- 'aleviler hacli kalıntısıdır' diyerek saygınlığından ve şairliğinden çok şey yitiren kafatasçı , 'yüce türk büyüğü' .
- bir şairdir. hem de önemli, azımsanmayacak bir şairdir.
son zamanlarda söyledikleriyle gündeme gelen ismet özel'e özellikle aleviler tarafından çokça tepki gösterilmiştir. ancak neden bir insan düşündüklerini, okuduklarından, yazdıklarından, çizdiklerinden sonra vardığı yargıyı açıklayınca bu kadar tepki alıyor. çeşitli yaftalara maruz kalıyor. anlaşılacak gibi değil!
ayrıca bir şair faşist olabilir, psikopat olabilir, seksomanyak da olabilir, hatta katil olabilir. şiir yazmanın bunlarla bir ilgisi yok. hatta işte, siyasi görüşü olmayan ve "normal" olan insanlar şair değil bu yüzden.*
- her ne olursa olsun, olabilir de, ama şiire de kendisine de siyaset bulaştırmamaliydı diye düşünüyor insan...
- üniversite yıllarımda sıkça okuduğum bir adamdan, ırkçı söylemleri ile mide bulandıran bir adama dönüşen, eski şair yeni faşist zat.
(ciran, 2010-01-04 01:10)
- türklükle müslümanlığın aynı şey olduğunu iddia edecek kadar fikir ishali gudik şair.
adama gülerler lan! senin din dediğinle aydınlandığını sananlar daha götlerini yıkamazken, türk orta asya'da akan nehirde yıkanıyordu...
(karokiz, 2010-01-04 01:17 ≈ 2010-01-05 00:11)
- beni zekasıyla güldürebilen, toplumsal bilinçten giderek uzaklaşıp bir zavallıya dönüşmesine tanık olduğum ,hrant dink'in, hrant dink cinayetine karıştığını iddaa edebilen düşkün fikirli tek hücreli bir şair.
bakın bakın, ellerimi bıraktım ve öyle yazıyorum,kürtleri sevmediğim gibi ismet özeli de sevmiyorum.
- devrimcilik dönemlerinde yazdığı "sevgilim hayat" şiiriyle devrimci gönüllerde taht kurmuş, daha sonra eski faşist anlayışına geri dönerek çok kişiyi kızdırmış şair.
elim değmişken o müthiş şiirini de paylaşayım.
sevgilim hayat
yüzüme bak
ve yüzümü hirpala
yüzümü degiştir, dagli bir anlatim birak
sen her hafta oglunu legende yikayan hayat
yaban, diri memelerinden isirmak
dudaklarindaki tuzu dudaklarima almak için
çok oldu tepelere vurdum kendimi
bulutlara kariÅŸtim ve karanlik kahvelerde
tiraÅŸi uzamiÅŸ adamlardan
huylarini ögrendim senin.
mahmur bir tohumdan delikanli bagrima.
ve hatirliyorum lokavt vardi
bezgin fabrika düdüklerinin
dizlerine yatirilmiÅŸ olan sabah
senin kalbini kakiÅŸlardi
tomarla muştuyu omuzlayarak genç adamlar
polisin sevmedigi genç adamlar
sokaklarda patronlari kudurtan gazeteler satarlardi.
ey ÅŸehre baÅŸaklar:
militan ruhlar ekleyen hayat!
gün turuncu bir hayalet gibi yükseliyorken
izmarit toplayan çocuklarin üstüne
çekleri imzalaniyorken devlet katlarinda faşizmin
bacimi koyvermiyorken ÅŸizofreni,
yüzüme bak
ve rahmini bana dogru tekrarla
ben öyle bilirim ki yaşamak
berrak bir gökte çocuklar aşkina savaşmaktir
çünkü biz savaşmasak
anamin giydigi pazen
sofrada böldügümüz somun
yani iscacik benekleri çocuklugumun
cilk yaralar halinde;
yayilirlar topraga
etlerimiz kokar
gökyüzünü kokutur
çünkü biz savaşmasak
uzak asya'dan çekik gözlerimiz
küba'dan kivircik sakallarimizla
savaÅŸmasak
güm güm vurur mu kömürün kalbi kozlu'da
ke san'da, kandehar'da ümügüne basilir mi vahşetin
ve sen boynunu öperken beni sarhoş
bir okyanusla titreten hayat
sevgilim olur musun.
ben savaÅŸarak senin
bulanik saçlarindan tutup
kibirli güzelligini çikartiyorum ortaya
dünya kirletilmez bir inatla dönüyor
altimiza yildizlar seriliyor
yüzüm suya davraniyor koşaraktan.
ve inzal.
- kafası karışık bir deha.
bir yusuf masalı'nı vücuda getirmiş şahıs.
- gerçekten söylendiği gibi bir hayal kırıklığıdır kendisi.
değil milli park, tek bir ağaç olmayı becerebilseymişiz iyiymiş efendim.
- (bkz: ve sancı geç saatlerde)