türk kadınlar birliği

türk kadınının sityası olarak haklarını daha belirginleştirmek ve katılımını daha etkin hale getirmek için 1924 yılında kurulmuş birlik.

kadına seçme ve seçilme hakkının avrupa'da neredeyse ilk kez türk kadınına verildiğini de unutmamak gerekir.

http://www.turkkadinlarbirligi.org/

kafa kağıdı

eyt

oryantasyon

kreşe başlayacak yavrum ile geçireceğimiz iki haftalık alıştırma süreci

ceren özdemir

ordu’da evinin önünde bıçakla öldürülen genç kızımız.
artık yeter demekten yorulduk! kasım ayında 39 kadına kıydınız!

deliler kahvehanesi

gemici

acaba gemi satanda olabilir mi?

parola

hiçbir zaman ezberimde tutamadığım her uygulamada" şifremi unuttum" kısmına mutlaka tıkladığım. asla bir uygulamaya ilk denemede giremememe sebep olan durum "parola ".

radyocu

radyocu ;radyo ile insanlarla iletişime geçen kişidir. genel olarak müzik ,haber ,hava durumu anonsları yapan ,yeri gelip şiir okuyan sesiyle iinsanları etkisi altına alan kişi. işini severek yapıyor ise yayınından çıkmak iistemeyeceğiniz ,size dost olan ,yayına katılmak için sürekli hattı düşürmeye çalıştığınız mesleği ile insanları etkileyen kişidir.

ceren damar şenel

genç akademisyenin duruşmasında yeni bir gelişme oldu. gizlilik kararı aldırmak istiyor avukat vahit bıçak. o zaman, ceren damar'ı istediği gibi lekeleyecek. sosyal medyanın gücünden korkuyor, kapalı kapılar ardında konuyu "ceren'in erkek merakına" getirecek.
adaletin tecelli edebilmesi için, tüm kadın sivil toplum kuruluşlarının, ceren damar'ın yanında yer alması gerekli. duruşma mutlaka açık yapılmalı. katili gereken cezayı almalı.

autocad

çizim yaparken arabeske baglamamak elde değildir.
birde günlerce uykusuz kalıp çizim yaptıktan sonra, 5 dk lik daldığım uykumda autocad içinde kendimi sürüklenirken bulduğum, yatak tefrisi niye yapmamışım buraya diye küfür ettiğimdir.
autocad in karasına düşmek diye bir atasözü başlattığımdir.

muhdesat

bir taşınmaz üzerinde sahibinin değil de bir başka kişinin veya kişilerin yapısının bulunmasıdır. bu yapı bir ağaç bile olabilir. ... burada önceki hissedarlara muhdesat denir ve bu kişiler bahsedilen yapılar veya ağaçlar üzerinde hukuk önünde hak sahibi sayılır.

bir dikili ağacınız varsa ve toprak sizin değilse bu muhdesat'tır.

fenerbahçe

galatasaray'ın dün akşamki real madrid yenilgisi üzerine bugün formalarını giyip bayram yapan taraftara sahip olan takımdır.

taraftarlık ya da holiganlık mı her neyse bu dürtünün milli duyguların önüne geçebiliyor olması çok üzücü.

(bkz:taraftar olma ve holiganlık)

bir ticaret biçimi olarak annnelik ve babalık

başlık absürd gelmiştir mutlaka. annelik duygusunun nasıl bir ticarethane haline gelip sadece gelir gider dengesine dönüştüğünü anlatayım.

bana göre annelik ve babalık dünyaya getirdiğin çocuğu ipotekleyip hayatının sonuna kadar bütün kararları da dahil olmak üzere onun adına düşünüp istenilen şekilde karar verdirmek veya buna çalışmak değil, aksine dünyaya gelen çocuğa kendi olabilmesi için elinden gelenin, şartların elverdiği ölçüde ve en mükemmel ortamı sağlamaktır. tabi ki iyinin ve kötünün sonu yok ve ana fikir samimiyetle yapılabileceklerin üzerinden konuşuyorum.

elbette bir çocuk ne emeklerle ne zorluklarla büyütülüyor. bunu kimse yadsıyamaz ama çocuk anne babasına bağımlı hale gelmesi de tamamen hastalıklı bir durum . hatta bundan medet umup annelik veya babalık adı altında kendi isteklerine uygun davranmasını istemek
 spoiler!
kimse kusura bakmasın
tamamen çocuğun içine etmektir.
hele çocukluğunda daha hayata hazırlanırken veya güçsüzken çocuğa yaptıklarını çocuğun yüzüne vurup psikolojik olarak çocuğu zorlamak bırakın anneliği veya babalığı tamamen duygu tüccarlığıdır.

-ben sana iki kilo elma verdim sen de bana 3 kilo mandalina ver.
-neden ben öyle olmasını istemiyorum. bana göre öyle olmamalı
-sen 2 kilo elma nasıl yetiştiriliyor, ne zorluklarla toplanıyor biliyor musun? senin de elman olsun anlarsın o elmaların nasıl kızardığını.
- ya hu anne ne alakası var. sen benden 3 mandalina istemek için mi elmaları verdin?
-ama ben senin annenim.
-ben yapmak istemiyorum. benim anladığım annelik böyle bir şey değil.
-ama ben senin annenim.
-benim de çocuklarım var şimdi ben onlara elma veriyorum diye bir şey mi istemem gerekiyor karşılığında ?
-ama ben senin annenim.
-sana olan saygımı, sevgimi ve düygularımı bana karşı kullanman hoşuma gitmiyor. lütfen kullanma anne
-ama ben senin annenim.
-seni senin istediğin şekilde sevmek veya istediğin gibi davranmak zorunda hissetmiyorum. bu seni sevmediğim veya saygı duymadığım anlamına gelmiyor. sadece senin istediğin gibi değil. elimde çilek var. çilek gibi seviyorum seni. mandalina gibi değil.
-ama ben senin annenim. sen beni sevmiyorsun.
- tamam anne seni senin istediğin gibi sevmiyorum. ama çilek gibi seviyorum.
-ama ben senin annenim.

uzar gider.

ticarethanenin sloganıdır ama ben senin annenim- babanım.

bu ticaret değil de nedir?

oğuz aral

aradan uzun yıllar geçti, çarşamba günleriydi sanırım çiçeği burnunda olanları gırgır merkezinde kabul ettiği, birebir eleştirdiği günler. eleştirirdi tamam ama yayınlanırsa karikatürünüz 15 tl alırdınız. büyük para.

bazı insanlar erken ölüyor nedense. oysa şimdi o kadar ihtiyacımız var ki oğuz aral gibi birine.

sunshine

little miss sunshine filminde küçük kızın sunshine olması için tüm ailenin bir hedef uğruna birleşmesinin anlatıldığı harika bir film...

yeşil mercimek

nam-ı diğer kara şimşek olarak bilinen, askeriyede askerlere bolca verilen, protein açısından yüksek, pahada düşük yiyecek.
çocuklara da faydası çok olan bu yemeği sofranızdan eksik etmeyin.
tarif isterseniz https://ergenbebek.com/kiymali-yesil-mercimek-tarifi/

bayan kuaförü

bedevi şansım ile birlikte her çıktığımda palyaçoya dönmemden dolayı, işin ehli olduğum. artık pek de ihtiyacım kalmayan meslek dalıdır.

iş mi değiştirsem diye düşünmüyor değilim gv

kar yağışı

bembeyaz, pamuksu taneciklerdi. erkenden eve çağırmasınlar diye telaş içinde koştururduk. bozulmamış kar yığınlarını bulmak da çok önemliydi. en güzel kar topu, en güzel kardan adam bozulmamış kardan olurdu. eldivenlerimiz sırılsıklam oluncaya, yanaklarımız kırmızıdan, mora dönünceye dek dışarıda kalırdık. eve çağrıldığımızda, boynumuz bükük giderdik.
gece de karın sokak lambası önünde dans edişini izlerdim. nazlı nazlı veya deli deli bir dans. büyüleyici bir güzellikti benim için.
büyüdüm ve kar yağışına bakışım değişti.
sokakta kalanları, üşüyenleri düşünür oldum.
eskisi gibi güzel gelmiyor artık. üşütüyor. bedenimi ve yüreğimi.

yoksulluk intiharları

altında kesin fetö parmağı olan intiharlardır. yoksa hane gelirlerinin 3 kat arttığı, enflasyonun her ay düştüğü, süper über devletler kategorisindeki ülkemde insanla niye intihar etsin ki?
işte hep komplo bunlar...
(bkz: a haber)