zen |
(bkz: öpücükler göndermek)
(bkz: benim neyim var bugün)
(bkz: oha!)
(bkz: ufak at da civcivler yesin)
Uyanma, aydınlanma, iç özgürlüğe ulaşma yoludur. Bu açıdan Yoga ile ortak bir tavır sergiler. Zen'in amacı olan "aydınlanma" hali, insanın kendi varlığının doğasını aniden "uyanarak" idrak etmesi olarak tanımlanır.
Bu, kişinin bir kurtarıcıyla veya ibadetle elde edemeyeceği, kendi çabasıyla elde edebileceği bir şeydir. Zen öğretmeni "roshi" bir mürşit değil, yalnızca bir kılavuzdur, yol gösterir. Aydınlanma şuurun iç aleme yönelmesiyle elde edilebilir; anahtar, meditasyondur. Bir başka deyişle aydınlanma" kalp gözü"nün açılmasıdır; kişi öyle bir bakış açısı kazanır ki, kendi doğasını idrak eder saf varlığına, yüksek şuuruna ulaşır ve 'düalite' nin ötesine taşar. Zen öğretisi ve uygulamaları, yoğun bir meditasyon döneminden sonra, insanın kendi varlığının doğasına ulaşmasını, yani dünya çamuruna bulanmamış ve cahillik içinde olmayan varlığına, bir başka deyişle yüksek şuuruna ulaşmasını amaçlar ki, ulaşma anındaki idrak haline uyanma yada aydınlanma " Kensho, Satori " denir. Bir Zen öğretmenine göre "hangi dinden olursa olsun ve adları ne olursa olsun, gerçek bilge, ermiş ve peygamberler, bu hali elde etmiş varlıklardır. Budazmin diğer ekolleriyle kıyaslandığında Zen' deki en belirgin farklar şunlardır:
*Zen, aydınlanma deneyimine en çok öncelik veren yoldur.
*Zen öğretisine göre, aydınlanmaya ulaşma yolunda dinsel ayinler yapmak hiç bir yarar sağlamaz.
*Zen öğretisine göre, aydınlanmaya ulaşma yolunda, herhangi bir öğretinin salt teorik düzeyde öğrenilmesi yarar sağlamaz.
*Zen de nefiste uygulanmamış, şuurda iz bırakmamış teorik bilgiye bilgi denmez.Teorik bilgi ancak ruhta iz bıraktığında gerçek bilgi olur.
*Pek belirgin bir başka özelliği de, insanlığın ruhsal gelişimindeki sosyal dayanışma yanıdır. Aydınlanma yolunda olanlar (Bodisatvalar) dünyadaki son canlıyı da iç özgürlüğe, aydınlanmaya yönlendirmeden dünya yaşamından uzaklaşmamaya yemin ederler.
Zihin algılarken kılı kırk yarar, algıladıklarını kalıplara sokar, değer biçer, üzerinde çözümleme yaparak fikir yürütür ve yargılar. Buna karşın, olan biteni, düşün-meyi ve düşünceyi bırakarak yalın algılamak, fark etmek, böylece gerçeği dolaysız algılamak Zen’in yaklaşımıdır; zihni, düşünerek gerçeği çarpıtmaması için aradan kaldırır. İşte o zaman dünyayı “böylesiği” ile algılarız. Aslında her şey zihinsiz algılandığı zaman saf ve yalındır. Bu nedenle Zen kişisel ve dolaysız deneyime, yalın kavrayışa değer verir, klişeleşmiş, kalıplaşmış beylik deyişleri, kutsal addedilen yazıları dikkate almaz ve bu nedenle öğretisiz öğreti adıyla da anılır. Kişisel deneyim ego ile karıştırılmamalıdır. Gerçeklik ile aramıza ego girerse, onu yine fark ederek kenara çekeriz, çünkü ego engelleyicidir.
Zen, günlük yaşamdaki etkinliklerimizdir. Çevremizi ve yaptığımız işi izler ve bütünleşiriz. Bu sırada kendimizi de algılama ve sıklıkla zihin üretme etkinliği içinde buluruz. Böylece yaptığımız iş bize ayna tutmuş, bize kendimizi göstermiş olur. Bütünleşme ya da birlik hali içinde bulunduğumuz her etkinlik bize kendimizi tanıma şansı verir, duygularımızı ve ruh hallerimizi ortaya çıkarır.
Zihinsizliği, yani saf algılama halini yaratmanın Zen Budacı gelenekteki yolu zazendir. Oturma zeni anlamına gelen bu uygulamada oturulup olan biten sessizlik içinde izlenir. Gözlemci diğer her uyaran gibi kendi solumasını, duygu ve düşüncelerini izler ve onlara karışmaz. Bu tutum yaşamın diğer alanlarında da sürdürülürse, anlamını bulur. Çalışma ve dinlenmede, başkalarıyla ya da yalnızken, hangi koşullarda olursak olalım, uyanık ve farkında olmamız bize, iç özgürlüğe giden yolu açacaktır. Bütün Zen sanatlarının tavrı da budur.
*
zen; japonya'da xii. yüzyıldan beri yayılmış olan buda mezhebidir.
zen; kadındır.
Herşeyin zihinden geldiğini biliyorsanız bağlanmayın. Bir kez bağlanınca farkında olamazsınız. Fakat bir kez öz doğanızı anladığınız zaman bütün kurallar düz yazı olur çıkar. Anlayış cümlenin ortasında gelir.
Öğretilerin ne faydası var ki ?
"Nihai gerçek" sözcüklerin ötesindedir. Öğretiler sözcüklerdir. Onlar Yol değildir. Yol sözcüksüzdür. Sözcükler yanılsamadır. Onlar geceleri rüyalarınızda ortaya çıkan şeylerden farksızdır.
Görüntülere bağlanmayın. Bütün engelleri aşarsınız. Gerçek bedeniniz saftır ve nüfuz edilemez. Fakat aldanışlar yüzünden bunun farkında değilsiniz.
Eğer doğanızı anlarsanız sutralar okumanın ve Budalara yalvarmanın boş olduğunu da anlarsınız.
Yaşamdan ve ölümden nefret etmeyin veya yaşamı ve ölümü sevmeyin.
Biçimi görmek fakat biçim tarafından bozulmamak veya ses duymak ama ses *tarfafından bozulmamak gerçekliğin ta kendisidir. Biçime bağlı olmayan gözler Zen'in kapılarıdır. Sese bağlı olmayan kulaklarda Zen'in kapılarıdır.
Zihnin nirvanaya ulaştığında nirvanayı görmezsin, çünkü zihin nirvanadır. Eğer zihnin dışlında bir yerde nirvana görüyorsan kendini aldatıyorsundur.
(http://tr.wikipedia.org/..)