hovarda

emel müftüoğlunun efsane şarkısıdır. çok küçüktüm, okuldan gelip kral tv'yi açar klibin başlamasını beklerdim heyecanla. şarkının güzelliği kadar klipde şahaneydi. şimdilerde emel şarkıyı yeniden söylemiş ve eğlenceli bir klip daha çekmiş.
klipte bazı sanatçılarda emel'e destek olmuş. seray sever, deniz arcak, oktay kaynarca, ercan saatçi, tamer karadağlı gibi...

yeni klibi izlemek hoşuma gitse de orjinali kadar zevk alamadım.

vermeyen var mı

" sayın yolcularımız, koltuk ücretini ödemeyen yolcumuz var mı ? var ise ödeme yapmasını rica ederiz, aksi takdirde hattınız kullanıma kapatılacaktır " gördünüz mü? iyi başladı ama sonlarda error verdi, neden ? olmaz, çünkü dolmuş şoförü fıtratına ters.

kopil

kelime anlamı müslüman olmayan genç çocuk veya yeni yetme. sokak ağzında ise ağabeyin iş verdiği ve pis işlerini yaptırdığı kişi.

ninja kaplumbağalar

4 tane kaplumbağanın kimyasal bir sıvı ile insan özelliklerini kazanmasıyla kötülere karşı mücadele eden fantastik konulu çizgi film serisi.

killa hakan

gerçek adı hakan durmuş olan almanya' da yaşayan türk rapçi. muhabbeti ve tanımlamarı aşırı hoşuma gidiyor. birçok komedi gösterisinden daha çok eğlenmekteyim. vaktiniz varsa mutlaka izleyin ve bir deneyin.

yeni yıla merhaba zirvesi

karaköy'ü severim zirveleri de severim kadınsözlügü nü de sevdim işte bu yüzden katılmam şart olan zirve

sözlük kuralları

kişisel olarak yazarın başka bir yazara ırkçı, cinsel veya genel tercihlerine yönelik söylemde ithamda bulunması , aşağılaması ve hakaret etmesi yazarın sözlük hesabının dondurulması veya yazarın hesabının kapatılmasını gerektirir.

yay burcu

deneyimlerime göre en iyi anlaştığım, en uzun süreli dostluklar kurduğum insanların mensup olduğu burç. tersi için sıralama

(bkz:balık burcu)
(bkz:yengeç burcu)
(bkz:kova burcu)

oryantasyon

tanıma, tanıtma, kendini keşfetme için kullanılan kurumsal tanım. işe başladığınızda size bir tanıtım paketi verirler. sonra bir kişi önce departmanı sonra bütün şirketi tanıtır. nereden ne alacaksın nerede tuvaletini yapacaksın, kim kimdir, kim kimi kiminle aldatıyor, kiminle arkadaş ol veya ola gibi bilgiler paketinin genel adı.

ülkeyi terk etmek

kişisel bir tercihtir. insanın bir ömrü var, bu ömrü nelere adayacağı ve nerede geçireceği tamamen kendi inisiyatifinde.

gidip memnun ve mutlu yaşayabilenleri tebrik etmek lazım. avrupa olur, afrika olur, asya olur farketmez. yeter ki hakaret etmeden, doğduğu toprakları küçümsemeden, onu besleyen büyüten muhakkak iyi zamanlarının da olduğu ülkesine minnetle, saygıyla gitsin. ve önemli olan bir şey de , gittiği ülkeye de saygı duysun, faydalı olsun.

mustafa reşit galip

mustafa reşit baydur 1893 yılında rodos'ta doğdu. babası mahkeme reislerinden mehmet galip bey, annesi rodoslu münevver hanım'dır.

ilk ve orta öğrenimini rodos'ta tamamladıktan sonra liseyi izmir'de okudu. milliyetçi, hırslı, heyecanlı bir gençti. ıı. meşrutiyet'in temmuz ayında ilan edilmesinden esinlenerek lisenin son sınıfında iken “ferday-ı temmuz” adlı bir gazete çıkardı.

1911'de istanbul tıbbîye mektebi'ne girdi. tıbbiye öğrencisi iken arkadaşları için “hakikat” gazetesi adlı bir gazete ve “sivrisinek” adlı karikatür dergisi çıkardığı gibi, istanbul'da çıkan çeşitli gazetelerde yazıları yayımlandı. okulda türk ocakları'nın bir şubesini açtı ve diğer askeri okullardaki ocakların müfettişliğini üstlendi. öğrenciliği devam ederken gönüllü olarak balkan harbi'ne katıldı ve yaralandı. ardından ı. dünya savaşı'na katılmak için gönüllü odu; çatalca ve kafkasya cephelerinde savaştı; erzurum’da hastalanarak geri döndü. tıbbiye’yi 1917'de bitirebildi.

mezuniyetinden sonra aynı fakültede asistan olarak çalıştı. beğenmediği öğretim sisteminin yenileştirilmesi için “mekteb-i tıbbiye” adlı bir broşür yayınlayan reşit galip, bir sonuç alamayınca istifa etti.

dolmabahçe'de cumhurbaşkanının sofrasında bulunduğu bir gece, milli eğitim bakanı esat bey'i eleştirmesi, reşit galip'in atatürk'le çatışmasına neden olmuş, kısa bir süre için ilişkilerini gölgelemişti. ancak çok geçmeden esat bey istifa edince 19 eylül 1932'de bakan olarak reşit galip bey atandı.

26 eylül 1932'de açılışı yapılan türk dil kurumu'nun başkanı samih rıfat bey hayatını yitirdiğinde, milli eğitim bakanlığı'nın yanısıra bu kurumun başkanlık görevini üstlendi. bakanlığı sırasında ilkokuldan başlayarak öğrencilere atatürk ilkelerine bağlılık ruhu aşılamaya yönelen reşit galip cumhuriyet 10. yılını doldururken 23 nisan 1933 sabahı çocuklarına kendi yazdığı bir andı okutmuş ve o gün çocuk haftası’nı açış konuşmasında da bu metni tekrar etmişti. bu konuşmanın ardından bakanlıkça yayımlanan bir genelge ile cumhuriyet'in 10. yılından başlayarak okullarda bu ant sürekli hep bir ağızdan okutulmuştur. dünyanın sayılı müzeleri arasına giren anadolu medeniyetleri müzesi onun bakanlığı döneminde tasarlandı. milli bir müze kurulmasının yanı sıra milli kütüphane ile ilimler ve sanatlar akademisi'nin kurulması onun bakanlık dönemine kararlaştırılmıştı.

bakanlıktan ayrıldıktan sonra rahatsızlığı zatürreye dönüşen reşit galip, 5 mart 1934 günü hayatını kaybetti. cebeci asri mezarlığı'na defnedildi. reşit galip bey, evli ve 3 çocuk babasıydı.

(bkz:andımız)
(bkz:türkçe ezan)

anne olmak

yüreğinin dışarıda atması ömür boyu bitmeyen bir sevgi ve endişe yumağı halinde yaşamak.

garip video örnekleri

bigudi

ben lise 2'deydim en son kullandığımda. akşamları annemin önüne oturur kafamı bigudi ile doldurmasını isterdim. sabah köpük ile şekil verildi mi hiç de fena olmazdı saç modelim.

yıldırım

satranç'ta arttırmalı süre dahil toplam süresi 10dk ve altında olan oyunlara verilen genel isimdir.

evde kalmak

okumamış ve çalışmayan kızlar için 23 ten sonra, okuyan ve çalışan kızlar için ise 27 den sonra akraba çevreleri tarafından sıkça dile getirilen tehdit unsurudur.

yazarların aşk hikayeleri

yazarların yaşamış olduğu aşk hikayeleridir.
insanın hayatında her zaman var olacak ve derin izler bırakan hikayelerdir.

ben hayatımda 4 kadını sevdim birine aşık oldum.

ilk sevdiğim kız liseden aşkım h.
onu lisede tanıdım. bir kıza karşı hissettiğim ilk duygularımdı. gizli gizli bakışmalar, sınıfta kaçamak hareketler, belli bir kripto düzeyinde yazışmalar... bilirsiniz liseli aşklarını. o zamanlar dünya bu kadar kirli değildi. her şey daha temizdi. duygularını söyleme için bin dereden su getirirdi insanlar. çıkma teklifi denilen bir şey vardı.
h. ile tam bir seneden biraz fazla çıktık. araya tatiller girdi. lise 2 ye geçtiğimizde ayrılmak istediğini söyledi ve bitti.
bizden bir sınıf büyük bir çocuk için bıraktı. çok acı koydu, içime oturdu. h.'yi gerçekten sevmiştim. lise 2 hayalet gibi geçti. bir süre sonra unuttu- sandım ama hep aklımın bir tarafında kaldı. aynı sınıfta olmak işin bir başka acı tarafı.
boşluğa düştüğüm zamanlar hep h'yi düşünürdüm. saf ve temiz o vardı.
uzun yıllar sonra bir mezuniyet toplantısında karşılaştık. evlenmiş ama olmamış. çok yakın bir arkadaşıma sanırım 500t'nin ahı tuttu demiş. aslında zor oldu unutmak ama hep mutlu olsun istedim. hala arada selamlaşıyoruz. gözlerinde ilk h'yi görüyorum ama ben eski 500t değilim.


ikinci sevdiğim kızı bir tatil beldesinde tanıdım. adı d. orada bir yer işletirken geldi. turist rehberiydi. ilk geldiğinde. iyi bir atıştık. o dönemde bir bar işletiyordum. o’da turistler için bir yer arıyordu. ilk önmüzden geçtiğinde ingilizce iyi bir laf atmıştım. her ne kadar geri dönüp bakmadıysa da akşama damladı. sonra arkadaş olduk ve sevdik.
o sezon güzel geçti. sezon sonunda ise bulunduğumuz bölge çok iyi ve turistin tercih ettiği bir yer değildi ve başka bir beldeye gitmek istediğini söyledi. bütün gidişat ciddiye doğru olduğu için ben de barı oraya taşıma kararı aldım. kış sezonunda telefon vs görüşmeler devam etti. ben de bu arada barın yerini ayarladım ama tam sezon açılacakken barı taşıyacağım yer mekanı kiralamaktan vazgeçti. d’de üstüne ayrılmak istediğini ve bittiğini söyledi. hatta turistik yerlerin yavşak hanutçuları vardır. tanıdığım ve biriyle kıskandırmak için onunla beraber oldu ve bunu sadece benim için yaptı. neden bittiğini hala bilmiyorum. bir süre sonra da küllendi. geçenlerde ise bir yerden sosyal medyada önüme düştü sayfası . tanıyor olabileceğin kişiler diye. tanıyamadım.

üçüncü sevdiğim kız ise ö. istanbul’a döndüğümde kadıköy’de bir yerin yöneticiliğini yaparken tanıdım. bir iki sefer mekana geldi ve çıkmaya başladık. sonra işler ilerledi ve sevgili olduk. hatta daha da ilerledi ve ev tuttuk. ailem olsun vs istiyordum ve o dönem nereden geldiyse uluslar arası bir iş geldi ve ben de onu yapmak için elimden geleni yapıyordum. aile kuracağım ve ö’yle güzel bir hayat geçirecektik. hesabım buydu.
işin gereği izmir’e gitmem gerekiyordu ben de işi gücü bıraktım ve gittim. ilk başta her şey iyi giderken iş uzadıkça uzadı ve kilit kişi ben olduğum için de insanlar bana oynamaya başladılar. bir süre sonra ö ile telefon görüşmelerimiz yetmemeye başladı ve ben istanbul’a döneceğim söyleyince tehdit edilmeye başladım. hatta ö ile bile tehdit edildim. bende ister istemez korumak için ö’den ayrıldım. canım çok ama çok yandı.
iş bir süre daha devam etti ve olmadı. ben de istanbul’a döndüm. bir iki kez yokladım ama ö artık çok uzaktı ve kuzeni peşini bırakmamı söyledi. bulunduğu yerden geçerken otobüzten iner belki görürüm diye yürürdüm. tam 4 sene bir kızın gözüne bakıp elini bile tutamadım. zaman zaman aklıma gelir ve acaba nolurdu diye düşünürüm.
ve aşık olduğum kadın a. diğerleri gibi ilginç hikayeler yok bu sefer. ö’den sonra artık bir kız arkadaşım olamayacağına inandım ve arayışı kestim. o dönemde bir teyzemiz bir tanıdığımızın a adında bir torunu var bir arkadaşlık edin isterseniz dedi ve başladık. ve sevdik. bu sefer olmuştı ve evlendik. mutlu son yani.

insan hep aşk hikayesi bekliyor ama aşkı bulduğu hikayeler hep normal gözden kaçan hikayeler oluyor.
çevre, şartlar hep bizi olmadığımız gibi davranmaya itiyor. aşkı çılgın bir şey olarak düşündürtüyor. aşk tam olma hissi. yanında kimse olmaya gerek duymama hissi bence.

sonuna kadar okuduysanız size bir de şarkı gelsin madem.

bu gece beni düşüneceksin...

parfümde be?enilen renk nedir ?

parfümde be?enilen renk, genellikle ki?isel tercihlere ve markalar?n imaj?na ba?l? olarak de?i?ebilir. ancak, genel olarak parfüm ?i?elerinde kullan?lan renklerin anlamlar? vard?r ve bunlar bir markan?n veya belirli bir parfümün özelliklerini yans?tabilir.
örne?in, pembe tonlar genellikle kad?ns?l???, romantizmi ve gençli?i temsil ederken, siyah veya koyu tonlar lüksü, sofistike bir imaj? ve güçlü duygular? yans?tabilir. beyaz tonlar genellikle temizli?i, safl??? ve hafifli?i temsil ederken, alt?n rengi veya metalik tonlar, parlakl???, ??kl??? ve lüksü yans?tabilir.
ancak, birçok parfüm markas? ?i?elerinde daha s?ra d??? ve çekici renkleri kullanarak dikkat çekmeyi tercih edebilir. önemli olan, bir parfümün renk ya da ?i?esi ne olursa olsun, as?l önemli olan içerik ve kalitedir.
https://www.mojparfum.com/

deprem seferberliği

marmara depremi üzerine çalışan afet yönetimi uzmanı prof. dr. mikdat kadıoğlu , tüm yetkilileri acilen deprem seferberliği ilan etmeye çağırdı. istanbul’da beklenen büyük depreme dikkat çeken kadıoğlu, bir de imza kampanyası başlattı.

http://chng.it/pqjhbjqF

kral çıplak

günlerden bir gün, uzak bir ülkede, giyimine kuşamına oldukça düşkün, kendini beğenmiş bir kral varmış. kendini dev aynasında gören bu kral, kendi zekasını çok beğenir, diğer insanları önemsemezmiş.
yine bir gün, başka bir ülkenin kralı kendisini ziyaret etmek istediğini söylemiş. kralın geleceğini haber alan bizim kralın aklına gelen ilk şey; “acaba hangi giysileri giysem” olmuş.
derhal tellalı çağırmış;
-“bütün terzilere haber gönderin” demiş. öyle bir giysi istiyorum ki, dünyada bir eşi, benzeri olmasın. bana eşsiz bir elbise dikecek terziyi ihya edeceğim. kıymetli misafirlerimi karşılarken o giysileri giyeceğim.”
bir müddet sonra, haber her tarafa ulaşmış. en iyi terziler, kralın huzuruna gelmişler, yapabilecekleri tüm modelleri tek tek anlatmışlar. fakat kral anlatılanlardan hiçbirini beğenmiyor;
-”daha iyisi, daha güzel olmalı!” diye hepsine bağırıp, çağırıyormuş.
duruma hakim olan bilge bir terzi kraldan söz istemiş.
– sevgili kralım, ben size çok özel bir elbise dikeceğim demiş. kral nasıl olacak diye sormuş.
bilge terzi her defasında “sizin için çok özel bir elbise dikeceğim” demiş.
– “öyle bir elbise dikeceğim ki eşsiz olacak! ne sizden önce, ne de sonra kimse bu elbiseyi giyemeyecek.” demiş.
kral sevinçle terziye gülümseyerek tamam demiş. bu işi sana veriyorum!
bilge terzi:
-”fakat bir şartım var” demiş. ”elbisenin dikimi bitene kadar hiç kimse işime karışmayacak, odama girmeyecek.” demiş.
kral aradığını bulmanın sevinciyle, bu teklifi kabul etmiş. hemen bir kaç kese altın verip;
-”haydi o zaman derhal dikmeye başla!” diye emretmiş.

bilge terzi hemen başlamış çalışmaya. odasına çekilip, her gün kraldan iki kese altın geliyormuş kendisine. aradan günler, haftalar geçtikçe kralın merakı artmaya başlamış. nihayet bilge terzinin hangi kumaşı diktiğini görmek için odaya girmiş. bilge terzi, dikiş tezgahının üstünde harıl harıl çalışıyormuş. kral sessizce bir süre terziyi izlemiş, bir şey göremeyince;
– ”demek günlerdir boş oturuyorsun ha!”diye esip, kükremeye başlamış.” günlerdir seni besliyorum, her gün kese kese altınlar gönderiyorum bunun için mi demiş?
bilge terzi sakin ve kendinden emin bir şekilde;
– “sevgili kralım, bu kumaş çok özel bir kumaş. bunu sadece akıllı insanlar görebilir.” demiş. bakın ne kadar da güzel oluyor, öyle değil mi?”
kral o kadar kibirli imiş ki aptal durumuna düşmemek için;
-”evet, çok güzel.'' demek zorunda kalmış ve hızlıca çıkmış odadan.
çok geçmeden bu söylenti şehrin her tarafına yayılmış. kralın yeni elbisesi için herkes; ”sadece bu elbiseyi akıllılar görebilir!” diyormuş.

nihayet insanlar meraktan çatlamadan merasim günü gelmiş, çatmış. halk alana toplanmış, meraklı gözlerle kralı beliyormuş.
terzi kralı giyim odasına almış, eski elbiselerini çıkararak ona gerçekten varmış gibi üzerine diktiği elbiseleri giydirmiş. sonrada kralın karşısına geçip;
-”muhteşem oldunuz sevgili kralım, gerçekten çok şıksınız” demiş.
kral, bilge terzinin bu iltifatları karşısında, aynadaki çıplak bedenine hiç aldırmadan;
-”teşekkürler,çok güzel olmuş, çok beğendim.” demiş.
kral yeni elbiseleri ile gelmiş merasim alanına. toplanan halk kralı çıplak görünce çok şaşırmışlar ama kimse cesaret edip de krala çıplak olduğunu söyleyememiş. birden kalabalığın içinden bir çocuk haykırmış;
-“kral çıplak!”
bunu duyan halk gülmeye başlamış. nihayet kral, geç olsa da gerçeği anlamış.

https://www.masal.org/kral-ciplak.html

(bkz:çocuklara masallar)