

emre yücelen

yapmış olduğu ses analizlerine denk gelip, aynı gün içerisinde bir yığın videosunu izlediğim müzisyen. youtuber

işin teorik kısmındaki eğitimi ve deneyimleri ile oluşan tadından yenmez bir video serisi var. buyurun efendim.

tek taş yüzük

gayet uygun fiyata var. kadinlar konuyu fazla uzatmadan krndine alabilmeli. beklenti azsa mutluluk cogalabilir.

sünepe

kılıksız,uyuşuk, sümsük, pısırık, miskin, her şeye maydanoz olan bıdı bıdı kimse.

bayram harçlığı

bayramın çocuklar için en güzel getirisi.
benim çocukluğumda harçlık vermenin bile bir zerafeti vardı.
günler öncesinden çarşıya çıkılır, kızlara süslü mendiller, erkeklere mendil ya da çorap alınırdı.
harçlıklar mendillerin ya da çorapların içine konur, el öpmeye gelen çocuk ve gençlere o şekilde verilirdi.
şimdi kimin elinden geçtiği belli olmayan leş gibi paraları, mini mini yavruların ellerine tutuşturuyoruz kasıla kasıla. marifet gibi.
büyüklerimiz daha zarif ve temizmiş bizden.

adaptasyon

canlının çevreye uyumunu sağlarken yaşama ve çoğalma ihtimalini artıran özellik.

kadın ne ister

sözlüğün ana teması. herkesin sorduğu, einsten'in bile cevabını bilmediği tek soru.

liste uzar gider...

murphy'nin soyunma odası kanunu

tam soyunmaya başladığınızda odaya giren çıkanın çoğalmasına dayalı kanundur.
metre kare başına düşen insan sayısı anlık çokluk gösterir

sivrisinek ısırığı

onemli olan isirmadan once onlem almak aslinda. biz buyukler icin bir cok markanin eczanede sinek kovucu spreyleri olmasina karsin, bunlari bebek ve cocuklara kullanmaktan yana olmadigim icin dogal yontemleri tercih etmeye calisiyorum.
- cay agaci yagi
- lavanta yagi
kullandigim dogal yontemlerden ikisi.

fatmagül'ün suçu ne

dünyanın en saçma konulu dizisi.
bir bölüm bile izlemedim fakat okuduklarımdan anladığım kadarıyla dizi bir tecavüz olayı ile başlıyor ve tecavüzcüler dizinin baş rolleri.

dizi bu tecavüzcüleri aklamaya çalışıyor. senarist ya da her ne boksa diziyi yazan kişi ile ortak yönlerimiz olduğunu düşünüyorum. suç ve ceza'dan etkilenmek.

ben çok etkilenmiştim raskolnikov'un vicdan azabından. fakat o romanı etkileyici yapan şey raskolnikov'un acısını anlatma kabiliyetidir. belki daha önce hiç yaşamadığınız bir duyguyu size hissettirebilme konusundaki kusursuza yakın başarısı suç ve ceza'yı kült bir sanat eseri haline getiren yegane unsur.

çekilen vicdan azabı ya da öldürülen kişinin yaşamayı ne kadar hakettiği ile ilgili subjektif sorgular, olayın bir cinayet ve raskolnikov'un bir katil olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

vicdan azabı, kişinin kendisini affedebilmesi yolunda çekeceği bir ceza olabilirse de topluma karşı işlenmiş suçların cezası vicdani mahkeme tarafından verilemez.

bakınız ben muhteşem rol yaparım. vicdan azabını iliklerime kadar hissettiren dostoyevski sağolsun, kendisinden daha iyi oynarım vicdan azabı çeken suçluyu.

dolayısıyla kişinin yalnızca kendisini bağlayan; çekilen vicdan azabı, geçmişte yaşanılan bir takım olaylar vs. gibi saçma sebepler topluma karşı işlenen suçun cezasız(!) kalmasına yeterli bir sebep olamaz.

necefli maşrapa

trt'nin ilk yıllarında sansür ve teknik arızanın sembolü. trt veya devlet mavi ekran verdiğinde akla gelen nadide maşrapa.

türk kadınına seçme seçilme hakkı verilmesi

birçok avrupa ülkesinden önce bizde olan hak. avrupa'nın bazı konularda güya medeni olduğunun sembolü ayrıca.

intro

bir filme, şarkıya ya da tv programına ait tanıtım demolarıdır. ingilizce'deki introduction kelimesinden kısaltılmıştır.
(bkz:outro)

aynı bokun laciverti

derincesine mana çıkartılabilecek tanım. ilk etapta laciverte odaklanırsan b.k'u unutup lacivertin güzelliğine ve olgusuna dalıyorsun. ama sonra b.k kelimesine varınca rengi sekli ne olursa olsun bildiğin b.k yani nolabilirki diyip geçip gidiyorsun.

güzel kızların çirkin erkeklerden hoşlanması

çok sinir bir durum. milletimizin selameti için güzel kadınlar güzel erkeklerle birlikte olsun, bu birlikteliklerden güzel çocuklar doğsun.
hep slavlara hasetle mi geçecek türk kadının ömrü.

kalben

ibrahim tatlıses'in "haydi söyle" şarkısının cover'ı ile sesini duyuran, ancak geçtiğimiz günlerde “müsaade ederseniz kadını silahla vuran bir adamın şarkısını söylemek istemiyorum” diyerek tepki odağı olan şarkıcı.

müziğin evrensel olduğuna inanan ve sadece iyi müzik olduğu için dinleyen insanların zaten yanlış anlamadığı bir şey için böyle bir açıklama yapması talihsiz olmuş. umuyorum ki üzerine daha fazla gidilmez.

çünkü bizim iyi şarkılara, seslere ve coverlara çok ihtiyacımız var.

zakkum

"belki sen de bir gün geçersin diye köprülerinden
yakıp yıkamıyorum, koparıp da atamıyorum içimden "

sözleriyle özdeşleştirdiğim gurup. "belki" umudu bu kadar güzel anlatılabilirdir ancak.

(bkz:rubicon)

uçurtmayı vurmasınlar

feride çiçekoğlu'nun aynı adlı romanından tunç başaran tarafından uyarlanan film.
oscar aday adayı olmuş filmde kadınlar hapishanesinde umudunu bir uçurtmaya bağlamış çocuğun hikayesi anlatılıyordu.
sağlam ağlatır.

ilk buluşmada parayı ödeyen taraf olmak

ilk buluşmanın en büyük sorunudur. her şey güzel gider , ortak konular bulunur, eşten dosttan bahsedilir ve artık kalkma zamanı gelmiştir.
arka fondan ali desidero çalmaya başlar
 spoiler!
ınının ınının ınınııın
hesabın nasıl ödeneceği sorun olur. erkek kızı beğenmişse kıza bırakmaz, böylece kızın bir daha ki buluşmada kendini borçlu hissedeceğini düşünür. bir de aslında kız bir daha buluşmak istemezse diye düşünür ve hafiften ödü bokuna karışmıştır. hesabı öder ve kendini rahatlatır...... taa ki ikinci buluşmaya kadar. eğer onu da erkek öderse hep o öder.

hesabı kız öderse; kız tamam her şey iyi güzel ama ayakların kokuyor demektir. ben ayaklarımın üzerinde duruyorum sen şöyle iki adım geri git ve haddini bil demek istiyordur.

hesabı bölüşerek öderlerse; önümüzdeki maçlara bakalım, belki bir daha buluşuruz. akıp kokmadan ilerleyelim demektir.