- bir dönem türkiye'de yasaklanmış olan kitaptır; çocuk kitabıdır demiyorum, büyükler de pek sever.
kitapta; küçük prensin yaşadığı astroidi ilk kez bir türkün bulduğu, fesli - doğu kıyafetli bu adamı avrupanın kale almadığı, daha sonrasında bir diktatörün(!) kıyafet devrimi yaptığı, astroidi bulan yeni kıyafetli türkün bu kez dinlendiği anlatılır.
- farklı farklı dünyaları olan insanları incelemesi, birini sevdiğinde * onun için fedakar olabilmeyi anlatması, kocaman bir çocuk olan küçük prensi işleyişi bakımından okunması gereken kitaptır.
(uykutozu, 2009-12-17 11:59 ≈ 2010-02-17 22:37)
- çocuk kalmayı başaranların kitabı.
ps. ama yetişkinleri de mazur görmek lazım onlara da böyle öğretilmiş der saint exupery.
- aralık 2009da üç boyutlu hali türkçe basılmış kitap.
(rasyo, 2010-01-01 23:58)
- çocukken okuyamadığım, büyüyünce okuduğumda ise elimden bırakamadığım o mükemmel kitaptır. onu öyle çok seviyorum ki, sahip olduğum en önemli hazinemdir diyebilirim.
"evcilleştir beni" diyen tilkisi, yıldızları, boa yılanının içindeki fili ve asla küçükleri anlamayan büyükleri anlatması ile mükemmeldir.
sizi evcilleştirir ve kendine bağlar. içinizi ısıtır. aklınıza geldiğinde gülümsemenize neden olur.
öyle bir bölümü daha vardır ki, o da ayrı bir mest etmiştir beni;
--- alinti ---
eğer size asteroid b612 ile ilgili ayrıntıları anlatıp numarasını da bildirmişsem, bunu büyük insanların yüzünden yaptım. bu insanlar rakamlardan hoşlanırlar.
onlara yeni bir dosttan söz ederseniz, asıl önemli olan şeyleri sormazlar size; hiçbir zaman
"sesinin tonu nasıl? en çok sevdiği oyunlar hangileri? kelebek koleksiyonu yapar mı?" diye sordukları olmaz,
"kaç yaşında? kaç erkek kardeşi var? kilosu ne kadar? babası ne kadar kazanıyor?" diye sorar ve yalnızca o zaman onu tanıdıklarına inanırlar.
büyüklere deseniz ki:
"pembe tuğladan güzel bir ev gördüm, pencerelerinde sardunyalar, damında güvercinler vardı..."
bu evi gözlerinin önüne getiremezler. onlara şöyle demek gerekir:
"yüz bin franklık bir ev gördüm."
bunun üzerine haykırırlar:
"ne kadar güzel bir ev!!!"
--- alinti ---
(marlans, 2010-01-11 19:21 ≈ 2010-01-11 19:22)
- -yalnızca bir kitap deyip geçiştirilemeyecek kadar değerli
-çocuk kitabı olarak nitelenerek küçümsenemeyecek kadar büyük bir dünya (çocuk kitaplarının küçümsenmesi değil, küçük prens'i bir yetişkinin elinde gören kimi insanların takındıkları tavır)*
-hayatı keşfetmek isteyenlerin birçok ipucu bulabileceği bir sandık*
-9 rakamı fetişlerinin 9'u rahatlıkla görebilecekleri*
-hüzne meyyallerin başucu kitabı (bkz: çılgın-hüzünlü)
...
ağlar insan okudukça, öyle hüngür sümük değil, usul usul, böylesine açıkken, temizken, hayat, niye buralarda yok diye.
- "bütün yetişkinler bir zamanlar çocuktu; ama içlerinden pek azı bunu anımsar."
orijinal adı le petit prince olan, daha pek çok kez okuyacağımı bildiğim, küçük prens gibi olmaya özendiren kitap.
--- alinti ---
+senin ülkendeki insanlar, dedi küçük prens, tek bir bahçede beş bin gülü yetiştiriyorlar. aradıklarını da burada bulamıyorlar.
-evet bulamıyorlar, diye karşılık verdim.
+oysa aradıkları, bir tek gülde yada biraz suda bulunabilir.
+ama gözler kördür, insan yüreğiyle aramalı.
--- alinti ---
- can yayınları tarafından yayınlananı bir türlü bulamadığım kitaptır.
- (http://kucukprens.org/..) adresinden tamamına ulaşılabilir.
hayatı çocuk gözündenmiş gibi gösterir acı gerçeklerin tümünü bir bir yüzüne çarpar.
--- alinti ---
...
+neden buraya geldin?
- bir çiçekle bazı sorunlarım oldu diye yanıtladı küçük prens. peki, insanlar nerede? insan kendisini çölde çok yalnız hissediyor.
+insanların içinde de öyle hissedersin dedi yılan, arada pek fark yoktur.
--- alinti ---
- le petit prince. unutulmuş, hazları hatırlatan kitaptır. dünya kocamandır, ya da biz kocaman. muhim olan işlevsellik ise, işlevsel bir kitap ve işlevsel bir hikayedir.
- ıssız bir adaya düşersem yanıma alacağım kitaplardan biridir. ne anna karenina, ne raskolnikov ne de martin eden, küçük prens gibi göremeden dünyayı göçüp gittiler.
- (bkz: aşksız prens)
(bkz: rober hatemo)
(bkz: oha)
- dünyayı sessiz ama derinden bir biçimde anlatır.
--- alinti ---
- Günaydın.
+ Günaydın diye karşılık verdi demiryolu işaretçisi.
- Burada ne yapıyorsunuz?
+ Trenlere yol gösteriyorum. Onlara sağa veya sola geçmelerini söylüyorum.
Onlar konuşurken, parlak ışıklarla donatılmış bir ekspres tren yanlarından uğuldayarak geçti. O geçerken işaret direği sallanmıştı.
- Sanırım çok aceleleri var dedi küçük prens,
- peki ne arıyorlar?
+ Bunu makinist bile bilmiyor.
O anda parlak ışıklı başka bir ekspres tren ters yöne doğru hızla geçti.
- Peki niçin geri dönüyorlar? diye sordu küçük prens.
+ Bunlar aynı yolcular değil dedi işaretçi.
- Bulundukları yeri beğenmiyorlar mı?
+ Hiç kimse bulunduğu yeri beğenmez.
Şimdi de parlak ışıklı ekspres trenlerin bir üçüncüsü geçti yanlarından.
- Bunlar diğer yolcuları mı takip ediyorlar?
+ Hiçbir şeyi takip etmiyorlar. dedi işaretçi. Ya uyuyorlardır, ya da esniyorlardır. Sadece çocuklar burunlarını pencerelere dayar ve etrafa bakarlar.
- O halde sadece çocuklar ne aradıklarını biliyor dedi küçük prens.
- Bezden bir bebeğe bağlanıyorlar ve bu onlar için çok önemli hale geliyor. Eğer ellerinden alırsanız, ağlamaya başlıyorlar.
+ Bence şanslılar dedi işaretçi
--- alinti ---
- jasper lee 'nin başucu kitabıdır.
- çocukluğumun favori kitabı.son kısmında ağlamıştım*
(rhein, 2010-05-08 22:03)
- baş ucu, ayak ucu, yastık altı... her şey olacak kitaptır.
"bir kitap okudum hayatım değişti" martavalını gerçek kılan yegane kitaptır.
kaç kere okuduğumu hatırlamadığım, her seferinde sanki ilk kez okuyormuş gibi şaşırdığım, hayran kaldığım ve sarsıldığım kitaptır.
gerçek olamayacak kadar eşsiz, kurgu olamayacak kadar da gerçektir.
çocuk kitabı olduğu gibi bazı fakültelerin felsefe ve sosyoloji bölümleri'nde de zorunlu tutulan kitaplardan biridir.
zira yaşamın diyalektiğini, var olan hiçbir ilim ve irfan kitabı çölün en güzel yanı, bir yerlerde bir kuyuyu gizliyor olmasıdır sözünden daha öz ve daha net biçimde tanımlayamamıştır.
(gülizar, 2010-05-08 22:17 ≈ 2010-05-08 22:24)
- --- alıntı ---
Kendini yargılamak diğer insanları yargılamaktan çok daha zordur. Kendini gerektiği gibi yargılayabilirsen, çok adilsin demektir.
--- alıntı ---
- 18. doğum günümde, babamın ilk sayfasına bir not yazıp hediye ettiği, kendisine ait olan, defalarca okunduğu bazı sayfalarının kopmuş olmasından anlaşılan, benim için hem manevi değeri hem de anlamı büyük olan küçük kitap.
- şu lafla beni benden alan kitap.
"bildiğim tüm küçük hayatlar yıkık ya sen onarma istemem. "
(rhein, 2010-05-08 23:56)
- 21.bölümle hayat bulduğum kitaptır...
biricik sevgilim sayesinde üç boyutlu kitabına da sahip olduğum, hayatına değdiği her insanı gözünden tanıdığım, dövmesinin omuzda pek güzel durduğu tatlı kahraman.
- ---alıntı---
"Alışmak mı?" diye sordu küçük prens.. tilki devam etti:
“Evet. Örneğin, sen benim için sadece küçük bir çocuksun. Diğer küçük çocuklardan hiçbir farkın yok benim için. Sana ihtiyacım da yok. Aynı şekilde, ben de senin için dünyadaki yüz binlerce tilkiden biriyim sadece. Bana ihtiyaç duymuyorsun. Ama beni evcilleştirirsen eğer, birbirimize ihtiyacımız olacak Sen benim için tek ve eşsiz olacaksın, ben de senin için.”
"..beni evcilleştirirsen eğer, yaşamıma bir güneş doğmuş olacak. Senin ayak seslerin benim için diğerlerinden farklı olacak. Ayak sesi duyduğum zaman hemen saklanırım. Ama seninkiler, bir müzik sesi gibi beni gizlendiğim yerden çıkaracaklar. Şu ekin tarlalarını görüyor musun? Ben ekmek yemem. Buğday benim hiçbir işime yaramaz. Bu yüzden de bu tarlalar bana hiçbir şey hatırlatmazlar. Buna üzülüyorum. Ama sen beni evcilleştirseydin, bu harika olurdu. Altın renkli saçların var senin. Ben de altın renkli başakları görünce seni hatırlardım. Ve rüzgarda çıkardıkları sesi severdim.."
----
Sustu tilki ve uzun bir süre küçük prensi izledi.
“Senden rica ediyorum. Lütfen beni evcilleştir!” dedi.
“Elbette” dedi küçük prens. “Ama pek fazla vaktim yok. Yeni arkadaşlar edinmem ve birçok şeyi anlayabilmem gerekiyor.”
“Sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki. “İnsanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. Her şeyi dükkandan hazır alırlar. Ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de, hiç arkadaşları olmaz. Eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!”
“Ne yapmam gerekiyor peki?” diye sordu küçük prens.
“Çok sabırlı olman gerekiyor. Önce çimenlerin üstüne, biraz uzağıma oturmalısın. Ben gözümün ucuyla seni izleyeceğim, sen hiçbir şey söylemeyeceksin. Sözcükler yanlış anlamalara neden olurlar. Ama her gün, biraz daha yakına gelebilirsin.”
Ertesi gün küçük prens yine geldi.
“Her gün aynı saatte gelmelisin” dedi tilki. “Örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. Zaman ilerledikçe de daha mutlu olurum. Saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. Mutluluğun bedelini öğrenirim."
Böylelikle küçük prens tilkiyi evcilleştirdi. Ve ayrılma vakti geldiğinde “Ah! Sanırım ağlayacağım” dedi tilki.
“Bu senin hatan” dedi küçük prens. “Ben sana zarar vermek istemedim. Seni evcilleştirmemi sen istedim.
“Doğru, haklısın” dedi tilki.
“Ama ağlayacağını söyledin!”
“Evet, öyle.”
“O halde bunun sana hiçbir yararı olmadı.”
“Hayır, oldu. Buğday tarlalarının rengini gördükçe seni hatırlayacağım.."
---alıntı---
(happilive, 2010-09-12 21:23 ≈ 2010-09-12 21:31)
- çocuk kitabı olarak bilinse de, her 5 yılda bir yeniden okunması gereken, her okumada ayrı şeyler bulunabilecek kitaptır.
(limon, 2010-10-15 15:39)
- "çünkü o hoştu, güleçti, koyun istiyordu. insan bir koyun istiyorsa, bu, yaşadığını kanıtlar."
- küçük prens gül yetiştirmeye uğraşı fakat sinsi tilki onun bu arzusunu sürekli baltalar ama o arada çok güzelde bir laf patlatır.
''gülün için harcadığın her vakit onu senin gözünde daha değerli kılar.''
- hazal kaya' nın sağ bacağında dövmesi olan süper kahraman.