murathan mungan |
birleÅŸtiren neydi ellerimizi
bırak bana anlatma imkansız sevgimizi
sevmek birçok şeyi göze almaktır
şeklinde sürüp giden o mükemmel sözleri Derya Köroğlu'na yazdığı söylense de kanıtı yoktur.
seviyoruz.
1968. edit: vurgu ona ait deÄŸildir, baÅŸka bir yazardan esinlenmiÅŸtir.
murathan mungan'ı okumak keyif verir insana. hüzünlü hikayeleri bile keyiflidir.
''mahmut ile yezida'' oyunu çok etkileyicidir, bir aşk hikayesi anlatılır.
-bu nasil sevda hakkidir ki olumle odenir yezida?
-bu nasil torelerdir ki sevdayi olumle odetir ana?
(http://murathanmungan.com/..)
soyunun ugradigi bütün felaketlere
yas tutacak kadar uzun olsun ömrün
insan kalbinin bütün afetlerini yasayasin
sonsuza dek uyku haram olsun nankör gözlerine
dostlarinin ihaneti, sevdiklerinin nefreti,
arkadaslarinin kallesligi
hayatinin zenginligi olsun
arafta kalsin ruhun ve bedenin
ölümün kuytusunda kalmis gölgeni
yeryüzünün ve gökyüzünün
bütün kötülükleri kusatsin
o kadar uzun yasa
o kadar uzun yasa ki
görmedigin zulüm, çekmedigin kahir
duymadigin aci, ugramadigin bela kalmasin
o kadar uzun yasa
o kadar uzun yasa kiyüregin duyabilecegi bütün acilari
gözün görebilecegi bütün zulümleri
aklin hayal edebilecegi bütün iskenceleri
duyasin, göresin, bilesin!
o kadar uzun yasa
o kadar uzun yasa ki
bütün sevdiklerinin ölümlerini görsün gözlerin
bütün yakinlarinin yikimlarina yansin yüregin
o kadar uzun yasa
o kadar uzun yasa ki
ölüm senin için en büyük mutluluk olsun
o kadar uzun yasa ki
o kadar!
hayatımda oynarken en zorlayan en sevdiğim en içimi delik deşik eden tirad olmuştur.ama seviyorum manyakmıyım neyim. (bkz: kafam karışık sözlük)
kendisi yetenekli elleri yüzünden çizim yapması için şahmeran ustasının yanına verildiğinde büyüdüğünün masal dinleme yaşının geldiğini anlar. sonrasında sizi de sürükler kendi kuyusuna masallarıyla. şahmeranın masalında,
mungan resmen bir insanın hayat döngüsünde kendisine en az bir kere soracağı soruları hiç çekinmeden sakınmadan bu kitapta defalarca sorar, öyler!
''insan oÄŸlu tabiat gereÄŸi ihanet eder'',
''erkekler ağladığında ne güzel...'',
''oğul oğuldur babasının iz sürücüsü değildir'',
''bizimkisi sınanmamış bir aşk'' der kırar geçirir
cenk hikayeleri kitabından aklımda kaldığı kadarıyla böyle ama munganın tarihçesi ve acıtır kitaplarının listesi bir hayli kabarık,
(bkz: lal masallar)
(bkz: kaf dağının önü)
(bkz: son istanbul)
(bkz: taziye)
(bkz: mahmut ile yezida)
(bkz: geyikler lanetler)
sonuna dek yaşamaktan korkup da kaçtığımız
yerini ve anlamını bulmayı beklerken
çürüdü gitti içimizde
saklı duygularımız
BU NE BİÇİM HAYAT
Bu ne biçim Postacı
Üç defa çalıyor kapıyı
Bu ne biçim kel
Hem merhemi var
Hem sürmüyor başına
Bu ne biçim biçimler
İstediğiniz kadar çoğaltılabilir
Memleket çok müsait buna
Örneğin yeni bir komşu taşındı karşıya
Bir baktım Fahriye Abla!
Kırk yıllık bir rötar yapmış
Erzincan Treni
Ben gelmişim şu yaşıma
O ise şiirdeki yaşından gün almamış daha
Benimki ne biçim hayat
Uymuyor ne gördüklerime
ne duyduklarıma
ne okuduklarıma
Ben ne biçim benim
Ne kendime benziyorum
Ne başkalarına *
(bkz: küçük iskender)
(bkz: bak aşağıda)
Olmasa mektubun,
Yazdıkların olmasa
Kim inanırdı
Senle ayrıldığımıza.
Sanma unutulur,
Kalp ağrısı zamanla
HerÅŸeyi unutarak
Yaşanır sanma.
Neydi bir arada tutan ÅŸey ikimizi
BirleÅŸtiren neydi ellerimizi
Bırak bana anlatma imkansız sevgimizi
Sevmek birçok şeyi göze almaktır.
Baksana geçmişe,
Ne çok anıyla yüklü
Nerde o taverna,
Nerde sinema
Harcanmış zamanla
Yeniden yaÅŸanmaz ki;
Geç kaldıktan sonra
Arama boÅŸa!
not: internet sitesi harika girip bakarsanız göreceksiniz. (http://murathanmungan.com/..)
(bkz: uçuşan harfler)
(bkz: tavsiye etmiyorum)
...Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
İmrendiğin, öfkelendiğin
Kızdığın, ya da kıskandığın diyelim
Yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
Dile dökülmeyenin tenhalığında
Kaçırılan bakışlarda
Gündeliğin başıboş ayrıntılarında
Zaman zaman geri tepip duruyordu.
Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
Başlangıçta doğruydu belki.
Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,
Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren,
Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim...
...Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha.
Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi?
'Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda.
Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda.
Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran zamanı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını.
...Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.
Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana...
bir de:
#40454
Ayrıldığımız gündü.
Mutfaktaydık, buzdolabının yanında, kapısı açıktı, herşey bambaşka
görünüyordu yüzüne vuran o soğuk ışıkta
"Biliyor musun " dedin. "Sen neye benziyorsun biliyor musun?"
Epeydir aradığın bir şeyi bulmuş olmanın hem sevinç, hem keder veren
gizli bir an için bulandırmıştı yüzündeki tedirginliği, kırgınlığı.
Sis ışığa çıkmıştı. Sonra yavaşça çevirip başını yüzüme baktın kuyuya düşmeye
benzeyen derin bir korkuyla.
"Neye?" dedim,yan yanayken yaşadığımız ayrılığın adını sorar
gibi,"Neye?"
"Bilardo toplarına."
"Neden?" dedim.
"Yazgını hep başkalarının ıstakalarının insafına bırakıyorsun da
ondan..."
Bir uçurum gibi derinleşen sessizlik o an başlamıştı bile bizi
birbirimizden uzaklaştırmaya.
Beni terk etmeden önce yaptığın son konuşma oldu bu.
Sonra iki arkadaşım geldi,birinin omzunda ağladım,hangisiydi
ÅŸimdi
hatırlamıyorum. Sonra birlikte başka bir kente gittik,anlarsın ayrılığın
ilk
günlerinde o eve katlanamazdım, sonra ben başka aşklara, sonra başka
evlerin
duvarlarına başka takvimler aştım
Şimdi ne zaman birinden ayrılsam ıstakaların sesi patlıyor
kulaklarımda
ardından bilardo topları
dağılıyor dört bir yana
Seni hatırlıyorum o soğuk ışıkta bir daha
bir daha...
---alıntı---