kızlık soyadı

kadın kişisinin evlenince bir kenara bıraktığı hürriyetinin imzalı resmidir.

diretip kendi soy ismini kullananlar, ya da kendi soy isminin sonuna yenisini ekleyenler de vardır ancak genel olarak "kabul" akımına kapılıverilir.

bunun birde akıllara zarar kütük değişimi versiyonu vardır.

zirve için kazan kaldırmak

zirve için kazanları tepemiz üzerinde kaldırarak dans etmemizi belirten durum. olsa da katılsak. ahh anılar anılar tombik yanaklarım ve ben istanbuldaki 3 zirvenin katılımcısı olmuş idim eski türkiye döneminde.

şarj

kısır döngü.
hayatımız sarjı biten şeylere bağımlı halde geçiyor. sonsuza kadar doldur ve boşalt.
küçükken çikolata ağacı hayali kurardım, şimdi ise bitmeyen şarj.

(bkz:charge)
(bkz:şarz değil şarj)

kadının şişmanlık sınırı

hedeflenen kiloya ulaştıktan sonra bile hala kilolu olduğumu düşündüren psikoloji.

organize işler sazan sarmalı

gülebilmek umuduyla izlediğim, birkaç yerinde sadece tebessüm ettiğim, yılmaz erdoğan, kıvanç tatlıtuğ, ezgi mola'nın başrollerini paylaştığı sinema filmi.
boşuna zaman kaybı oldu benim için.

kış günü yaz gelmesi

şaka şaka havalar soğudu. :)

sahlep

dilimize arapça’daki “sahlap” kelimesinden dilimize geçen içecek. salebin elde edildiği yabani orkide bitkisi pek çok türe sahiptir ve bunların hepsi latince olarak adlandırılmaktadır.

fenomen

realite dışında sadece duygu ve psişik algıyla anlaşılabilen şey.

mesela birisinde sizi rahatsız eden bir şey vardır ve bunu sadece siz görürsünüz. bu fenomendir.

kagider

kadınların tüsiad'ı. üyeleri sadece zengin kadınlar. eski dostum bir kafe işletmecisine sormuşlar. neden pahalısınız diye.
o da "buradaki fiyatların pahalılığı kendinden daha alt kesimle bir arada olmak istemyenlerin arasındaki fiyat farkı" demiş.

haklı kendine göre

sms

tam çocuk uykuya dalarken iş yerinden gelen aramaya ‘birazdan ararım’ demek için kullanılan iletişim şekli.

10.yıl marşı

faruk nafiz çamlibel ve behçet kemal çağlar tarafından yazılmış, cemal reşit rey tarafından bestelenmiş, cumhuriyetin 10.yıl kutlamaları için yapılmış marştır.
çok severim, özellikle şu dizeyi :
"demir ağlarla ördük, ana yurdu dört baştan"
o demir ağları beğenmeyip, laf edenlerin ördükleri, sırasıyla pamukova, çorlu, ankara olmak üzere can almaya devam ediyor.

ilişkinizde bu günahları işlemeyin

tedx konuşmasına denk gelip, beğenip takibe aldığım psikiyatr.
(bkz: gülcan özer)

ilişkiler ve evlilik üzerine güzel tespitleri var.

çok beğendiğim konuşmasını dinleyebilmeniz için buyrun lütfen;

fırat

uğur gürsoyun sahalara çıkardığı, fantastik fikirleri olan çizgi.
jargonu sebebiyle sevmeyenler vardır ancak kesinlikle ben onlardan değilim.

(bkz:sevilir ki bu)
(bkz:beslenir ki bu)
(bkz:en birinci benim)
(bkz:subaneke dinimiz amin)
(bkz:yeak yea)
(bkz:enee)

10 kasım

her yıl saygıyla ve minnetle andığımız atamızın ölüm yıldönümüdür.

itaat etmekle kabul etmek arasındaki fark

kabul etmek özgür irade ile bile isteye gerçekleştirilen bir eylemi ifade eder. itaat etmek ise baskı ve zorlama sonucu kişinin tahakküm altına girmesidir.

tatlışişkopatates

hoşbulduk efenim, hepinize sevgiler.

zort

erkek cinsinin bağırsak gazlarını salarken başlattığı melodinin ilk nağmesi. devamı zoooorrtttt zaarrrttt ve bilumum versiyonları şeklinde devam eder

kadın sözlüğü

3 saatten bu yana eski betimlerini okuduğum sözlük. çok matrak entryler okudum eski yazarlardan, güldüm. yazarları tek, tek hatırladım, nickleriyle değil hatırlamam,
yazdıklarını okuduğumda o an hissettirdikleri duyguları, düşündürdüklerini anımsadım.

kendi yazdıklarımı okumak da iyi hissettirdi, öyle çok fazla yazmamışım ama yine de anı defteri gibi geldi. duygulandım. ne salakmışım dedim, - çünkü pek akıllıyım ya artık - vay be iyi laf etmişim dedim. ben o zamanlar daha mı mutlu bir insan mıymışım diye sordum?

kaçınılmaz olarak tabi merak ediyor insan " nerede tüm o yazarlar ? niye yoklar ? "

bir de insanın aklı karışıyor, o sözlük bu sözlük mü ? bu sözlük aynı mı, eski yeni diye ayırmalı mı?

bonus: şairlerden de bahsetmeli kadın sözlüğü, bu yeni versiyonunda ne büyük eksikmiş eski betimleri okuyunca fark ettim.

asit

doğal ve yapay bir çok çeşidi olan bileşik. çeşitleri sanayi ilaç ve gıda sektöründe sıklıkla kullanılır.

medikal asitle ilgili kötü bir anım var ve anlatmak istiyorum bunu da.

şimdi adını hatırlayamadığım asit bazlı bir ilaç çocukluğumun en büyük kabuslarındandı. evimizin 10 metre uzağında bir kaç yüz m2 genişliğinde bir bataklık vardı. kurbağalarla doluydu. tüm evrelerini izlerdim kurbağaların. dokunurdum da elbette, öperdim çok sevdiğim için. sonra ellerimde ve ağzımın içinde siğiller çıkmaya başladı. ağzımda çıkanlar pamukçuk gibi beyaz renkte ama sert aft benzeriydi. ellerimde çıkanlar keratin doku gibi daha sert ve ten rengiydi. 5 -6 yaşımdaydım. doktor iki ilaç yazdı. ağız için olanı muma benziyordu, küçük doğum günü mumları gibi. ellerim içinse damla formunda bir şişe. her iki ilaç da ciğerlerimi dağlıyordu sanki. hayatımda bir daha öyle ağrı veren bir can acısı yaşamadım. anneannem çığlıklarıma dayanamaz gizlice götürüp atardı ilaçları, onlar herkese bulaşır korkusuyla gidip yenisini alırdı. peki şu anki aklımla bile ilaç adı altında direkt asit olduğuna inandığım o lanet şeyler işe yaradı mı? hayır. sadece düzgün şekillerini bozdu ilaç, eridiler ve birbirlerine karışıp daha büyük görünmeye başladılar. sonunda anneannem kızı alır giderim bir daha kimse dokunmayacak yaralarına deyince işkencem bitti. 1 yıl sonrada beni bir arkadaşına götürdü ve o kadın buğday taneleri ve dua ile 3 çarşamba art arda bir şeyler yaptı. buğdayları siğillerin etrafında çevirdi, dua okudu ve havaya tükürdü. 3. çarşambanın sonunda buğdayları anneanneme verip bir beze sarıp göm dedi, bunlar çürüyünce siğiller kaybolacak. ve kısa bir zaman sonra püff hepsi yok oldu. nasıl olduğuna hala anlam veremiyorum ama oldu. asit tedavisinden ise minik minik yanık izleri kaldı. bu da böyle bir anımdır işte.

külçe altın

bir erkek çocuğun ardından ikiz kızları doğurduktan sonra eşimden beklediğim kıymetli maden