sms

yerini simdi whats app uygulamasina birakmis, sadece indirim ve bildirim icin kullanilan eskilerde kalmis bir ulasim yontemi.

telmih

kadın sözlüğü

biraz önce, ınstagramda denk geldiğim ve "dur bakalim neymiş bu" diyerek geldiğim sözlük.
yolumuz açık olsun.

cenaze evinde yemek dağıtılması

zamanında geçerli nedenlerle yapılan ve zaman içinde adet haline gelen ama günümüzde artık makul olmadığı için terk edilmesi gereken olay.

ölen kişinin yakınları birilerini ağırlamaya ve o yemek telaşesi içine girmeye kendilerini hazır hissettiklerinde, şoku atlatıp, kabullenip toparlandıklarında dilerlerse hayır yemeğini verebilirler kendi inançları ve iç huzurları gereği. ama bunun başkaları tarafından beklenmesi kabul edilebilir değil, zira eskiden insanların bunu yapma, yani aynı gün yemek verme mecburiyetlerinin sebebi çok başkaymış. cenazeye civar köylerden insanlar belki saatlerce yürüyerek cenaze evine gelir ve dönecekleri zaman yola aç çıkmamaları için hayır yemeği hemen o gün verilirmiş ve bu yemek işiyle de yine köyden diğer insanlar ilgilenir, köy meydanlarında sofra kurulurmuş.

günümüzde başsağlığına giden veya cenazeye katılanların aç kalmak gibi bir durumları yok dolayısıyla artık sürdürülüyor olması acılı insanlara eziyet.

tecrübeli

kişi çeşitli eylemleri sonucunda çeşitli deneyimler edinir, bu deneyimler sonucunda da bu paye ile ödüllendirilir. hayat bir tecrübeler silsilesidir, bazılarını bilerek isteyerek edinirsiniz, bazılarıysa yaşamak zorunda kaldıklarınızdan elde kalanlardır.

ralph

genç yazarlarımızdandır. damatlığını biliyoruz o kadar yani. yeniden selam olsun yazar arkadaşım.

muhdesat

bir taşınmaz üzerinde sahibinin değil de bir başka kişinin veya kişilerin yapısının bulunmasıdır. bu yapı bir ağaç bile olabilir. ... burada önceki hissedarlara muhdesat denir ve bu kişiler bahsedilen yapılar veya ağaçlar üzerinde hukuk önünde hak sahibi sayılır.

bir dikili ağacınız varsa ve toprak sizin değilse bu muhdesat'tır.

beğenilmeyen hediye

en sevilen hediyedir. bir taktik olarak beğenilmemesine karşılık geri alınabilecek hediye seçmek önemli. beğenmediysen ben de başkasına veririm deyip kendin kullanırsın.

askeri helikopterin düşmesi

4 can alan, 4 eve ateşler düşüren, babasız, eşsiz, evlatsız evler bırakan elim hadisedir.
yetkililerin açıklamaları klasiktir. " kaza derinlemesine araştırılacaktır."
o hurdalarla o insanları uçuşa çıkarmadan düşüneceksiniz beyler, hanımlar. sonradan değil. iyi yetişmiş, eğitimli insanları kaybediyoruz.

feyza altun

instagramda fotograflarının altına yorum yapan takipçilerine bel altı ve kabaca verdiği cevaplardan ötürü gözümden düşmüş olan kişidir.
hani doğru rol model oluyorduk?

tekerlekli erkek basketbol takımı

filenin sultanlarından sonra, yüzümüzü avrupa 3.lüğü ile güldürmüş harika gençlerdir.
azminiz ve çalışmanızın karşılığını aldınız. seneye şampiyonluğa gençler. çok yaşayın.

israil barış planı

amerikan başkanı donald trump'ın benjamin netanyahu ile ıkınıp sıkınıp yumurtladığı tek taraflı barış planı.
i(bkz:srail)'in sınırlarını meşrulaştırmaktan başka bir şeye hizmet etmiyor. filistin'i baskı altında tutarak kendi sınırlarını belirlemek adil olmayan bir şey. elbette filistin tarafı da sütten çıkmış ak kaşık değil. vakti zamanında her ne sebeple olursa olsun topraklarını israillilere satarak kendilerini küçücük bir alana hapsederken bu duruma geleceklerini hayal dahi etmemişlerdi.
şimdi gelinen nokta ise amerika yine özgürlük dağıtıyor, israil her türlü kazanan taraf, kimin kaybettiğinin ne önemi var.

israil
(bkz:israil dosyası)

metafizik

evreni bütünü ile bilme, varlığın özünü ortaya koyma, fizik ötesini tanıma çabasıdır.

'ta meta ta physika'

türk filmi

genelde mutlu son ile biteceğini bildiğimiz için gerilmeyip akışına bırakarak izlediğimiz filmlerdir.
yeşilçam döneminde iyi filmler olduğu gibi yeni işlerde de umut vadedenler var.
bizimse umutlu olmalıyız.

çocukla tatile çıkmak

bugüne kadar yapılan tatillerin en güzeli. valiz sayısıyla temelli gidiyormuş gibi hissedebilirsiniz ama buna değer.
tek tavsiyem uyku saatine sadık kalacağım diye uğraşmayın. sonuçta o da tatilde geç yatmak onunda hakkı.

sözleşmeli öğretmenlik

öğretmenlik okumayıp milli eğitim bakanlığı öğretmen kadrosunda açık bulunması halinde ders ücreti karşılığı sözleşme imzalayarak işe alınan ve "öğretmenlik" yapan kişilerdir.

bu yıl yıllık izinlerimin bir kısmını ailemle geçirme kararı aldım. bu arada okula bu sene başlayan yeğenimin okuluna gitmeyi de ihmal etmedim.
o gün okulda yüksek sesli bir toplantı vardı. sözleşmeli öğretmen istemiyoruz nidaları çınlıyordu. bizim zamanımızda da sözleşmeli öğretmenler vardı ama hiç tepki verildiğini hatırlamıyorum.
sordum nedendir bu isyanınız diye, cevapladılar.
-kadrolu olmadığı için ne zaman gideceği belli olmayan bir kişiye çocuğumun bağlanmasını istemiyorum!
-işletme mezunu olan birinin kızımın sınıf öğretmeni olmasını istemiyorum!

o an şaşkına döndüm. neden bunca yıl bu konuda zerre kafa yormamıştım? kpss ile atanma olayına takılmıyorum orası kesinlikle önemli değil. başka bir branşta eğitim alan birinin öğretmenlik yapması gerçekten doğru mu?
 spoiler!
doğru değil demiyorum, sesli düşünüyorum


örneğin ben peyzajcıyım. ben öğretmen olabilme donanımına sahip değilim. evet lisans eğitimi aldım. ama peyzaj üzerine.

tamam bazı insanların doğuştan gelen öğretebilme yetisi de var amenna. ama yeterli mi? bunca atanamayan öğretmen varken?

derken aklımda koca bir soru belirdi. lisedeki kimya dersinden ısrarla neden anlamadığım. evet benim alakam ya da ilgim olmayan bir ders olabilirdi ama araştırdım ki öğretmenimiz başka bir branşta ihtisas yapan biriymiş...
(bkz: yandı gülüm keten helva)

regl

adam gibi adam

efendi, güvenilir, kadına çocuğa yaşlıya hayvana doğaya değer veren, sözünün arkasında, sevgi dolu, nazik, şefkatli, ne istediğini bilen adam (insan). soyları tükenmeye yüz tuttuğu için kadınlarımızın geneli mutsuz, güvensiz, destekten yoksun yaşamlar sürmektedir. özellikle ataerkil toplumlarda penisi olmasını adamlık sayanlar maço kültürün yaygınlaşmasına da zemin hazırlamıştır. bunun yanında oğullarına toz kondurmayan onları yanlış eğiten buldumcuk annelerinde adam gibi adamların soyunun tükenmesine katkılarını atlamamak gerekir.

kedicik

adnan oktar'ın yanından ayırmadığı kadınların yakma adı. ağlarına düşürmek istedikleri gençleri yakışıklı veya güzel kızlarla kandırıyorlar. çok eski bir taktiktir. genelde derin yapılar kullanır.

hani söylendiği gibi kedicik olsalar yine iyi bildiğin azman bunlar.

bunların hakkından ancak kötü kedi şerafettin gelir.

sözlük yazarlarından hikayeler

@denizece adlı yazarın ricasıyla yayınlıyorum.


aya kopya
bir sağ ayak bir de sol. bir adımda tökezledi sonrası yavaş ve emin adımlar. ilk defa yürüyordu. ilk defa dolmuştu içi. iki küçük ayak içine girince, birden anlam kazandığını düşündü. aylarca aynı vitrinde, aynı manken bebeğin ayağında, öylece gelip geçenleri izleyip, iç geçirdi. mağazaya her giren müşteride nefesini tuttu, kalbi heyecandan deli gibi çarptı. nihayet o gün geldiğinde bir kutuya konuldu, etrafı renkli kağıtlarla kaplandı. gidene kadar hiçbir yeri göremedi.
evine vardığında aylarca beklemek üzere bir dolaba kaldırıldı. sadece duyduğu seslerle yetiniyordu. bebek ağlamaları, annenin ninnileri, babanın okuduğu hikayeler... bugün ilk defa çıkıyordu evden. mert onu ilk defa giyiyordu. evet, tam yürüyemiyordu ama en azından ilk defa tam bir ayakkabı gibi hissediyordu. her adımda etrafına hayretle bakıyordu. daha önce görmediği gürültülü büyük demir yığınları sürekli bir yerden ötekine gidiyor, sayısız ayakkabı yanından yürüyüp, geçiyordu.
“merhaba ben mert’in ayakkabısı” diye kendini tanıtıyor ama diğer ayakkabılar onu duymazdan gelip hızla yollarına devam ediyorlardı. büyük bahçe içinde ahşap bir evin önüne geldiklerinde, annesi mert’i kucağına aldı, geniş bahçe renk, renk çiçeklerle dolu idi birkaç mermer basamağı çıkıp, büyük ahşap oymalı kapının tokmağını üç kere vurdu. orta yaşlarda güler yüzlü bir hanım açtı.
“aman da aman benim paşam babaannesine yürüyerek mi gelmiş” deyip torununu kucağına alıp; “severim ben senin güzel ayakkabılarını” deyip sevgi ile dokundu ayakkabılara.
ayakkabıları mert’in ayağından çıkarıp, girişte boydan boya beyaz oymalı kapakları olan ayakkabılığın içine koydu. küçük mavi ayakkabı ilk defa bu kadar çok ayakkabıyı aynı anda görüyordu. tam yanında ince topukları ile tepeden bakan bej ayakkabı söylendi: “işin yoksa çoluk çocuk ile uğraş artık. maide hanımın torun sevgisi bizim başımıza patladı”
hemen arkada duran siyah beyaz spor ayakkabı: “el kadar ayakkabının sana ne zararı var? ben ilgilenirim onunla
“çekilin kenara bakalım” dedi tok bir ses. bu büyük bir asker botu idi. tüm aya kopya sessizliğe büründü...
“hım demek yeni yetme sensin. bana bak ufaklık” diye uzun bir nutuk çekmeye hazırlanırken, arkalardan siyah rugan bir çift kadın ayakkabısı gözlüklerini kaldırıp: “demek sonunda geldin. ah maide hânım ah ne çok bekledi seni.”
“beni mi?” dedi, küçük mavi ayakkabı...
“ne sandın elbette seni hem de kaç yıldır.”
“…”
“bırak allasen ne bilir, bu yeni yetme beklemeyi” dedi
uzun, çok uzun bir çizme: “ben bir, iki kere güneş ışığı görmek için tüm sene bekliyorum.”
“ah ahhh” diye söylendi dolabın yanında asılı eski bir çift çarık: “ben cumhuriyetin ilanından beri bekliyorum hanım.”
“yine başladınız” dedi asker botu… “duyuyor musun ufaklık?” dedi.
“neyi” dedi, küçük mavi ayakkabı.
“darbenin ayak sesini”
“o nasıl oluyor?”
“her kafadan bir ses çıktığında, herkesten daha güçlü bağırıp, tüm sesleri susturursun, işte o zaman darbe olur.”
“ben bir şey yapmadım. beni atmazlar değil mi hapse tüm aya kopya kahkahalarla güldü küçük mavi ayakkabıya.
“ilahî çocuk” dedi rugan ayakkabı: “öyle sağlam bir bahçede, öyle güçlü bir evin içinde kurulu ki bu aya kopya adaletten başka hiçbir güç kesemez bizim sesimizi.”
derin bir nefes aldı, küçük ayakkabı. arkalardan eskimiş pembe bir pisi dans ederek yanına geldi, parmak uçlarında durarak, mavi ayakkabıya reverans verdi: “çok eğleneceğiz senle, ufaklık çokkk.” dedi.
tüm aya kopya kahkahalarla, “hoşgeldin” dedi yeniden küçük mavi ayakkabıya...