yaz |
seni seviyorum ve bir şey söylemiş olmuyorum bunu söylemekle
ben bu yaz kokusunu bir başka zamandan anımsıyorum
ben bu yaz tadını biliyorum, terleyen aşkı
terleyen kasıkları ve şakaları biliyorum
kendimi yokluyorum, burnumu çekiyorum, yaz geçiyor
yaz geçmeyecekmiş gibi, havada asılı duran sesler
tembelce ulaşıyorlar hedeflerine
yazın derin uykusu, uyuşukluğun yazı
kaşınmanın, uzak iklimlere doğru
yaz büyük ve ayıp bir çiçeğe benziyor
dolunay çırılçıplak
yaz, mezar taşları ısınıyor
ve kertenkelelerin kanı
saçlarımdan otlar ve kertenkeleler fışkırıyor
yaz, bakımsız bahçler
bakımsız havuzlar
yaz günleri dilimde tüy bitiyor
ve aşkın ısırgan otu
ipekten sözler üretiyorum, geleceksen gel
sözler yorgun düşüp kalıyor yarı yolda
aşk, ve gecenin kadifesine yazılan sözcükler
yaz beni derin yatağına çekiyor
ağlıyorum ve diriliyorum yeniden
yaz bir ölüm uykusu ve bir gece dürtüsüdür
serin yıldızlar kuşandığımız
sözcükler derin sulara batıp çıkıyor
yaz budur ve roman budur
yaz beni yaralıyor...
yaşadığım şehirin belkide tek kötü yanın yaz mevsimini iliklerinize kadar hissetmenizdir.nemli olan canım şehrim yaz mevsiminde nemine nem katar.
yapabileceğiniz tek saç modeli tepeden toplanmış topuzudur hatta yazın sonunda fön çektirince saçınızın ne kadar uzadığını görüp hayrete düşersiniz,kot tarzı kıyafetler bir süre sonra okadar ağır gelirki yolun ortasında çıkarasanız gelir.habire su içer içtiğiniz kadar da terlersiniz.klima ile evlilik fikri kafanızda oluşmaya başlar zira bağımlı olursunuz.dışarı çıkarken kafadan bir ''ya allah''çekmeniz gayet normaldir.en ince en hafif kiyafetler neyse onları seçersiniz ama aylardan temmuz başladığında ''nüdist''olmayı harbi harbi düşünmeye başlarsınız.makyajdan bahsetmiyorum bile.
birde türk genç kızlarının rüyası kır düğünleri genellikle yazın olduğundan ve davetli hatta dost kadrosunda iseniz mecburen düğün öncesi gelinin koşturması içinde yer alırsınız.çarşı pazar işlerini hecin devesi durumunda idare edersiniz.3 metre gidiş 10 dakika oturuş ve bir şeyler içmek.
ardından düğün günü gelir ve binbir küfürle hazırlanırsınız ve her yaz olduğu gibi bir daha yaz düğününe gitmeye tövbe edersiniz.
en iyi tarafı doyana kadar denize girmek olabilir ama deniz için hazırlanmak daha yorucu ve zahmetlidir.
Yanmaya başladı İstanbul. camlar açık, storlar sallanıyor ama muhtemelen o esinti tüm enerjisini perdelerle tüketiyor. Sigara dumanı rüzgara rağmen istikrarlı ve tek bildiği figür: yükselmek. "bu kadar düz olma duman" diyesim geliyor. Dinler mi?
Dışarıda okulun tatil olmasını bekleyen çocukların sıkıntıları büyük bir çığ oldu, az önce TEM ve E-5 bağlantı yolu arasında trafiği kapadılar. Zira bir çoğu geçen haftadan beri "ceketleri çıkarabilir miyiz" diyorlar hocalara. Öğle arasında basket oynayanlar sınıfa leş gibi gelmeye başladığından öğleden sonraki ilk ders havasız bir ortamda geçiyor muhtemelen. Üniversitelerde böyle bir problem yok: Bahardan yaza geçiş, devamsızlık haklarını kullanma zamanıdır. Öğrenciler bu geleneğe uyuyor olsa gerek. Bir ironi de yaratıyorlar böylece: İnek dedikleri sınıfta takılırken, kendileri otlarda yuvarlanıyor. Reva mı?
Herkesin aklındaki tatil hayatli bir damla suya karşılık geliyor. Birleşecek onlar elbet ve damlaya damlaya bir denize de dönüşecekler. Vücudu kaptırıp, oksijensizlikten tatlı tatlı, sarhoş sarhoş ölmek gibi. O ne serinlik?
Tatilden falan değil bu, göçebeliğin genimize, dinimize, imanımıza işlemesinden. Yazın yaylağa gitmezsen, kışın kışlağı ne bileceksin? Zira herkes denize gitmiyor; çok insan var köyünün hayaliyle yaıp tutuşan ve Rahmetli Barış Manço'nun şarkısı canlanıyor bir yerlerde, ama biz İstanbul'da olduğumuzdan apartıman çocuklarıyız.: Yaban tayları çayırda tepişiyor, çilli horoz kedilerle dövüşüyor, bizim haberimiz olmuyor. Sarıkız'ı bilen yok artık, ve yaşlandığı için yerine kim atandı bilinmiyor. Horozlar çilli, yaban tayları hala yaban tayı, ama Sarıkız... Kimbilir nerede?
Zira... Şehir parladı artık. O puslu duman gitti. Eline yüzüne renk geldi. Ateşi de çıkacak, az var. O zaman kaçacak insanlar, bulaşıcı bir hastalıktanmışçasına. Gölgeye, köye, denize, göle, eve, suya, mağazalara, bir yerlere kaçacaklar. Klimaların tamamı kimbilir ne kadar elektrik tüketecek... Yetmeyecek.
Ben acırım zaten genelde. Sen tüm kış doğalgaz yak, şimdi de elektrik. Ne kadar eksantrik? Birilerinin biz mecburen yaşıyoruz diye kazanıyor olması...
velhasıl, geliyor yaz. Gözümüz aydın. Gelen gideni aratır. Gün olur kış'a da bir betim yazılır.
(bkz: o gün bugün)
(bkz: yaz aşkım)
(bkz: ege)
http://youtube.com/..
kısacası piyasa mevsimi.