- toplumcu şair, yazar, senarist, gazeteci ve düşünür.
batılılaşma uğruna toplumdan kopan kişilerin bocalamalarını anlattığı 'sokaktaki adam' ile edebiyata yeni bir söylem getirmiştir. romanlarında, diyalektik bir yaklaşımla işlediği kahramanlar, güçlü ve zayıf yanları ile anlatılır. paris yıllarından sonra bir süre ankara'da yaşayan şair daha sonra istanbul'a yerleşmiş milliyet, cumhuriyet gazetelerinde köşe yazıları yazmıştır.
şiirlerinin ve romanlarının yanı sıra, senaryolarını yazdığı aldığı "sekiz sütuna manşet", "kartallar yüksek uçar" ve "yarın artık bugündür" adlı tv dizileri ile de sevenlerinin gönlünde taht kurmuştur.
geçirdiği kalp krizi sonrasında seksen yaşında hayata gözlerini kapamıştır.
nur içinde yatsın.
an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür
şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür
an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür
son umut kırılmıştır
kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan
an gelir
-lâ ilâhe illallah-
kanunî süleyman ölür
görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatlı bir bombadır patlar
an gelir
attilâ ilhan ölür
- romanlarında da şiir gibi cümleleri vardır. o betimlemeler, sıfatlar aklına nasıl gelir insanın bilmiyorum. tamamen kendine özgü bir imgelem. saygımız büyük.
- sadri alışık'ın eniştesidir.
- "ben sana mecburum, bilemezsin" şiiri ile kalbimizde taht kuran şair, yazar, eleştirmen.
- türk edebiyatının son dönemdeki en büyük ve ne yazık ki, yeri doldurulamayan kaybı. "dersaadet te sabah ezanları" kitabı sayesinde osmanlıca sözlük sahibi olmanızı garantileyecek yazar.
ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ
Gözlerim gözlerine değince
felaketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu ağlardım...
ne vakit maçkadan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldümü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
FELAKETİM OLURDU AĞLARDIM...
- şapkalı dedemizdi, bir zamanlar.
11.10.2005'da göçüp gitmişti ebedi yaşama.
pia'sının ellerini tutamamıştı.
ben de bilmiyorum nerede pia.
gözlerimiz hep rıhtıma baktı,
belki pia gelir, belki şapkalı dede gelir diye.
"ölümüm herkesinkinden başka türlü olacak
bunu allahım gibi aşikâr biliyorum
kim ne derse desin biliyorum içime gün gibi doğuyor
on bir gün aç ve susuz gözlerinin içine bakacağım
on ikinci gün jiletle damarlarımı keseceğim"
deyip, özetledi aşkı.
...
ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar pia'yı görseler
bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldız basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk
ellerini tutsam pia'nın
ölsem eksiksiz ölürdüm...
...
(tobisto, 2010-01-22 08:23 ≈ 2010-01-22 09:47)
- dogum tarihi: 15 haziran 1925
olum tarihi : 11 ekim 2005
türk şair, romancı, denemeci, gazeteci ve eleştirmen. entelektüel çalışmalarıyla türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuş bir aydındı.
siirleri:
duvar
sisler bulvarı
yağmur kaçağı
ben sana mecburum
bela çiçeği
yasak sevişmek
tutuklunun günlüğü
böyle bir sevmek
elde var hüzün
korkunun krallığı
ayrılık sevdaya dahil
allende allende
romanlari:
sokaktaki adam
zenciler birbirine benzemez
kurtlar sofrası
bıçağın ucu
sırtlan payı
yaraya tuz basmak
dersaadet'te sabah ezanları
o karanlıkta biz
fena halde leman
haco hanım vay
allah'ın süngüleri "reis paşa"
denemleri:
abbas yolcu
yanlış kadınlar yanlış erkekler
hangi sol
hangi sağ
hangi batı
hangi seks
hangi atatürk
hangi edebiyat
hangi laiklik
hangi küreselleşme
gerçekçilik savaşı
ikinci yeni savaşı
faşizmin ayak sesleri
batının deli gömleği
sağım solum sobe
ulusal kültür savaşı
sosyalizm asıl şimdi
aydınlar savaşı
kadınlar savaşı
bir sap kırmızı karanfil
ufkun arkasını görebilmek
kisa hikayeleri:
yengecin kıskacı
kaynak: tr.wikipedia.org
- türkiye' nin en önemli şairlerindendir. şöyle bir şiiri var ki, etkilenmeden geçemezsiniz;
"kirpi gibisin çocuk;
her tarafın diken,
kim elini uzatsa
delik deşik.
üstelik sen de kan içindesin."
- (bkz: abbas yolcu)
- sadri alışık'ın kayınbiraderi çolpan ilhan'ın abisi,'ben sana mecburum bilemezsin'şiiriyle gönüllerimizde taht kuran şair kişi.
(fatosch, 2010-03-24 17:12 ≈ 2010-03-24 17:13)
- söyleşir
evvelce biz bu tenhalarda
ziyade gülüşürdük
pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
ne meseller söylenirdi mercan koz nargileler
zamanlar değişti
ayrılık girdi araya
hicrana düştük bugün
ah nerde gençliğimiz
sahilde savruluşları başıboş dalgaların
yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller
elde var hüzün
o şehrayin fakat çıkar mı akıldan
çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması
sırılsıklam aşık incesaz
kadehlerin mehtaba kaldırılması
adeta düğün
hayat zamanda iz bırakmaz
bir boşluğa düşersin bir boşluktan
birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün... diyen şair ve yazar...
- "Elimden ne gelirse yapmalıyım.
Bir tevrat, bir incil bırakmalıyım.
Beni bir dağ başına koymalılar,
başıma bir dağ koymalılar.
Anama avradıma sövmeliler,
sen duymalısın.
İki elin kızıl kanda olsa,
gelmelisin..." attila ilhan
- birçok şiiri şöyle okunabilecek şair;
(bkz: 34 fn 346)
(bkz: adım sonbahar)
(bkz: adımla nasıl berabersem)
(bkz: ağır kan kaybı)
(bkz: ağustos çıkmazı)
(bkz: ah)
(bkz: an gelir)
(bkz: arabesk)
(bkz: artı sonsuz)
(bkz: aydınlık neyin oluyor)
(bkz: ayrılık sevdaya dahil)
(bkz: aysel git başımdan)
(bkz: bakarsak)
(bkz: bana bir şimşek çak)
(bkz: batan bu köhne şileb)
(bkz: bekle)
(bkz: bela çiçeği)
(bkz: belki gelmem gelemem)
(bkz: belma sebil)
(bkz: ben artık küsüm)
(bkz: ben sana mecburum)
(bkz: bence malumdur)
(bkz: bir üç beş)
(bkz: biraz paris)
(bkz: böyle bir sevmek)
(bkz: büyük yollarin haydudu)
(bkz: caricin de geçen kış)
(bkz: cebber oğlu mehemmed)
(bkz: cinayet saati)
(bkz: cinnet çarşısı)
(bkz: claude diye bir ülke)
(bkz: delik deşik)
(bkz: diyalektik gazel)
(bkz: duvar)
(bkz: elde var hüzün)
(bkz: elimden gelen bu)
(bkz: emirgan'da çay saati)
(bkz: emperyal oteli)
(bkz: gece buluşması)
(bkz: gecenin kapıları)
(bkz: geç kalmış ölü)
(bkz: geçerdi hep)
(bkz: gibi redifli gazel)
(bkz: hacı murad'ın ölümü)
(bkz: hannelise)
(bkz: harp kaldırimında aşk)
(bkz: hayır)
(bkz: her sabah yanılmak)
(bkz: herşeyi birden istemek)
(bkz: ıssızlığın çığlığı)
(bkz: ışık mezarlığı)
(bkz: ihtiyarlar balladı)
(bkz: iki yüzlü melekler)
(bkz: ikinizden hanginiz)
(bkz: istanbul ağrısı)
(bkz: jilet yiyen kız)
(bkz: kadınlar sonbahar)
(bkz: kalk gidelim kadınlar balladı)
(bkz: kaptan)
(bkz: karantinalı despina)
(bkz: kırmızı pazar)
(bkz: kim kaldı)
(bkz: kim o)
(bkz: kimi)
(bkz: kimi sevsem sensin)
(bkz: korkarım)
(bkz: korkunun işi)
(bkz: korkunun krallığı)
(bkz: mahur beste)
(bkz: maria missakian)
(bkz: memleket havası)
(bkz: mevsimidir)
(bkz: mikaha)
(bkz: muhalif rüzgar)
(bkz: muhayyer)
(bkz: mustafa kemal)
(bkz: müjgan'a aşk şarkıları)
(bkz: nasıl bir sevdaysa)
(bkz: nasıl olduysa)
(bkz: nefesler)
(bkz: neydi o bir zamanlar)
(bkz: nöbet değişimi)
(bkz: o sözler ki)
(bkz: on sekiz)
(bkz: ölmek yasak)
(bkz: ömer haybo'nun son günleri)
(bkz: pia)
(bkz: pusudaki)
(bkz: rast zenci peşrevi)
(bkz: rinna-rinnan-nay)
(bkz: rüzgar gülü)
(bkz: saçların örülmüş olmalı)
(bkz: sakın ha)
(bkz: saklı sevda)
(bkz: salı sabaha karşı)
(bkz: sana ne yaptılar)
(bkz: sen benim hiçbir şeyimsin)
(bkz: sen beyaz bir kadınsın)
(bkz: sen burda bir yabancısın)
(bkz: sen yoksun)
(bkz: serüvenin sonu)
(bkz: sevmek için geç ölmek için erken)
(bkz: silahlı dört besmele)
(bkz: sisler bulvarı)
(bkz: sokağa çıkma yasağı)
(bkz: sokaklarda mızıka çalma çocuk)
(bkz: söyler)
(bkz: sultan-ı yegah)
(bkz: süheyla değildi adın)
(bkz: süleyman)
(bkz: şahane serseri)
(bkz: şeyh bedrettin-i simaviye gazel)
(bkz: şubat yolcusu)
(bkz: tarz-ı kadim)
(bkz: tatyos'un kahrı)
(bkz: tut ki gecedir)
(bkz: tutuklunun günlüğü)
(bkz: usturanın ağzında)
(bkz: üçüncü şahsın şiiri)
(bkz: varsağı)
(bkz: waldorf astoria)
(bkz: yağmur gemileri)
(bkz: yağmur kaçağı)
(bkz: yağmurda sis düdükleri)
(bkz: yalnızlığı denemek)
(bkz: yalnızlık şiiri)
(bkz: yanılsama)
(bkz: yasak sevişmek)
(bkz: yazın son günleri)
(bkz: yirmi beşinci kısım)
(bkz: zeynep beni bekle)
- mavi akımıyla edebiyata tokatı basmış garipçileri ensesinden tutup sallamış izmir'de büstü parkı her bişeysi bulunan gelmiş geçmiş en büyük üçüncü kişi şairi edebiyatçısı insanıdır insanı.
- bugün ölümünün ardından beş yıl geçen usta.
- Beğendiğim kadın oyunculardan çolpan ilhan'ın ağabeyidir.
(invius, 2010-10-11 22:11 ≈ 2010-10-11 22:12)
- "gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu, ağlardım.
beni sevmiyordun, bilirdim.
bir sevdiğin vardı, duyardım.
kirpiklerini eğerdin, bakardın.
üşürdüm, içim ürperirdi.
felaketim olurdu, ağlardım."
- "...
dünden bugüne çektiklerin eksilmedi dedi yağmur bana
eksilmeyecek dedi bugünden yarına
bir hiçliğin koynunda istifham gibi büyüyeceksin
sual sorduğun her şey senden sual soracak
bitirdiğim sandığın vakit başladığını göreceksin.
..."
(nefeş, 2010-12-05 22:03)
- (bkz: Sekiz sütuna manşet)
- ayrılık sevdaya dahil
rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
her yerinde vücudumun ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an demirler eriyor hırsımdan
ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş tedirgin gülümser
çünkü ayrılıkta sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hala sevgili
hiçbir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili
teleşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
gittikçe genişleyen yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sahili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılıklarda sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hala sevgili
karanlık çöktü denize
yalnızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin
ne yana dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu ölü gezegenin soğuk tenhalığına benzemesin diye
özgürlük paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle
sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız
hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsakta hala içimizde o yanardağ ağzı
hala kıpkızıl gülümseyen sanki ateşten bir tebessüm zehir zemberek
aşkımız
- attila ilhan ile ilgili en iyi tespiti yapan, yeğeni kerem alışık'tır bana göre:
"bazen bana sorarlar 'attila ilhan hayatında hiç aşık oldu mu?' diye. cevabım hep şu olmuştur: attila ilhan aşık oldu mu bilemem ama; attila ilhan aşka çok şey kattı”
- herkesin en sevdiği bir şair vardır. hani, diğer şairleri de sever ama bir tanesini daha çok sever, daha yakın bulur kendine. benimser.
Attila İlhan da benim şairimdir. en sevdiğim şairdir. başka sevdiğim şairler de vardır, okuduğum, hayranlık duyduğum... ama Attila İlhan benim için başkadır.
vefat ettiğini bana bir arkadaşım haber vermişti, inanamamıştım. çok üzüldüğümü hatırlıyorum. Allah rahmet eylesin.
Ağustos Çıkmazı
beni koyup koyup gitme
ne olursun
durduğun yerde dur
kendini martılarla bir tutma
senin kanatların yok
düşersin yorulursun
beni koyup koyup gitme
ne olursun
bir deniz kıyısında otur
gemiler sensiz gitsin bırak
herkes gibi yaşasana sen
işine gücüne baksana
evlenirsin çocuğun olur
beni koyup koyup gitme
ne olursun
elimi tutuyorlar ayağımı
yetişemiyorum ardından
hevesim olsa param olmuyor
param olsa hevesim
yaptıklarını affettim
seninle gelemeyeceğim
beni koyup koyup gitme
ne olursun
- bana 'aşk'ın ne olduğunu anlatan şarillerden biridir.
diğerleri nazım ve cemal süreya zaten.
kimi sevsem sensin şiiri insanın içini deler geçer,kendine o derinlerde bir yer bulur,onu bulur,kalır .oturur içinde.
kimi sevsem sensin / hayret
sevgi hepsini nasıl değiştiriyor
gözleri maviyken yaprak yeşili
senin sesinle konuşuyor elbet
yarım bakışları o kadar tehlikeli
senin sigaranı senin gibi içiyor
kimi sevsem sensin / hayret
senden nedense vazgeçilemiyor
her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor
kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum
- tiyatro ve sinema oyuncusu çolpan ilhan'ın abisidir kendisi aynı zamanda.
ve şöyle seslenir istanbul'a ;
istanbul ağrısı
kanatları parça parça bu ağustos geceleri
yıldızlar kaynarken
şangır şungur ayaklarımın dibine dökülen
sen
eğer yine istanbul'san
yine kan köpüklü cehennem sarmaşıkları büyüteceğim
pançak pançak şiirler tüküreceğim
demek yine ben
limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor
kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler
yahudi sokaklarını aydınlatan telaviv şarkıları
mavi asfaltlara çökmüş
diz bağlıyor
eğer sen yine istanbul'san
kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
sirkeci garı'nda tren çığlıklarıyle bıçaklanıp
intihar dumanları içindeki haydarpaşa'dan
anadolu üstlerine bakıp bakıp
ağlayan
sen eğer yine istanbul'san
aldanmıyorsam
yakaları karanfilli ibneler eğer beni aldatmıyorsa
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
yine senin emrindeyim
utanmasam
gözlerimi damla damla kadehime damlatarak
kendimi yani şu bildiğin attilâ ilhan'ı
zehirleyebilirim
sonbahar karanlıkları tuttu tutacak
tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor
imtihan çığlıkları yükseliyor üniversite'den
tophane iskelesi'nde diesel kamyonları sarhoş
direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şoförler
uykusuz dalgalanıyor
ulan istanbul sen misin
senin ellerin mi bu eller
ulan bu gemiler senin gemilerin mi
minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında
liman liman götüren
ulan bu mazut tüküren bu dövmeli gemiler senin mi
akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar
neden durmaksızın imdat kıvılcımları fışkırıyor
antenlerinden
neden
peki istanbul ya ben
ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy
gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu abbas
ya benim kahrım
ya senin ağrın
ağır kabalarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın
çaresiz zehirler kusan çılgın bir yılan gibi
burgu burgu içime boşalttığın
o senin ağrın
o senin
eğer sen yine istanbul'san
yanılmıyorsam
koltuğunun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
sicilyalı balıkçılara marsilyalı dok işçilerine
satır satır okumak istediğim
sen
eğer yine istanbul'san
eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim
ulan yine sen kazandın istanbul
sen kazandın ben yenildim
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
yine emrindeyim
ölsem yalnızkalsam cüzdanım kaybolsa
parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam
hiç bir gün hiç bir postacı kapımı çalmasa
yanılmıyorsam
sen eğer yine istanbul'san
senin ıslıklarınsa saplanan bu ıslıklar
gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan
bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir
ulan bunu sen de bilirsin istanbul
kaç kere yazdım kimbilir
kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken
1949 eylül'ünde birader mırç ve ben
sokaklarında mohikanlar gibi ateşler yaktık
sana taptık ulan
unuttun mu
sana taptık