- 19 aÄŸustos 1976'da
"yaşadığım çok kötü günler, yaşadığım anlardaki yoğunluğunu yitirdi. yaşadığım iyi günleri de unutmuşum. sonuç: anlamsız bir ortalama. nedeni de galiba hep tek başına yaşamaya zorlanmam. toplumsal düzen gereği mutluluğu tek başına aramam. bin türlü (ve hâlâ süren) hesaplı kargaşadan tek başına çıkabileceğim konusunda şartlandırılmam.
benim için ve benim durumumda olanlar için nerden bakılsa, önemli olan sonuçtur. anlık mutluluklar (mutsuzluklar birikir) birikmiyor."
diyen ÅŸair.
- bütün mümkünlerin kıyısında, uzanıp kendi yanaklarından öpen şair.
- ÅŸubat 1969'da
"insanın, kendini tek bir kişiye anlatmaya, açıklamaya çabalaması kadar güç, olanaksız ve hatta hazin bir başka şey düşünemiyorum.
açıklayanda genellikle bir üstünlük, bir ayrıcalık, bir başkalık kuruntusu ağır basar sanki.
oysa bir başka 'tek'le karşı karşıya kalmak, o büyük umarsızlığa ve hüzne götürür sonunda. çünkü o başka 'tek'in de açıklayacakları vardır.
kişiliği, tekliği bir 'sıfat'a, bir 'adıl'a götüren sadece bir çoğunluğun kabulüdür denebilir mi acaba?
neden düşündüğümü unuttum bunları. somut bir örneği vardı, olmuştu birkaç gün önce.
................
saçmasapanlık, boşluk duygusunu çok yaşadım galiba. hatta, yaşamımın bir bölümü dışında başka duygu yaşamadım gibi geliyor bana.
................
ey yaşlı güneş kuşu
anılarımı ver bana
tanırım kendimi belki o zaman"
diyen ÅŸair.
- tomris uyar, 'accident prone' (kazaya yatkın) bir kişilik olduğunu düşünür: "bu kişiler bir şeyde çok iyi oldukları zaman biraz daha iyisini yapamayacaklarını anladıklarında bilinçsiz olarak bir yerlerini kırıyorlar. bazen de bir şeyle yüzleşmek istemediklerinde..."
çok iyi oldukları o şey de malum.
- takma adımı bir şiirinden aldığım şair.
- edip cansever'in turgut uyar öldükten sonra yazdığı şiirinin adıdır da.
"kocaman bir avlunun ortasında durdu durdu
içindeki bomboş avluya bakarak
gökyüzünden arada bir oraya
ölü bir kuş ya düşüyor ya düşmüyordu.
görseydi içinin olmadığını
çekip onca çelenkten bir sap karanfili
koymak ister miydi hiç
bu ikindi vaktinin hırçın vazosuna.
güzleri kullanırdı o kadar sevmese de
dünyayı kullanırdı açıp da penceresini sonsuza
su içse suya benzerdi biraz
konuÅŸsa
üç beş kişi birikirdi herhangi bir köşebaşında
yolu düşse de başka mor-sarı bir akşam kahvesine
ne kadar eşleşirdi van gogh’un bakışıyla.
sevgiler gönderirdi nedense utanırdı da bundan
gönderir gönderir geri alırdı bir gücenikliği sonra.
dün müydü, yüzyıllar mı geçti, bilmiyorum ki
bir yaz sonuydu yalnız denizi sıyırıp geçtik
iki tek votka içtik varmadan aşiyan’a
konuşmadık hiç, nedense hiç konuşmadık
az sonra kalkıp gitti o
kalakaldım ben oracıkta
kapadım gözlerimi ardından gene birlikte olduk
- garson! bize iki tek votka daha."
(peter pan, 2010-01-16 17:27 ≈ 2010-03-26 13:28)
- en sonunda onca şaire elem, acı, ızdırap verip süründüren tomris uyar, onun eşi olmayı tercih etmiştir.
(bkz: eÄŸlenilecek adam)
(bkz: evlenilecek adam)
- "akçaburgaz'lı yekta" 'sı mutlaka okunmalıdır.
- 'ben hep sıkıntılıyım.
yani bir adamın canı sıkılır,o benim.
çünkü bana en yaraşan durumdur sıkıntılı olmak.
ben silahsız bir askerim de ondan.
törenler askeriyim ben.
cumartesi ve pazar askeri.
aslında karışık bir şey,kime ne söylenebilir?
bir sıkıntıyı ısrarla büyüterek,
asıl büyük sıkıntıya giden tümün attığı çekirdek.
pis bir köleliğe ve sonsuz çılgınlığa varacak
bir oluşumu sıkıntıyla bekleyen bölünmez varlıkın beni.
ondan severim sıkıntıyı.
sevincin o amansız,o aşağılayıcı bönlüğünden korur beni.
ne söylenmişse ve ne söylenmemişse,
ne yapılmışsa ve ne yapılmamışsa,
ne düzeltilmişse ve ne düzeltilmemişse
ondan sıkılan biri.
belki söylenmemişin,
yapılmamışın ve düzeltilmemişin telaşı içinde biraz.
o kadar.
ve sıkıntılı.
ve sıkıntılı.
işte böyle başlıyordu her yerde mutsuzluk.
ve mutsuzluk büyük bir umut gibi çekiyor kendine beni.
değişiyorum ve çoğalıyorum gibi.
tek büyük doğrunun yarım dilimi o.
kim bilebilir işe yaramamanın değinmesini?
cumartesi ve pazar günlerinde
yorgun,izinli ve silahsız bir asker.
sonra kim döneniyor ortalarda benden başka.
şiir yazdığım söyleniyor.
deÄŸil.
ben,kutsal bir bahaneyim.
belki de bir sığınağım kendime.'
diye yazmıştır.
(peter pan, 2010-02-28 18:28 ≈ 2010-03-26 11:49)
- "ömrümün bir bölümünde basbayağı topalladım."
böyle diyor, turgut bir yerde.
burkuldum.
ilhan berk
(peter pan, 2010-03-04 13:46 ≈ 2010-03-26 11:45)
- (bkz: federico garcia lorca için üç şiir)
- "güllerin bedeninden dikenleri teker teker koparırsan
dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar
..." *
diyen ölümsüz şairdir.
(ciran, 2010-10-01 12:41 ≈ 2010-10-01 20:40)
- "ey vakti çok iyi bilen müezzinler
sizin yeni bir ezanınız yok mu" diyen şair *
- en sevdiğim dizelerin sahibi insandır kendisi. misal:
ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım
falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz
bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya
herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
beni bırak göğe bakalım
senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin, bir ellerim yeter belleyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım
- benim için aşk va bahar üzerine yazılmış en güzel dizelerin sahibidir.
SİBERNETİK
üç kere üç dokuz eder
bilirsin
birin karesi birdir
kare kökü de
bilirsin
' mutlu aÅŸk yoktur '
bilirsin
ama baharda ya da dışarda
sonsuz göğün altında
aşkın aşkla çarpımı
nedendir bilinmez
garip bir biçimde
hep sonsuzdur
karekökü de yoktur
TURGUT UYAR
- herşeyden biraz kalır
kavanozda biraz kahve
Kutuda biraz ekmek..
İnsanda biraz acı ...