sözlük yazarlarının şiirleri  

 belki ilginizi çeker

aç/kapa

  1. sözlük yazarlarının gönüllerinden kopanlardır. trip yapmadan öncülük yapıyorum ve yazdığım bir şiirimsiyi kopyalıyorum.

    **

    Bir şehrin uzak semtleri gibi gözlerin / üzgün, kara ve ayaklanmaya hazır
    İsmet ÖZEL

    **

    ben
    yıllardan sonra elimde bir balyozla
    kapına geldiğim halde, en şerefli hallerimle
    yıkmak isterim gözlerinin ardında
    arka ülkeye bakan duvarı
    taşlar üstüme yıkılsın, Mûsa yanımdadır herhalde
    en şerefli hallerimle
    arz ederim.

    **

    sen
    bakarsın ama göremezsin beni
    nereye çevirsen çünkü o gözleri
    arka ülkeye bakan duvarlar üstüme gelir
    o yüzden ben hep senin
    arkandan bakmışımdır,
    'ziyafetten aç dönen bir yetim gibi'
    şiir yazmayı da beceremem
    ne olur artık gör beni
    arz ederim.

    **

    ah bir fular kuğunun boynunda ne güzeldir
    ah bu yağan karlar hangi rüzgara bakar
    ah hangimiz ebed hangimiz ezeldir
    ah...
    ben
    bu çağın adamı değilim Beatrice, bilesin
    gemilerle yanaşıyorum o yüzden kıyılara
    denizi olmayan bu şehrin kıyılarına
    karadan yürütüyorum gemilerimi, sırtımda
    sancıyan yük ne kadar da güzeldir
    al yükümü, kurtar beni
    arz ederim.

    **

    onlar,
    on'lar,
    bulmak isterken seni karşıma çıkan
    onlar
    çok kalabalıklar
    gücüm yeter dağıtırım, yine de alırım seni
    çok arkadaşım var
    ama bir defaya mahsus gel, sen al beni
    bu çağa ayak uyduramıyorum
    duvarın üstünden düşmek üzereyim
    arz ederim.

    **

    "Bir şehrin uzak semtleri gibi gözlerin / üzgün, kara ve ayaklanmaya hazır."
    arz ederim.
    (carlos the jackal, 2011-02-22 00:12)
  2. sözlük yazarlarının da edebi uğraşları olabileceğinin göstergesidir.

    Bir de benden:

    Trenler kalkıyor içimden martılara,
    Bir yıl, yine sır gibi saklıyor yüreğini.
    Bir ölüm, bir hicran sıkışmış kuytulara,
    Onlar çalacak zaten az sonra düdüğünü,
    Trenler kalkıyor içimden martılara.

    Çatıdan düşmüş bir kuş sığınsın kucağıma,
    Gidilecek diyarları bir bir bana çıtlasın.
    Bir mektup bıraksın kırılmış bacağıma,
    Sonra gidip yine çatılardan atlasın,
    Çatıdan düşmüş bir kuş sığınsın kucağıma,

    Süte karışmış bir zehir aksın ayalarımdan,
    Bırakılan mektuba kan misali damlayan,
    Cennet kokan bir göğüs, gerçek rüyalarımdan,
    Mektuba yazan eller tembellikten hamlayan,
    Ve süte karışmış bir zehir aksın ayalarımdan.

    Tarlalarda çiçekler şimdi zehirden soluyor,
    Eğilen başları sanki düşecek bir çocuk.
    Benim de çocuğun anası gibi gözlerim doluyor,
    Anası kurtarmaz ki! Anası bir kaçık!
    Tarlalarda çiçekler, şimdi zehirden soluyor.

    Güneş alacakaranlığa kurban veriyor kendini,
    Tarlalar yandıkça, “akşam” galip geliyor.
    Peygamberlik iddiasında, yayacak mı bu dini?
    İnanmayan her başak diri diri yanıyor.
    Güneş alacakaranlığa kurban veriyor kendini.

    Yürekten sızan ışıklar aydınlatmaz şu kör günü,
    Kürek kemiklerime bak, ne ayetler yazıyor.
    Yağmur hevesli, yağmur çalışkan, haydi söndür yangını,
    Gitmesin güneş! Ardına yangından saklanıyor.
    Yürekten sızan ışıklar aydınlatmaz şu kör günü.

    Olsun, nasılsa bakışımız karanlığa da alışır,
    Gemileri yakışımız tarih olmadı hala.
    Kendisi hep bizlere bir ders vermeye çalışır,
    Ama biz hep aptalız, bizler hep bir budala.
    Olsun, nasılsa bakışımız karanlığa da alışır.

    Zaten yalnızlıktan mamûldü şarkılar,
    Düşümdeki odaları her gün is kaplardı,
    Bir ayazdı ki hava, korumazdı parkalar,
    Bir ciğerim diğerine bir hançer saplardı,
    Zaten yalnızlıktan mamûldü şarkılar.

    Ya tren varır hedefe, ya da güne döner vakit.
    Günebakanlar müjdeliyor güneşin yörüngesini,
    Okunmaz uzun diye evrendeki bu akit,
    Bu akit hep saklıyor ölümün nirengisini,
    Ya tren varır hedefe, ya da güne döner vakit.

    Trenler varıyor içimden martılara,
    Bir yıl sır gibi saklıyor sona ereceğini,
    Bir ümit ziyadesiyle sıkışmış kuytulara,
    O yaşatacak zaten görüp göreceğini,
    Trenler varıyor içimden martılara.

    01.01.2011
    (timemechanic, 2011-02-22 02:17)
  3. Sığar mı sonsuzluğa,
    Taşar mı iğne deliğinden...

    Yakaladılar mı beliğinden?

    Fazla direnme,
    Sömürürler iliğinden,

    “Ne istersiniz elin salağından?”

    Sığar mı insanlığa?
    Yakışır mı iğne kadar ince adama...

    Çatlamış mı?
    Yap bir badana...
    Öyle sevaba dönüştü ki günahlar,
    Gerek yok yaradana... (!)

    Sığdı mı şimdi?
    Oturdu mu içine?

    Kirli dediğin eller uzandı mı tacına?

    Bırak o tacı,
    Yakışmaz saçına,

    “Madem olmadı bas tekmeyi kıçına!”

    Neye sığdı belli değil,
    Yakışır mı kuralı yok!

    Yok mu ki bir kitabı?
    Öğrenmeye herkes tok,
    “Öğreneyim” diyen yok da;
    “Biliyorum” diyen çok...


    08.12.07
    (timemechanic, 2011-02-23 01:20)
  4. -----bombalıpankart-----

    Tanrı'ya inanmıyorum ama bir güç var diyen çocuğun içindeki boşluğu
    nasıl anlayabilirdim sevgilim, bana bir kez baktığın anda yerdeki taş tuğlaların
    havalanıp alnımın ta orta yerine bir kurşun gibi saplanabilmesini?
    ve bilmelisin ki Ankara'ya kapkara bir is çöküyor gece bastırdığında
    yüreğimin en kalabalık caddelerinin bombalanma eylemlerini ise
    derdimi anlamayan ama derdimi bilmeden paylaşan onlarca kız üstleniyor
    bana bıraktığın ağırlıkla onlarca kız hafifliyor
    evet, karşılıksız bakışmaların yaşandığı bir yerde devrimci şiddet meşrudur
    kabul ediyorum.

    *

    senin olmadığın yerlerde sen olmasan bile senin bir yerlerde olduğunu bana hatırlatacak
    bir anıtkabir yaptırmayı düşünüyorum, böylece beni bombalaman, beni ve düşlerimi
    yüreğimi, cinsimi, cibiliyetimi, sana baktıkça kör olan gözlerimi
    daha zor olabilir, ne de olsa kanun var nizam var, bir ihtimal seni durduracak
    Atatürk'ü Koruma Kanunu'nu seninle bakışabilmem için uygulatacak!
    sana bakmak istiyorum sana baktıkça Atatürk kadar güvende olmak...
    her şey olabilir her an her şey, belki bir gün gözlerimizle kanatlanarak
    Anıtkabir'e bile gidebiliriz?

    *

    Yanıyorum sana yandıkça, senin yandığın yerlerde senin yerine ben sönüyorum
    (o kalp o)
    (carlos the jackal, 2011-02-23 01:34 ≈ 2011-02-23 01:34)
  5. yazarların sevdiği, değer verdiği kişilere yahut şeylere yazdığı şiirlerdir. basit ve anlamsız gelebilir bir çoğu. ama kişinin gözünden bakıldığında öyle değildir. zira zorlama değil hislerin dökümüdür. 2 yıl öncesinde akşamdan kalma bir sabah uyandığımda göğsümün sıkışması ve korkularımla yüzyüze gelmeme sebep olan sen sevdiceğim rakıya yazdığım şiir gibi.

    aniden göğsüm sıkışıyor
    elim gidiyor kıvranarak,
    dizlerim tutmuyor ve yığılıyorum
    korkuyorum anlamsızca
    korkuyorum kaybetmekten
    korkuyorum kaybolmaktan
    tek dostum diye sarıldığım
    şişeler yokluyor beni sık sık
    ve yine devam ediyorum anlamsız hayatıma...
    (mirkut, 2011-02-23 01:46)
  6. s.s. eskisi

    **


    Soylu bir kent isyanının
    ağartısıdır
    sloganlaştıkça sıkılan ellerin
    ve hiçbir zaman dillendirilmemiş bir sevdanın
    adıdır soğuk sokaklarda
    uçuşan afişlerin üstünde yazan

    Oysa buz tutuyor ellerimiz
    filozofları okuyoruz bıyıklı filozofları
    başımızı sayfaların arasına gömerek
    -kutsal kitaplaştırdıklarımızdanmısınız bayım-
    dünyanın çeşitli ülkelerinde
    çeşitli nedenlerle gençlerin aşık olmaları
    politbüro kararıyla yasaklanmıştır
    aşık olmadan sevdiğimiz için bir davayı
    coplar indikçe kafamıza
    sızlıyor kalpcağızımız

    bu arada sen
    ellerin hala sıkılı olduğu halde
    en güzel bir kuğusun
    isyan kaldıran parklarda
    afişler hala uçuşuyor

    şimdi durdum
    ellerindeki buzun çözülmesini bekleyerek
    sebat ediyorum
    Allah kerim önümüz yaz sen bir güzel kuğusun
    politbüro serbest bırakmasa da aşık olmanı
    ben
    senin temsili Sovyet güçleri Berlin'e giriyor
    canlandırmasında sarıldığın kılıksız-başı sargılı
    S.S eskisi olmaya razıyım
    (carlos the jackal, 2011-02-24 00:41)
  7. kırt kırt kırt
    kırt kırt kırt
    kestim kundaktaki kardeşimi...
    kör ekmek bıçağıyla

    annem üzülmez ki
    ilk ben doğdum ne de olsa...
    (little tin goddess, 2011-02-24 00:49)
  8. Zor zamanların güldürüsüyüm ben...
    Zor yaşamların öldürüsü...
    Bir avucumda gül kurusu,
    Bir avucumda dişler...
    Kafamda kuş tüyleri,
    İçimde kuruntun...
    Zor anların hızırı değil,
    Ne de sultanın veziri...
    Zor kadınların güldürüsüyüm ben,
    Ağlayan bebeğin gürültüsü...

    20 Eyl. 06
    (timemechanic, 2011-02-24 01:56)
  9. vazgeçemezmiş insan gözüyle görmeden
    ya ben? ben görmek zorunda mıydım?
    görüp de bitti demek,
    sabah sabah mateme gömülmek zorunda mıydım?
    "amaan salla" demek yerine
    gönlüme ateş düşürmek zorunda mıydım?
    bu kadar acizim işte
    bu kadar zaafkar
    ve bu kadar da aşığım işte.
    bitti.
    (milagros, 2011-02-24 09:22)
  10. Ağarıyor bak hava;
    Yalnızlık başa çökmüş...
    Öyle bir duman ki bu baksan inanmazsın,
    Ağlıyor bir çocuk;
    Sessizlik yalan olmuş...
    Öyle bir çığlık ki bu duysan inanmazsın.

    Çalar eski şarkılar,
    Gözyaşı çoktan dinmiş...
    Öyle bir yorgunluk ki ölsen inanmazsın,
    Serincedir içeri,
    Karanlık dibe vurmuş...
    Öyle bir sahne ki bu görsen inanmazsın.

    Dertler eleme döndü,
    Ellerimse kıbleye...
    Öyle bir dua ki bu yazsan inanmazsın...


    Aralık 2006
    (timemechanic, 2011-02-25 01:07 ≈ 2011-02-25 03:13)
  11. şair olmak istiyorum
    seni yazmak
    şiir olmak istiyorum
    sana yazılmak
    sen benim ol istiyorum
    ben senin olayım
    biliyorum çok şey istiyorum.
    ve sen de biliyorsun
    istemek yetmiyor...
    şarkı olayım çalınayım kulağına
    ıslık olayım dudaklarında
    sende yerim olsun istiyorum sadece aslında.
    (milagros, 2011-02-25 14:03)
  12. "bizim memlekette herkes biraz şairdir" cümlesini bir kez daha gerçek kılan şiirlerdir.
    yine de zannımca, iş sadece şiir yazmakla/yazmaya çalışmakla bitmiyor.
    bir de " şair" gibi yaşamak/yaşamaya çalışmak vardır. hayatı o şekilde algılamak, tüm hesapları bir yana bırakmak ve dünyaya başka gözlerle bakmaya çalışmak...ki aslolan da budur.
    zira iki kelimeyi, okumayı yazmayı sökmüş her insan evladı yan yana getirebilir ama şair gibi yaşamak var ya, o harbiden karakter ister işte!
    ne zaman acemice yazılmış bir şiir okusam -herhangi bir yerde- gerçek şairleri hürmet ve minnetle anarım.
    bize kazandırdıkları her şey için.
    (prensesin_uykusu, 2011-02-25 14:24 ≈ 2011-02-25 14:38)
  13. Efsaneye kaç şahit gerekir
    Sor masalcıya, belki anlatır sustuğu zamana
    Bülbül'ün, alacakaranlığında
    Ve yüz sürülen kalp tapınağında
    Kanatıldığı fermandır
    Aşkıma.
    (hurrem, 2011-02-25 14:38)
  14. canım insanlar
    sizi affediyorum
    büyüklüğümü göstererek
    cezalandırıyorum
    ben büyüklüğümü
    gösterdikçe siz
    küçülecek, küçülecek, küçüleceksiniz
    ta ki böcek kadar küçülünceye dek
    sabırla bekliyorum
    canım insanlar
    sizi affediyorum
    (carlos the jackal, 2011-02-25 17:27)
  15. Kaçış. 14 Mart 2007

    ***

    Bir ucunda kaçış var, bir ucunda kapanış,
    Karanlığa ölümcül, mecbur olan sokaklar.
    Sessiz dursan fayda yok, para etmez haykırış,
    Çığlık atsan kim duyar, kapanıyor kepenkler.

    Ayak izi kalmamış, yol gösteren bir kul yok,
    Ekmek atsam yollara, kendi kendin’ yiyecek.
    Akıl yerinde değil, düşüncemde fayda yok,
    Düşünmeye başlasam, asla durmayacak.

    Davet gibi bir bakış, camlardaki başlarda,
    Kaldırıp başım baksam, içeri kaçışıyor
    Bitmeye hiç heves yok, gözümdeki yaşlarda,
    Ağladıkça yüreğim, daha az yatışıyor.

    Bir kaç gölge görsem de, sokağın loşlarında
    Dertleşecek yürekler, gördü mü sıvışıyor.
    Neyse ki o sarhoşlar, kaldırım taşlarında,
    Dertlilerin derdine, dertliler yetişiyor.

    Bir ucunda sen varsın, bir ucunda sensizlik,
    Ayaklarım gitse de, gölgem aynı yerinde.
    Bu nasıl bir terkediş? Olmaz böyle densizlik,
    Ne yapardın bilemem, olsan benim yerimde.

    Güneş doğacak elbet, bu karanlık sokağa,
    Sonu gündüz olmayan geceler yaşanmamış.
    Belimdeki tabancam dayanır bu şakağa,
    Kaç kurşun attım da dün, mermisi tükenmemiş.
    Çekmiyorum tetiği, ne kaldı ki şafağa,
    Ben değilim ki ahmak, sensin o sevilmemiş.
    (timemechanic, 2011-02-27 01:23)
  16. UYAN - 19 Temmuz 2006

    ***

    0

    “Uyan uykundan;
    Dön yalnızlık rıhtımından...
    Bak martılar açlık grevlerinde,
    Balıklar yaslarından kıyıya vurmuş;
    Uyan uykundan;
    Dön karanlık bahtımızdan...”

    I

    İmkansızlığın da kader olduğu yoz hayatlarımız;
    Ve ardımızda bıraktığımız anı tanecikleri...
    Vurgun kadehlerde bitiyor her şey;
    Gümrüksüz gönüller;
    Gümrüksüz heceler;

    Vazgeçmek kolay değil ayık kafayla;
    Karanlık odaların ezici üstünlüğü var...
    Dans etse de mumların cimri ateşleri;
    Ahenkli ahenkli;
    Bir kadın gibi...
    Çöker matemim karanlık kadar...

    II

    Sarılmakla olmuyor hayallere tutunmak
    Ve istemsiz hayatta kalma çabaları...
    Görünmeyen bir mektupta bitiyor her şey;
    Adressiz kurşunlar;
    Adressiz bozgunlar;

    Karşı koymak mümkün değil ayık kafayla;
    Başladığımda üç gol yemişliğim var;
    Dans etse de mumların adi ateşleri;
    Cilveli Cilveli;
    Bir kadın gibi...
    Merhametim peygamberinki kadar...

    III

    Sevme sen içmemi!
    Ben yine içerim...
    İçmezdim gerçekten sevmesen içmemi...
    (timemechanic, 2011-03-01 00:06 ≈ 2011-03-01 00:09)
  17. Ölüm Gel - 2005

    *

    Bak!
    Doyumsuzluğuma doydum,
    Sabırlıyım sabırsızlığıma,
    Sorumsuzluğumdan sorumlu biri olarak,
    Farkettim, farkındalığımı.
    Ve kaybettiğim kazançlara ters yüzen bir balığım,
    Kararsızım kararlı mıyım?
    Bilmiyorum biliyor muyum?
    Sen gel.

    Sen gel diyecek kadar patavatsız,
    Sen gel diyecek kadar yüzsüz,
    Teslim olacak kadar şatafatsızım,
    Planım yok sen gel!

    Sadece,
    Sadece,
    Hala yaşadığımın farkındayım,
    Acı çekiyorum, öyleyse varım...
    (timemechanic, 2011-03-03 22:55)
  18. (bkz: #73469)
    (mikaha, 2011-03-16 06:33)
  19. ah sen!

    olman olacak iş değildi, olmaman çok normal.
    şimdi ama bir kere oldun ya, normali o sanıyorum.
    ama halbusi, zaten olmayacak işti be. ah be'm.
    (little tin goddess, 2011-03-17 15:38)
  20. esme rüzgar deli deli, başım hoş değil,
    yeni kurduk bağımızı, seninkisi iş değil,
    yıkmak, yok etmek,övünülecek şey değil,
    eyvah, erken gazel döktü gönül bağlarım.
    (fearles, 2011-03-28 21:46)
  21. (bkz: #247650)
    (karyatid, 2011-03-28 23:54)
  22. Anlamsız uyku.

    --- spoiler ---

    Durdu…
    Hakikaten durdu!
    Hiç durmaz derlerdi,
    Hep de dönerdi bildiğimden beri,
    Ama durdu…
    Bir fincan kahveye,
    Cama düşen yağmura,
    Şekerlemelere ve,
    Akreplere rağmen durdu.

    Sıra sıra kitaplara,
    Tozlanan raflara,
    Önce tavana vurup,
    Sonra gelen ışığa rağmen,
    Ve hatta hatta,
    Yağmurla kararan göğe rağmen durdu.

    Çobana rağmen,
    Koyuna rağmen,
    Otlanılan çayırlara rağmen,
    Eski kaşara,
    Siyah zeytine,
    Soğan ekmeğe rağmen durdu.

    Savruluşumuzmuş meğerse bizi ayakta tutan.
    O yüzden göçüverdik,
    Kapaklandık yerlere.

    *

    Yerçekimi,
    Hatalı artık.
    Hesaplar hep yanlış.
    Fildişi kulelerde isyan bayrağı açık,
    Bayrak dalgalanmıyor.
    O kadim rüzgar yok,
    Işıklar sönmüş.

    Alimin sakalı,
    Tel tel dökülüyor.
    Fersah fersah kök salmış itin biri!
    Kadınlara rağmen,
    Gözlerine rağmen,
    Dökülen dişlerime rağmen…

    Trenler de durdu.
    Martılar da durdu.
    Trenler yerinde ama düşüyor martılar.
    Ekmeklera rağmen,
    Balıklara rağmen.

    Gece ve gündüz yoruldular,
    Amansız takip sona erdi.
    Ben de durmaz sanıyordum, bakma bana.
    Bana da öyle öğretildi.
    Sana da…
    Soran olmadı ki kendisine.

    Durdu işte,
    Bir kalp gibi yoruldu,
    Bir akciğer gibi,
    Buruştu, büzüldü…
    Sigara onu da öldürdü.

    *

    Durdu!
    Hakikaten durdu.
    Aslında duracak demişlerdi,
    Hep de dediler laf arasında.
    Ve durdu!
    Delilere, Parçalanmışlara, Kaybetmişlere, Düşmüşlere,
    Yönünü kaybedenlere rağmen!
    -Rağmen de değil, İnat aslında…-
    Durdu oğlum.
    Durdu kızım.

    Uyan artık sen de,
    Sabah olmayacak nasılsa.


    --- spoiler ---
    (timemechanic, 2011-04-10 02:47)
  23. "sizlere kavuşmak ne güzel şeymiş,
    kuşların cıvıltısı,
    yaprakların hışırtısı,
    rüzgarın sesi,
    bir senfoni,bir müzik ile kadın sözlüğünde meşk şimdi" diyebildiğim dizelerdir.
    (dinazorus bülentus, 2011-04-26 16:35)
  24. ANNABEL LEE

    Seneler,seneler evveldi;
    Bir deniz ülkesinde
    Yaşayan bir kız vardı,bileceksiniz
    İsmi Annabel Lee;
    Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten
    Sevmekden başka beni.

    O çocuk ben çocuk,memleketimiz
    O deniz ülkesiydi,
    Sevdalı değil karasevdalıydık
    Ben ve Annabel Lee;
    Göklerde uçan melekler bile
    Kıskanırdı bizi.

    Bir gün işte bu yüzden göze geldi,
    O deniz ülkesinde,
    Üşüdü rüzgarından bir bulutun
    Güzelim Annabel Lee;
    Götürdüler el üstünde
    Koyup gittiler beni,
    Mezarı ordadır şimdi,
    O deniz ülkesinde.

    Biz daha bahtiyardık meleklerden
    Onlar kıskandı bizi,_
    Evet!_bu yüzden (şahidimdir herkes
    Ve o deniz ülkesi)
    Bir gece bulutun rüzgarından
    Üşüdü gitti Annabel Lee.

    *
    (fearles, 2011-04-26 16:38)
  25. hayali yapışmış odamın camına 
    bulutla karışıkk hayaleti 
    sallanan her elde veda oluyor 
    ruhumun kiralık bekçisi.
    (sweshie, 2011-04-28 00:54)