- ümit yaşar oğuzcan'ın harika bir şiiri:
aramak... ömür boyunca aramak...
yalnız seni aramak... paslı teneke kutularda, küf kokan
dolaplarda, çerçevelerde, tenhalarda, ağaç diplerinde,
sonra vapurlarda, trenlerde hep seni aramak.
belki bu sehirde değilsin. ne çıkar? seni arıyorum ya.
belki de aynı sokakta evlerimiz, sabahları
beni görüyorsun işime giderken.
sonra akşamı bekliyorsun, alacakaranlığı...
beni bekliyorsun ya da bir başkasını, bir baskasını...
hiç gel demeyeceğim sana. aramak neredeyse
ben oradayım. ayaklarım ne güne duruyor?
yok yok birden karşıma çıkma.
kaç, saklan. seni aramak istiyorum.
git bu sehirden haydi git. dağlara çık, o uzak dağlara.
rüzgarların krallığında hüküm sür. baktın ki oraya da
geldim, yine kaç. başını al, açıl denizlere.
gemilerin en güzeli, en büyüğü dilediğin limana
götürmeli seni, dilediğin yere demir atmalı.
ben küçük bir balıkçı kayığı ile
peÅŸinden gelsem yeter. seni ariyorum ya !
bir yıl, beş yıl, on yıl değil; beşikten mezara kadar
aramalı insan ama ne aradığını bilmeli.
yaklaşip uzaklaşmalı aradıgından. okyanus dalgalari
üstünde bir küçük tekne gibi alçalıp yükselmeli.
yalınayak koşmali yollarda, ayaklarını sivri taşlar kesip
kanatmalı. Çöllerden geçmeli yolu, yanmalı kavrulmalı.
sonra gözün alabildiğine ak, soğuk ülkelere düşmeli.
buzlar kırılmalı ayaklarının altında,
üstüne kar yağmalı.
bir gün bulacaksam bile parça parça bulmalyım seni.
ayaklarını afrika' dan getirip bir kâgıt üzerine
yapıştırmalıyım, saçların sibirya' da bir mabudun
gözleri olmalı, ellerin italya' da bir heykelin elleri.
bulsam da seni parça parça bulmalıyım.
yine de bir yerin eksik kalmalı.
yeniden yollara düşmeliyim, onu aramalıyım
ve tam seni tamamladığım anda ölmeliyim.
(bkz: tanışılmamış ruh eşine mektuplar)