- fiziksel olarak yanınızda kimse olmadığında başınıza gelen olay.
eğer isteyerek yapmıyorsanız, uzun bir süredir bu böyleyse, dünyanın en zor şeylerinden biridir.
ukdeyi veren: tunaqua
(fiski, 2010-05-02 12:43)
- sadece atıştırabilirsiniz. canınız yemek yapmak istemez, o an ne geçerse elinize onunla doyarsınız.
- en büyük keyiftir.
- evdeyken pek sorun değil de dışarıda büyük problem olan olay.
(shela, 2010-05-02 19:09)
- konuşacağınız kimse olmadığından, daha hızlı yemenize neden olan olaydır. bu nedenle kilo alma riskiniz artar.
- evdeyseniz tv'nin, dışardaysanız bir kitabın pek alâ size eşlik edebileceği lezzetli aktivite.
zaten büyüklerimiz bize "ağzın doluyken konuşma" demezler miydi? sorun yok yani.
- neyi, ne zaman, nerede yiyeceğinize kimse karışmadan yeme fırsatı verdiği için çok keyifli geçecek olan yemektir.
- keyif oranı yüksek bir eylem.
şöyle ki topluluk içindeki cicili bicili, peçeteli, bol bıçak kullanımlı, minik lokmalı, edep edep yemek yeme zorunluluğundan davul zurna eşliğinde kurtulup suratınızı belerte belerte, sağa sola ketçap mayonez bulaştıra bulaştıra yiyebilme özgürlüğü ile dopdolabilirsiniz bu sayede. Çok şükür yahu ne o öyle ne yediğinden bir şey anlıyorsun ne içtiğinden aa?
(nyx, 2011-05-24 18:14 ≈ 2011-05-24 18:15)
- hiç keyifli olmayan durumdur.dışarıdaysanız sanki herkes size bakıyormuş gibi hissedersiniz,yemek hakkında yorum yapmak isterseniz yapamazsınız hiç keyif yapamadan kalkıp oradan uzaklaşmak istersiniz.evdeyseniz o kadar kalkıp hazırlarsınız ama ellerine sağlık ne güzel olmuş yahu yorumunu yapma ihtimali olan kimseniz yoktur yani sıkıcıdır yalnız yemek yemek.
- benim şahsen keyif aldığım bir eylemdir.
yalnızsın, istediğin kadar hızlı yiyebilirsin, arkadaşlarının tabaklarını durmadan kontrol edip onların hızına göre kendini ayarlaman gerekmez.
yine herkesin yediği ölçüye bakıp ortalama kişi başına tabakta bırakılan yemek ölçüsünü tabağında bırakman gerekmez, silip süpürebilirsin.
"bu da amma çok yedi, bir de diyet yapıyor, nasıl iştahmış" diye arkanızdan konuşulması endişesi taşımazsın.
(bkz: takıntı)
- enteresan bir durumdur, özellikle dışarda bir cafede ya da restoranda. yalnızsınızdır zaten ama daha da yalnız kalmak için gidersiniz tek başınıza oturursunuz bir masaya. dergi falan karıştırır, sipariş için menüye bakarsınız. ama garson evladının gözü hep üstünüzdedir, hissedersiniz, dolanır durur etrafınızda. göz ucuyla bekler, gelecek biri var mı diye. siparişinizi verirken tek başınıza olduğunuzdan emin olur ve özel bir ilgi gösterir. acır mı, gözlerimi dolar yalnızlığınıza, sevesi mi gelir kedi misali anlamam, durmadan gelir yanınıza beğendiniz mi der, başka istediğiniz bir şey var mı der. acıyor galiba, bilemedim. arada muhabbet etmeye çalışır lafları açıp, yayıp. garip hissedersiniz kendinizi, ne var anlamadım, nesi garip. ama öyle olursunuz bir anda, sürekli önünüze bakmak zorunda kalırsınız, daralırsınız, yediğinizden de bir şey anlamazsınız, sanki her lokmanız sayılıyor, çatalı bıçağı tutan elleriniz gözaltında, boğazınıza düğüm olur lokmalar, alelacele yemeye çalışırsınız, bir yandan da çaktırmamaya çalışır yavaş hareket etmeye çalışırsınız.
of be kardeşim. gelmiycem bir daha buraya. çok da sevimlisin, pek de yakışıklısın ama çek git ya. yalnızım işte, yalnız kalmak tek istediğim.
(missy, 2011-05-24 22:18)
- 'yalnız başına yemek yemek' ile 'sadece yeme eylemini yapmak' anlamlarına gelebilecek ifadedir.