eylül  

 belki ilginizi çeker

aç/kapa

  1. guzel kiz ismi.
    (sabun, 2009-08-21 16:34 ≈ 2009-08-21 16:46)
  2. latincede septem : 7 demektir . ber ise suffix olarak eklenmiştir . september yani yani yılın 7.ayı . ş imdi eylül 9. ay değilmi diyeceksiniz . pagan inanışına göre 7. aydır. paganlar kenid inanışlarını hristiyanlığın içerisine saklamışalr ve halen hristiyanlık diye anlatılan bir çok ibadet şekliyle ibadetlerine devam ediyorlar . mesela sunday yani pazarın güneş günü olması gibi. pazar günü ayin düzenleniyor.

    eylül ismi ise süryaniceden gelmektedir. *
    (tunaqua, 2009-08-21 16:44 ≈ 2009-08-21 16:47)
  3. bütünlemelerin ayı . tembel öğrencilerin kabusu .
    (tunaqua, 2009-08-21 18:05 ≈ 2009-08-26 11:35)
  4. darbelerin ayı . 12 eylül sabahı okula gitmek için evden dışarı çıktığımızda asker karşılamıştı bizi. ondan öğrendik darbe olduğunu . evimiz tam hamzakoyun karşısındaydı ve o eylül çok sıcak ve debdebeli geçti geliboluda . geçen askeri araçları selamlardık çocukluğun verdiği saflıkla...
    (tunaqua, 2009-08-22 00:16 ≈ 2010-04-29 22:36)
  5. Her ne kadar Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar) M.Ö. 46 yılında takvimin başlangıcını Ocak ayı olarak ilan ettiyse de, 16. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa'da yeni yıl geleneksel olarak, bahar aylarının başlangıç tarihi olarak da kabul edilen, Mart ayının 25'inde başlardı. ancak, sayılmaya marttan başlandığında yedinci ay olan september, sekizinci ayolan october, dokuzuncu ay anlamındaki november ve onuncu ay olan december, ikişer ay geriye kaymış oldu

    1564 yılında Fransa Kralı IX. Charles, takvimi değiştirerek yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. O zamanki iletişim şartlarında bazı insanların bundan haberi olmadı, bazıları ise bu kararı protesto etmek amacıyla eski adetlerine devam ettiler. l Nisan'da partiler düzenlediler, birbirlerine hediyeler verdiler.

    Diğerleri ise bunları Nisan aptalları olarak nitelendirip bu güne 'Bütün Aptalların Günü' adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak bir partiye davet ettiler, gerçek olması mümkün olmayan haberler ürettiler.

    Yıllar sonra takvimin ayları yerine oturup, Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar l Nisan gününü kendi kültürlerinin bir parçası olarak görmeye başladılar. Adeti gittikçe süsleyerek, zenginleştirerek ve yaygınlaştırarak devam ettirdiler. Bu adetin İngiltere'ye ulaşması yaklaşık iki yüzyıl sürdü, oradan da Amerika'ya ve bütün dünyaya yayıldı.

    l Nisan şakalarının sembolünün 'Nisan Balığı' olmasının nedeni ise Mart ayının sonlarına doğru, Güneş'in Balık Burcu'nu terk ediyor olmasıdır.
    (1881, 2009-10-20 09:53 ≈ 2010-04-29 21:15)
  6. doÄŸduÄŸum ay... sonbahar... baÅŸak burcu... okul baÅŸlar...
    (masala, 2009-10-20 16:59 ≈ 2010-04-29 22:36)
  7. kızım olursa koyacağım iki isimden biri.*
    (jasper lee, 2009-12-09 13:50 ≈ 2009-12-09 14:09)
  8. (bkz: eylül akşamı)
    (marlans, 2010-01-02 01:37)
  9. darbeli matkap
    (ganieser, 2010-01-02 09:02)
  10. doğanın sevdiğim tüm renklerini görebileceğim ay.
    (antigone, 2010-01-02 13:46)
  11. mehmet rauf'un,kurgusu anna karenina'ya benzeyen bir yasak aşkı anlattığı romanı.şöyle ki;süreyya ile suat evlidir.(suat kadın kahraman)necip,süreyya'nın yakın bir arkadaşı.gelip gitmelerle birlikte gerisi bildiğiniz hikaye.sonu da felaketle bitiyor tabii ki.
    ayrıca edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman olma özelliği taşır
    (neredeyse normal, 2010-01-02 15:55)
  12. 70'lerde hit olan bir Alpay şarkısı...
    'Eylülde gel'
    (sirena, 2010-01-02 20:48)
  13. iskender pala'nın o mükemmel şiiri:

    eylül…fersude sonbaharların giriş kapısı…ilk yaz rüzgarından alınmış bir hızla savrulan düşüncelerin, hoyrat hayallerin ve avare zamanların yorgunluğu, kırgınlığı, pejmürdeliği içinde yeniden derlenip toparlanması gereken hayatın rengi…ve yeniden başlamanın yorgun ritmini hatırlatan yağmurlar…bölük pörçük hatıralar, kırık dökük sevinçler…şiir kılığında gelen acı…

    eylül işte,nam ı diğer, hüzün…

    eylül…her şair için ayrı bir leyla,kurşuni gelinlikler giyinip de gelen…dilemmaların çıldırtıcı sükunu bir yanda,ve bir yanda sislerin ve buğuların ardından sökün edip yürümüş sancıların ilhamı…katar katar uzaklaşan kuşların kanatlarına yüklenen son arzular kadar umutsuz ve beklenesi…

    eylül işte,nam ı diğer, pişmanlık…

    bilmiyorum, siz bu yazıyı okurken yağmur yağıyor olacak mı?...belki yapraklar savruluyordur şimdi bulunduğunuz şehirde,belki sular kararıyordur yavaş yavaş…altın kızılı bir gurubun soyunmuş dalında çifte kumruları seyrediyorsunuz belki de…bir sanatoryum bahçesinde gezinen uzun saçlı, zayıf ve genç iki kaderdaştır belki ikindiler ve yağmurlar…belki sizin kentin huzurludur akşamları, belki de alaca düşmüş gecenin bir yüzünde siyah tırnaklarını ruhunuza geçirmeye çalışan ifritler dolaşır…

    eylül işte,nam ı diğer melal…

    tenha yollar, aşınmış günler, hayata dar gelen arzular ve kanadı kırık kuşlar…tabiatın birden uyanıp gerçeği gören yüzü…kıymeti bilinmeyen lezzetin çamurlara bulaşmış sarı bir acılık tarafından istilasına karşı şaşkınlık…acıların beyhude, sevinçlerin zavallı, mutlulukların fani olduğunu anlamanın dehşeti…

    eylül işte,nam ı diğer, ölümün rengi…

    eylül…yaşanmamış mevsimlerin en gerçeği…uçuk benizli koşuşturmacalar, yeniden kurulan defter kitap pazarı…eski okul çantasına kalem yerine ancak gözyaşını koyarak okula giden minik adımlar…yoksul mahallelerde gitgide çamurlanacak karanlık sokaklar…camlara mıhlanıp 70 yıllık muhteşem bir sükut ile yolları seyreden kırçıl hatıralar…ciğer paresini okula eksik kitapla gönderen annenin yüreğindeki çizik…para etse canını da verir ama…

    eylül işte,nam ı diğer, acının mührü…
    (poli, 2010-01-16 02:49 ≈ 2010-01-16 22:21)
  14. hüzün anlamına gelen ay ismidir. kızlarda da kullanılır.
    eylülün en güzel yanı yaprakların dökülmesi yürürken hışır hışır seslerin sizi mutlu edebilmesidir.
    (illidan stormrage, 2010-01-16 13:41)
  15. haydar ergülen şiiridir de.


    "kadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir
    kadın gider ve bir şair doğar bundan
    ben hangi kadından şair olduğumu bilirim
    yazın bittiği her yerde söylenirse
    kadının gittiği de her yerde söylenir
    kadın gittiği her yerde şiir diye söylenir
    kadının gittiği yazın bittiğidir, her yerde
    yaz biter kadın giderse, bunun sonu şiirdir.
    yazın sonu şiirdir, şiirdir aşkın sonu...
    şehir her semtiyle yazın peşine düşse
    yaz uzar bundan ve aÅŸklar da nasiplenir.
    yazın peşinde şehir, kadının peşinde şiir
    eylülün semtine kadar böyle gidilir.
    bir gecede gittimdi hazirandan eylüle
    eylül yazdan terk edilmisti, şiirse haziranda
    kadın tarafından terk edildi o söylenceye
    bütün oğullar anneyi bir şiire terkeder!
    o kadın beni terk ederse şair olurum.
    oğul olduğum kadın sakın beni terk etme,
    şiirdir söylenir, yazdır biter, kadındır gider.
    bütün kadınlar şiiri bir kadına terk eder!"
    (peter pan, 2010-02-18 01:24 ≈ 2010-03-26 13:12)
  16. doÄŸduÄŸum ay.
    ailemin akıl edemedeği isim.
    (morunkiri, 2010-04-29 21:24)
  17. mehmet rauf'un psikolojik romanıdır.
    okunduğu andan itibaren aşkın ızdırabını, yasak aşkla kavrulan ve bunu bastırmak için kıvranan kişilerin, aşk üçgeni arasında bumerang misali dönen ruh dengesizliklerini yansıtmaktadır.
    lise yıllarında ödev olarak okuduğumda içimi karatmıştı ve evli bir kadının başkasına aşık olmasını yadırgamıştım; fakat şimdi düşününce belki de evliliğin aşkı öldürmesi ile yeni heyecan aramak da bir nebze yaşanılası geliyor.
    (anna karenina, 2010-05-15 19:07 ≈ 2010-09-10 00:47)
  18. grup yorum'un şarkılarından biri.


    mapusun içinde sabahın üçünde
    gözlerinde yangınlar vardı
    üç duvar bir kapıya sığmayan umutlardı
    ankara'nın kalbinde patlayacak volkandı

    geldiler can almaya tükendiler vurdukça
    korktular kıydıkça çoğalan hayatlardan

    gecenin içinde sabahın üçünde
    ankara'yı ateşler sardı (yüreğime kurşunlar yağdı)
    toprağın uykudan uyandığı bir andı
    gidenlerin ardından soluksuz bir sabahtı
    sesleri soluğuydu doruğuydu kavganın
    yaşamın onuruydu muştusuydu yarının

    düştüler birer birer dillerinde yeminler
    direnerek ölümü yeneceğiz dediler
    (destina t, 2010-07-08 22:36)
  19. bir gün doğacak olan kızımın ismi.
    (rhein, 2010-07-09 10:45)
  20. en güzel aydır. sonbahar gelmiştir,doğmuşsundur,başak burcu olmuşsundur, ne de güzel olmuştur.
    bir de Piraye'ye yazılmıştır, ne de güzel yazılmıştır:
    (bkz: 23 Eylül 1945)
    (tupturuncuysa, 2010-09-03 11:36)
  21. Başıma bela olan NickName yani bildiğin lakaptır. internetin ilk yıllarında abazan grubunun "kız lan bu" diye habire yazması nedeniyle tedavülden kaldırdım.
    (invius, 2010-10-12 07:20)
  22. sessiz vedaların yaşandığı aydır.
    güneşin pırıltısı yerini buğulu ışıklara bırakır, kimi zaman gri, kimi zaman siyaha yakın. sahiller boşalır, sayfiyeler boşalır,gecenin şen kahkahalı balkonları, pencerelerin de kapanmasıyla evin içine göçe başlar. daha yalnız, daha kendimizle baş başa olduğumuz zamanlardır. hüzün en çok bu aya yakışır. penceremdeki sardunya açmaz olur.ağaçların yaprakları suskunlukla veda ederler dallara. durulma zamanıdır. duygusal ve anlamlı bir vedadır. ben severim, derin bir bağımız var eylülle. şimdi gidiyorsun saatler 00.00 vurduğunda, zaman akar yine gelirsin. bıraktıklarını bulursun, ya da zaman da kaybolmuşlardır. ama sen ve sana çok yakışan hüznünle hep var olacaksın. *
    (sunshine, 2011-09-30 23:34 ≈ 2011-10-01 12:33)
  23. yazın bittiği yerdir eylül. moral bozucudur benim için. kendine has bir güzelliği var, doğru, ama bocalıyorum eylül'de ben.
    uzun bir kışın habercisi ne yazık ki benim için, son günlerini doyasıya yaşamak istesem de moralim bozuluyor. üstüme çöküyor ıssızlık. daha yazlık kıyafetlerimi üstümden çıkaramadan üstüme üstüme gelen yağmurla beraber serinleyen hava var etrafımda beni ürperten. kapan diyor eylül bana, örtün, sarın ama istemiyorum işte. unut diyor, bırak, kendini hazırla diyor, yapamıyorum. gün erken bitiyor, gece daha eve dönmeden kapanıyor yavaşça üstüme, kaçamıyorum ne kadar acele etsem de, çaresiz hissettiriyor beni.
    dönüp baktığımda en sevdiğim insanları hep bu zamanlarda kaybettiğimi hatırlıyorum sonra.
    ekim geldi mi siniyorum kuytuya sanki, kabulleniyorum, bırakıyorum debelenmeyi ama eylül'de hala çırpınış oluyor içimde umutsuzca.
    kızının ismini eylül koyan anne babayı hiç anlayamıyorum.
    güzel bir isim, ama hüznün kokusu bile sinmesin isterim tek bir parçama.
    ben istemedikçe yapışıp kalıyor sanki hüzün her parçama.
    bu duruma ayrıca gıcık oluyorum.*

    edit: arafa kaçtı betimim, yerle gök arasında bir yerde kayboldu.
    (missy, 2011-10-01 00:00 ≈ 2011-10-01 00:02)