nedim saban  

 belki ilginizi çeker

aç/kapa

  1. 1967 istanbul doÄŸumlu, pek sevimli bir surat ifadesi olan, sinema ve tiyatro oyuncusudur. *
    (mirkut, 2010-04-26 13:02)
  2. tatlıcı tombak adında firmaya sahip olan kişi.
    (lipgloss, 2010-06-16 15:36)
  3. 1967 yılında İstanbul’da doğmuştur. Merhum Türkiye Musevilerin hahambaşı Rafael Saban'ın torunudur. Tiyatroya 1976 yılında çocuk oyunları yazarak başlamıştır. 1979 yılında çocuk hakları üzerine yazdığı bir oyun Unicef’in bir yarışmasında dereceye girmiştir. 1982 yılında "Beş Kafadarlar Çocuk Tiyatrosu"’nu kuran Nedim, bu tiyatroda dört yıl boyunca altı oyun sahneye koymuş ve bu oyunlarda rol almıştır. Türkiyede ilk kez çocuk parklarında tiyatro uygulamasını da başlatan "Beş Kafadarlar Tiyatrosu", tiyatroya gidemeyen çocuklara tiyatro götürmeyi ilke edinmiştir.

    1986 yılında Robert Kolej'den mezun olduktan sonra, aldığı bir bursla ABD’ye giden Nedim, bu ülkede yedi yıl boyunca tiyatro, sinema ve televizyon eğitimi görmüş ve New York Üniversitesi’ni yüksek dereceyle bitirmiştir.

    Bitirme tezi olarak sahneye koyduğu "Hizmetçiler ve Hortlaklar" adlı oyunla 1000 yönetmen arasından 3 kişiye verilen bir bursa layık görülen ve bir yıl boyunca Amerika’nın en önemli tiyatrolarında (Berkshire Theatre Festival, Guthrie ve New York Theatre Workshop) staj yapan Nedim Saban, 1992 yılında Türkiye’ye dönmüştür.

    Türkiye’ye döner dönmez Tiyatrokare’yi kurup, bu tiyatroda "Müziksiz Evin Konukları", "Bahara Uyanış" oyunlarının yapımcı ve yönetmenliğini, "Oleanna", "Cadılar Zamanı", "Kendine Ait Bir Oda", "Soytarı", Bir Kadın", "İki Perde İki Oyun" adlı oyunlarının yapımcılığını üstlenen Nedim Saban, ayrıca "Salaklar Sofrası", "Üç Kadın Bir Çapkın", "Oscar" ve "Profesör Enişte" adlı oyunlarda rol almıştır. Yeni oyun yazarları kazanmak amacıyla ortak üretim laboratuvarını başlatan Tiyatrokare ile tüm Anadolu’yu dolaşmıştır.

    Show TV’de "Saklambaç" ve "Süper Aile" programlarının metin yazarlığını, ATV’de "Randevu", Kanal D’de "Tartışma Büyüyor" adlı programların sunuculuğunu üstlenen Nedim Saban, 1992 yılında Energy Fm’de Türkiye’nin ilk telefonlu ve canlı talk showunu sunmaya başlamıştır. Radyoda ilgiyle dinlendikten sonra, televizyona transfer olan "Dr.Stress", sekiz yıldır halkın dertlerine derman aramaktadır. Siyasetten cinselliğe, sosyal sorunlardan eğitime, kültüre, sağlığa değin her konuyu özgürce tartışmaya açan Dr.Stress, ATV, Star ve Kanal 6’da yayına girmiştir.

    Nedim Saban, "Tiyatrokare"’nin sunduğu "Zeki Müren Müzikali"’nde yapımcı, oyun metni yazarı ve yönetmenlik görevini üstlenmiştir. Ayrıca Amerikan Tiyatro Tarihi’nin en uzun süreli oynanan oyunu sıfatıyla Guiness Rekorlar Kitabı’na geçen "Şen Makas"’ın yapımcılığı ve yönetmenliğini yapmıştır. Ünlü komedyen Steve Martin’in "Şerefe 20.Yüzyıl" adlı oyununu sahneye koymuştur.

    Haftalık yazıları bir süre Aktüel ve Artıhaber dergileri’nde yayınlanan Saban, İstanbul’da yaşamakta ve Türkçe’nin yanı sıra, Fransızca ile İngilizce bilmektedir. Türkan Şoray, Şener Şen ile "İkinci Bahar" dizisinde "Medet" rolünü üstlenmiştir. Son olarak "İki Oda Bir Sinan" adlı sitcom'u hayata geçirmiş ve Sinan rolünü üstlenmiştir. Çocuk Tiyatrosu geleneğinden gelen Saban, çocuklar için de "Eti Bir Bilmecem Var" programını sunmuştur. Nedim Saban'ın tiyatroyla ilgili yazıları http://minidev.com/.. adresinde yayınlanmaktadır.

    Aynı zamanda Bolulu Hasan Usta tatlı zinciriyle anlaşmazlığa düşüp Tatlıcı Tombak adı altında kendi tatlıcı zincirini kurmuştur.*
    (mirkut, 2010-09-10 01:53)
  4. referandum sonucuyla ilgili şu yorumu yapmıştır;
    "Fişleme sona erdi deniliyor nefis bir şey. Yani yarın sabah herkesler telefonda rahat rahat konuşabiliyor öyle mi?

    Telefonlar dinlenmeyecekse yarın Mine Kırıkkanat'ı arayayım bari! Bu gece mi bitiyor fişlenme? Saat kaçta sona eriyor çocuklar?"
    (mirkut, 2010-09-13 16:16)
  5. geçen gün levent kazak'ın bloğunda "onur, tiyatro, yavşaklık ve nedim saban." başlıklı yazısında ayar verdiği tiyatrocu. yazısı şöyle:

    onur:
    onur bayraktar’ı pis bi trafik kazasında kaybettik.
    kendisini çok tanımam. bi iki muhabbetimiz oldu. birlikte çalışmadık, anlatabileceğim bi anım yok. iyi bir oyuncu olduğunu biliyorum, elinin kalem tuttuğunu, yere düzgün bastığını da. kaza haberi sonrası ben de üzüldüm herkes gibi, küçücük bi yazı yazdım ardından.

    tiyatro:
    onur, nedim saban’ın sahnelediği bir oyunda oynuyordu ve o hafta oyunları vardı. rol ve yol arkadaşlarını kaybeden oyuncular nedim saban’dan cenaze sonrası oynamak istemediklerini söylediler. ‘show must go on’ dedi nedim, kontratlarını hatırlattı onlara. ve medyaya haber verildi, onur’un rolü, oyunun yönetmen yardımcısı tarafından, elinde oyunun sayfalarıyla icra edilecekti. sergilenen bu acıklı gösterinin bizlere yeniden tiyatronun ne kadar acılı bir iş, ne kadar saygın, ne kadar özveri isteyen bir meslek olduğunu hatırlatacaktı. rol arkadaşları, kalp saatleri krize beş kala durmuş, oyunu bitirmek zorunda kalacaktı. yapılan şey tiyatroya ve onur’a saygı adına yapılacaktı. seyirciler, oyuncular, ışıkçılar hep beraber kahrolacaklardı. fotoğraf makinaları, kameralar bu gözyaşının sel gibi aktığı teatral töreni çekecek, tiyatronun ne kadar kutsal bir meslek olduğu kazınacaktı belleklere. yönetmen yardımcısı elinde sayfalarla dolaşarak oyunu okudukça, varlığı sürekli herkese onur’un yokluğunu hatırlatılacak, yürekleri burkacaktı.

    yani aslında oyun oynanmayacak, oynanıyormuş gibi yapılacaktı.

    yavşaklık:
    aslında nedim saban’ın bunu yapma sebebi, ne o gece gelen seyirciyi döndürmemek, ne de onlardan alacağı üç kuruş paradır. bu, tiyatronun kutsallığını bahane ederek yaptığı çirkin bir pr çalışmasıdır. kıçına gazetecileri takarak kanserli çocukları ziyarete giden bir yavşak tadındadır.

    ölen oyuncunun arkasından kimse eline kağıtlar tutuşturularak sahneye çıkartılmaz. ölen bir oyuncunun rolünü almak sorumluluk ister, onu kırmadan taşımak gerekir, her şeyi kaybedilenin emeği üzerine kurarsın çünkü. sana emanet edilen o role annesi babasını kaybetmiş bir çocuğa sarılır gibi sarılmak zorundasın. hazırlanır ve oyuna öyle devam edilir, budur racon. evet, tiyatro perdesi kapatılmamaya eğilimdir. ama ‘show must go on’ ve kutsallık safsatası ile kimse kimseyi zorla sahneye çıkartamaz. yas haktır.


    nedim saban:
    o
    hepimiz adına bilir.
    hepimiz adına zayıflar.
    hepimiz adına para kazanır.
    hepimiz adına sanat yapar.
    hepimiz adına ağlar.
    hepimiz adına tiyatroyu tanımlar.
    hepimiz adına tiyatroyu kurtarır.

    haluk bilginer’in bahsettiği yavşaklık bu işte. ilk bu lafı ettiğinde biraz fazla bulmuştum. demin aradım ve özür diledim kendisinden, yerden göğe kadar haklısın dedim.

    şimdi onunla karşılaşacağım günü dört gözle bekliyorum. ya asmalı’da, ya bi açılışta yakalayacağım onu, gözlerine baka baka söylediklerimi tekrar edeceğim, ona zavallı bi fırsatçı olduğunu söyleyeceğim. siyaset ve sanat konusunda ahlaksızsın diyeceğim. birgün gazetesinde solculuk taslayıp, sonra oyuncularına kontrat sallayan, akp’li belediyelerin sahnelerinde oyunlarını sansürleyerek oynayan, sütlaçla tiyatroyu karıştıran bi şebeksin diyeceğim. ve tabii bunlara burada söyleyemediğim bi kaç şeyi ekleyeceğim. ee, her şey ulu orta söylenmez, tiyatro kutsaldır..

    sonsöz:
    bir tiyatrocunun başka tiyatrocuya böyle seslenmesi çok acı. başka da bir yol yok ama. eğer ki bunlar tiyatro adına yapılıyorsa meslek kendi refleksini kullanmalı ve kahraman gibi ortalıkta dolaşan tüm bu vicdan asalaklarını deşifre etmeli; tüm bu onur’suzları…
    "
    (http://leventkazak.tumblr.com/..)
    (rapunzelin çıtçıtı, 2010-12-03 19:43)
  6. "ahmet şık'ın kitabı içeride. üzmez'in çükü dışarıda" tweetiyle bravo be diye böğürmeme neden olan adam.
    (cmhsolton, 2011-03-27 02:20)