siyah beyaz |
Siyah-beyaz ince bir çizgidir evrendeki varlıkların yaşamlarında. Siyah-beyaz, ölüm ve yaşamdır. Beyaz bir boya kutusunun içine damlatılan iki-üç damla siyah boyanın tüm kutuyu koyulaştırması gibidir ölüm ve yaşam. Sonun başlangıcı... Ama tabi ki yaşam, hayatın her alanında sonu düşünerek yaşanmamalıdır. Evet, belki sona hazırlıklı olabiliriz ama asla "ölüm sürekli kapımda" diyerek melankolik yaşanmamalı. Hayatın beyaz rengiyle yaşamanın yanı sıra diğer renkleri de yaşamak gerek çünkü insanlar ümitleriyle, hayalleriyle bir yaşam amacı bulurlar.
aslında ortaokulda resim dersinde bu ikisini renk değil leke olarak öğretmişlerdi bize. dil alışkanlığı işte, renk diyoruz gene de.
gece akla geldiği takdirde ruhu da uç noktalara götürebilir:
siyah beyaz düşlerimde
seni hatırlarım
bomboÅŸ ellerimde
seni duyumsarım
sensiz gecelerde
sensiz ağlarım
sonsuz gecelerde
sensiz ağlarım
fırtınalar sabahında
doğan günü duyumsarım
mevsimlerin en sıcağında
susuzluğa kanarım
yitip giden insanlara,
dostlarıma ağlarım
yanlış zamanlara,
sensizliğe ağlarım
nedensiz sorgusuz
bir rüya gözlerimde
nedensiz sorgusuz
bir duvar benliÄŸimde
siyah beyaz düşlerimde
seni hatırlarım
bomboÅŸ ellerimde
seni duyumsarım
sensiz gecelerde
sensiz ağlarım
sonsuz gecelerde
sensiz ağlarım
günler önce yazmak istememe rağmen bu betimi, hakkında çok daha iyi bir betim girebilmek için ertelemiştim. ve fakat bugün siyah beyaz başlığını sol framede görünce dayanamadım.
ankara' da çok eskilerden beri bulunan bir bar ve aynı zamanda sanat galerisi olan ve bu barın 40 yaş üstü 5 müdavimi ile yola çıkılan bir film. durağan ve yavaş ama bir o kadar da güzel ilerleyen bir film. oyuncular zaten tek kelimeyle muhteşem. tek bir hatası var filmin o da şevval sam olmuş bana kalırsa, o nasıl bir rol yeteneksizliğidir. film boyunca bunun için kahretmeme neden oldu. hele o "doktor, canım seni çekti" deyişi yok mu! neden şevval sam? bu kadar güzel oyuncuların ve üst düzey performansların yanında fazla fazla sırıtmış.
ve film bir ankara filmi her şeyden önce. belki istanbullular kadar alışkın olmadığımız için bir filmde ankara' yı görmek biz ankaralıları gerçekten çok mutlu ediyor. ayrı bir havası oluyor o filmin. benim için de öyle bir filmdi. filmi izlerken yıllar sonraki halinizi orada öylece görebiliyorsunuz hele ki daha ne olacağınızın iç hesaplaşmasını yaşarken, kendilerine göre olmuş insanların iç hesaplaşmalarına şahit oluyorsunuz. sizinde içinizde öyle bir yere ait oluyor işte o film, o görüntüler ve iç hesaplaşmalar. belki bambaşka bir zamanda izlemiş olsaydım bu kadar iç içe hissetmeyecektim kendimi, bu kadar özdeşleştiremeyecektim. o açıdan güzel oldu.
benim için olmuş bir film... teker teker oyunculara da değinmek isterdim ama orası spoiler a girecek sanırım, burada kısa kesmek en iyisi. ve ne desem az kalacak bu film için, bu nedenle kısaca izleyin!
(http://youtube.com/..)