- hayal ürünü bir kulüptür. terkedilmiş insanın, red yemiş, olmamış, olamamış insanın kendisini üye ettiği üye hissetiği kulüptür.
(vicid, 2010-03-27 22:28)
- 90'lı yılların vazgeçemediğim ''bir nevi radyo programı''ydı. ilk özel radyo olan kent fm'in perşembe geceleri mete avunduk ve kaan çaydamlı adındaki iki ''yalnız''ın yaptığı bu programı dinlemek o zamanlar yapılabilecek belki de en keyifli şeydi.
program boyunca bu iki ''yalnız'' bir yandan kendi aralarında sohbet eder (birileri onları dinlemiyormuşçasına), bir yandan önlerinde ne varsa artık bira, şarap, viski, sigara ve türevleri... içer, kendi yalnızlıklarıyla ve insanların yalnızlıklarıyla ilgili şahane tespitler yapar ve bunlarla dalga geçerlerdi. kaliteli müzikler çalıp, entelektüelliğin dibine vurmuş sohbetler eder ara sıra canlı telefon bağlantılarıyla kırıp geçirirlerdi.
mart 2011, bu ikili ve yaptıkları programla ilgili bir filmin gösterime gireceği tarih. merakla bekliyorum. filmde kaan'ı nejat işler, mete'yi ise yiğit özşener canlandıracakmış. bol gişe dilerim.
- bir kaan çaydamlı, bir mete avunduk, bir kent fm, bir kadıköy, bir erol egemen, bir heather, bir buzlu çay*, bir leonard cohen, bir m.ş.ş., bir hikmet temel akarsu tribi ve bir nevi radyo programı*. şimdiyi sormayın, şimdi hayat berbat derim, standart değil, same değil artık derim, bu adamlara dön demem*.
- onur üyesi olduğum kulüptür. ek olarak bazı duraklarda da inmişliğim vardır. (bkz: kırık kalpler durağı)
- her daim üyesi bulunduğum kulüp.
- 11 mart cuma vizyona girecek olan filmdir. ' iyi geceler sayın dinleyen, sizinle daha önce yatmış mıydık' repliğiyle beni koparmıştır.
- 23 martta özel gösteriminin yapıldığı, 25 mart saat 11:00 itibariyle vizyona girmiş filmdir.
- her seçimde akpye söyleyeceğim ümidiyle dolduğum tamlama.
- tolga örnek'in boktan filmi.
nihilist desem, değil. anarşist desem, o da değil. Filmin bir anafikri var mı? Yok. Konusu ne diyenlere cevap verilebilecek sabit bir şey var mı? Hayır. Küfür ve seks katılarak ilginç hale getirilmiş bir senaryo.
Peki bu konudaki bir film daha iyi yapılabilir miydi? Kesinlikle evet.
Havada kalan onlarca şeyi kimse tutmadığı ya da altına bir şey koymadıklar için düştü, parçalandı. Filmden sonra kocaman bir hiçten başka da bir şey olmuyor akıllarda.
sonradan gelen edit: nejat işler hayranları eksiliyor muhtemelen. Herkes filmi beğenmek zorunda galiba. *
- (bkz: trafikte vakit kaybedenler kulübü)
(bkz: kim bu murat kazanasmaz?)
not: ömrümü yedin köprü gibi!
- (bkz: üye kayıtlarımız devam etmekte)
- (bkz: benden adam olmaaz)
- radyo programından haberi olmayan ve nejat işler-yiğit özşener ikilisinin karizması için kaybeden takılan liselilerin bokunu çıkardığı film.
hey gidi. efsane. 93-99 yılları, radyo, soğuk, cızırtı. daha radyo programlarının ev ortamında yapıldığı zamanlar.
bu filmi seven bu filmi de sever:
(bkz: the boat that rocked)
- çok şükür izleyebildiğim ve film olarak izlemediğim; gecelerimi uğurlarında uykusuz geçirdiğim iki adamın yaptığı programın beyaz perdeye aktarılmış hali.
çok fazla şey söylemek istiyorum onlarla ve filmle alakalı ama doğru kelimeleri seçememek ve gerçek duygularımı yansıtamamaktan da korkuyorum açıkçası. öncelikle nasıl izlediğimi ve filme nasıl yaklaştığımı söylemem gerek. şu hep bahsettiğim başka hayatlar meselesi işte. yani şöyle düşünün. yıllarca bir radyo programı dinliyorsunuz, iki aşmış adam sohbet ediyor ve bu adamların gün içinde neler yaptığını merak ediyorsunuz. nasıl bir hayat sürüyorlar, ne yiyip içiyorlar, nerelere gidip, kimlerle ne yapıyorlar gibi. çünkü bu adamların samimiyeti, sohbetlerindeki içtenlikleri mutlaka gün içine serptikleri birtakım yaşam kırıntılarından ileri geliyor. ve dinlerken, o gün başlarına gelmiş iyi veya kötü bir olayın seslerine yansımasını duyuyorsunuz. bir telefon geldiğinde, yayına aldıkları dinleyenin iqsunu belirledikten sonra, ki bunu 3-5 saniyede hallediyorlardı, ya o kişiyi iplemeden ya da sohbetlerine dahil ederek yalnızlıklarına ortak ediyorlardı.
ama yalnızlık seninki benimki gibi bir yalnızlık değil ya da öyle. bunu irdelemeyeceğim bile, bu çok başka ve çok onlarla ilgili bir konu.
o yıllarda merakımı çok da dizginleyemediğimden, erol egemen'e çok takılmadan, sadece kim lan bu mete? kim lan bu kaan? diyerek gümüşsuyu tesislerine gitmişliğim var. gitmeseydim daha iyi mi olurdu bilemiyorum. hayalimde canlandırdığım seslerin sahiplerinin, gördüklerimle örtüşmemesi hayal kırıklığı yaratmış mıydı? belki bir parça. ama benim asıl merak ettiğim, bu adamların program haricindeki hayatlarıydı ve izlediklerimden sonra en ufak bir hayal kırıklığı yaşamadım. tam da düşündüğüm gibiydi.
son programlarını dinlemiş biri olarak, filmde programı sonlandırırlarken de aynı duyguları yaşadım. ağlamaklı oldum, tüylerim diken diken oldu. neden ya n'ooldu, neden bitiyor, yapmayın gözünüzü seveyim...
insan bir anda gözlerini kapayıp, on küsür sene evveline gidebiliyorsa izledikten sonra, bence başarmışlar. on numara film olmuş.
(theone, 2011-04-30 11:11 ≈ 2011-04-30 13:27)
- Dün izlediğim ve bittiğinde harbi çok yalnızız lan dediğim film.
gitmeden önce duyduğum çok sahte, çok yapmacık eleştirilerinin gayet yanlış olduğunu gördüm. Gayet de doğal ve abartısızdı. gerçi ilk 10 15 dakika nejat işler'i beğenmedim ama sonra o da hakkını verdi filmin. Yiğit özşener ise ne kadar iyi olduğunu gene gösterdi. Adam cidden iyi.
en beğendiğim sahnelerden biri nejat'la ahu türkpençe'nin sevişme sahnesiydi. O duygu, aşk, tutku, şehvet... Tam anlamıyla hissedilmiş.
başarılı bi' filmdi.
- taÅŸ gibi insana oturmuÅŸ bir filmdir.
92 yıllarında delicesine çalıştığım için hiç denk gelmediğim bir radyo programı ve felsefesine hayran oldum.
hala varmıdır böyle insanlar böyle gerçeklik bilmiyorum ama yapanında oynayanında eline sağlık.
ne yazık ki 90 lı yıllarda daha güzelmişiz.
(manimo, 2011-04-30 22:02 ≈ 2011-04-30 22:04)
- yalnızca ilk yarım saatini izleyebildiğim ve bence 16 yaş felsefeleri ile oluşturulmuş bir filmdir. gerisini izleyemedim. yarım saatteki izlenimim ise kaybeden olmak ile övünen, övünen de demiyeyim de, kaybeden olmayı kabul etmiş kişilerin hikayelerinin kazanmış insanlara bir şey ifade etmediğidir. bir nev'i fight club havası sezdim filmde.
beÄŸenmedim yani.
- radyo programları kadar şahane olamayan filmdir. fakat her şeye rağmen güzeldir. kuşbeyin de birebir vardı filmde daha ne olsun.
- ismi ve konusu biraz dövüş kulübünden esinlenilmiş gibi gelse de fena film değil hatta sanatsal öğelerin serpiştirilmiş olması hoşuma gitti. güzel film. ben tatmin oldum.
filmin üzerinde biraz düşünmek gerek efendim. salt sevişmeler olarak görmeyiniz. olayın felsefi boyutunu anlamak zorunda değil herkes zaten ama, konuyu ucundan yakalayın yeterli olacaktır iyi seyirler.
edit: arkadaşlar, evet radyo programı fight club'dan eski olabilir. ben zaten radyo programını fight club'dan esinlenip yayınlamaya başlamışlar demiyorum. yahu filmi diyorum fight club civarında dolaşıyor diyorum. yani yanlış anlaşılma olmasın lütfen.
- radyo sahnelerini beğendiğim fakat genel anlamda ıssız adam, kızsız adam döngüsünün içinden çıkamadığını düşündüğüm filmdir. gününü yaşayan, gelecek kaygısından uzak, maddiyatı önemsemeyen, hafif entel bir adam alınır ve iyi aile kızı, hanım hanımcık, boka pupu diyecek kadar saf ve temiz hanım kızımızla tanıştırılır ve olaylar gelişir eksenine hapsolmuştur ne yazık ki.
oysa kaybedenler kulübü, amerika'da 50'li yıllarda başlayan beat loser kuşağının doksanlı yıllarda ülkemizde yaşanan bir başka versiyonunun güzel örneklerindendir ve zippo çakmak, camel sigara, deri ceket üçlüsüyle sınırlandırılamayacak kadar geniştir.
ha müzikler falan iyi olmuş, o ayrı.
- radyosunu falan bilmem, küçüktüm o zamanlar.
ama filmi kötüydü yahu... sevgilim çok methetti dedim, kesin güzeldir dedim, sıkıldım patladım film bitene kadar.
tamam durum filmi, akıcılık aramamak gerek. ama olayı bu kadar da dramatize etmenin alemi yok ki.
adamlar kaybetmiş evet. ama sen istedin abi kaybetmeyi. öyle bir hayat tarzıyla kazanamazsın ki zaten.
ye, iç, seviş, yat, azcık hayatın anlamı üzerine kafa yor, ye, iç, yat tepiş, sev, terk et, ye, iç, yat, seviş, felsefe yap...
sorumluluk alma, hayatında düzene yer verme, ne geliyorsa onu yaşa, kafana göre takıl...
sonra neymiş, kaybedenler kulübü.
bence filmde gözümüze sokulan, kendini kaybedenler kulübü.
- bu duyuruyu yapmak da bana nasipmiş, tanrı'nın sevgili kulu olarak...
26 mayıs 2011 perşembe günü yayına internet üzerinden tam gaz! tekrar başlayacak olan (umuyorum ki patlamaz) program.
heyecan mı bastı ne?
gerekli detayları, adresi filan yeniden duyuracağım.
- salı ve perşembe geceleri 23:00 - 01:00, pazar sabahı 10:00 - 12:00 arası yeniden yayında olacaklarını müjdelediğim programdır.
adres: (http://birneviradyo.com/..)
ve efsane geri dönüyor!
- bugün yeniden başlayacak olan radyo programıdır.
- (bkz: heyecanla beklemekteyiz)