- bazen komik bazen garip diyaloglardır. örneğin:
rhein mutfakta yemek yapmaktadır.içerden annenin sesi duyulur.
-kızım bu kurbağa hareket etmiyor...
-anne ne kurbağası. eve kurbağa mı girmiş?
-kızım kurbağa işte bak oynamıyor.
içeri girilir ve o manzarayla karşılaşılır. annem bilgisayarı kullanmaya çalışmaktadır. kurbağa dediği şey de faredir aslında. hayvan adı ne olsa diye attı herhalde. canım annem benim...
(rhein, 2010-07-10 19:29)
- anne mutfakta iş yapmakta kız içerde hazırlanmaktadır.
kızın aklına bir hinlik gelir ve basar çığlığı,
anne koÅŸa koÅŸa gelir.
-kızım ne oldu? bi şey mi oldu?
-anne allah aşkına şu güzelliğe bir bak, kendimi aynada görünce ürperdim.
anne öldürücü bir bakışla bakar ve son darbeyi indirir.
-bir tarafıma kaş göz çizsem senden daha güzel olurdu.
- gün itibariyle üst telden laf sokmanın bir örneğini daha vermiş olan diyaloglardır:
balkona konulma gafletinde bulunulan bir miktar bal sebebiyle evi arılar istila etmiştir, büyük bir korku içinde arılar kovulmaya çalışılır ve ardından muhteşem anne kızına haddini bildirmek için hazır ola geçer:
araf: ya anne anlamıyorum, zaten bu balı bu arılar yapmıyorlar mı? ne diye şimdi tepesinde tepişiyorlar?
anne: hazırcı kız evlatlar olduğu gibi hazırcı arılar da var yavrum. bunlar o ekipten.
araf: e bravo anne! tam yeri tam zamanı.
anne: ... "sessizlik ve lafını sokmuş mağrur ifade."
- - Lülülülü
- Alo, Öz Hakiki Şen Urfa Kebap Salonu buyurun!
- Kızım, benim annen!
- Ha pardon anne, müşteri sandım!
- Ne müşterisi kızım? Şehir planlamayı bırakıp lokantacılığa mı başladın?
- Yok, kuru temizleme iÅŸine girdim.
- Eee ne demeye kebap salonu diye açıyorsun telefonu?
- Kuru temizleme işini sevmedim de, beyaz eşya işi beni açar mı diye düşünüyordum; o sırada sen aradın!?
- Eee o zaman niye 'Arçelik bayii' diye açmadın telefonu?
- Anne! Benim; hani şu çulsuz kızın, hatırladın mı?
- Aman be. Benim de kafamı karıştırdın, soytarı! Nedir o gürültü öyle?
- Yok anne bişey. Pencereyi açtım da, aşağıda magandanın birisi arabasını park etmiş, teybin sesini de sonuna kadar açmış. Olay budur.
- Aaaa kızım, karda kışta cam pencere mi açılır, kapa o pencereyi.
- E anne her geldiğinde "gene in gibi olmuş burası, zıkkım içesice, madem içiyosun şu sigarayı, bari havalandır odayı" demez misin? Anne sözü dinliyorum işte.
- Tamam tamam hadi olmuştur. Kapat artık pencereyi. Hasta olacaksın.
- Anne, biliyosun ki, kıçı +40 derece sıcaklıkta ancak ısınan bir apartman yöneticimiz var. Burası Havai ikliminde bir ofis. Birazdan mayolarımızı giyip öyle oturacağız hatta.
- Saçmalama! İş yerinde mayoyla mı durulurmuş? Hem gene bira içmiyosun de mi? Bereketi kaçıyo sonra büronuzun.
- Tamam anne mayomuzun üstüne pareo takarız. Birayı da asansörde içeriz ki bizim ofisin değil, apartmanın bereketi kaçsın. Alemsin anne. İçki bereket kaçırıyorsa; Laila ve Reyna gibi mekanların iflas etmesi gerekmez mi? Yani senin mantık sistemine göre düşünürsek?
- Ben anlamam layladan reynadan; onları da kendi anneleri uyarsın.
- Peki anne.. peki! Yarın eve geleceğim. Evde devam ederiz içkili mekan polemiğimize..
- Nihayet geliyorsun yani eve. İyi ben gidip hazırlanayım..
- Ann....
Dııııııııııııııııııt.......
- bir sabah kalkarım, yüzümde kocaman bir sivilce lüzumsuz zamandır. müşteriyle görüşülecektir vs söylenmeye başlarım kendi kendime,
ben: off yüzümde sivilce çıkmış. nereden çıktı şimdi bu?
kızım: daha ne istiyorsun anne hormonların çalışıyor işte!
yaş 42,ölmeden gömdü bu çocuk beni.
- anne: annecim ver onu bana!
2 yaşındaki kızı: vermem!
anne: verir misin annecim onu bana!
2 yaşındaki kızı: vermem!
anne: verme o zaman!
2 yaşındaki kızı: al!
- zaman zaman can acıtan diyaloglardır.anne sever, ama eleştirir de, kız da sever ama farklıdır, böyle kabul edilmek ister. sürekli çatışırlar, bazen kırıp dökerler ne var ne yoksa. hiç bitmez büyütmenin ve büyümenin sancısı bu ilişkide. karşılıklı empati kurulamazsa isyan bayrakları çekilir, kan akar biraz ama iyi olur. her ilişkide olduğu gibidir, kavgasız gürültüsüz büyümez sevgiler.
(missy, 2011-01-16 21:50)
- zaman zaman monolog tadında yaşanır. çünkü verecek cevap bulamazsınız.*
tutulan boynuma kas gevşetici krem sürmesi için önüne oturduğum annem, omuzlarıma krem sürüp bir yandan masaj yaparken, dudaklarından şu inciler döküldü:
anne: aynı yoğurtlu patlıcana benzedin!"
karadut: ?
eh be anacığım! "benim esmer güzeli, kara kızım" diye sevsen olmaz mıydı?
- En güzeli kuşakların biraraya geldiği zaman ortaya çıkan diyaloglardır.
annem:kızım salatadan da yedin mi ben görmedim.
ben :off anne karışma bana kocaman kız oldum artık.
annem:olsun sen daha benim çocuğumsun bu değişmediği sürece karışırım.
Bir kaç dakika sonra:
anneannem:kızım senin salatadan hiç yediğini görmedim.
annem : anne ben artık kocamn bir insanım karışma artık.
ben : sen daha anneannemin çocuğusun, itiraz yok ye o salatayı.
- anne: sen benim bebeÄŸim misin?
2 yaşındaki kızı: değilim!
anne: sen benim meleÄŸim misin?
2 yaşındaki kızı: değilim!
anne: neyimsin sen benim?
2 yaşındaki kızı: bebeğin değilim, meleğin değilim ama belki astronot olabilirim!!!
- k: ben yarın arkadaşlarımla dışarı çıkıcam.
a: ne gerek var, geçen hafta çıktınız ya daha.
k: kardeşimin evine gidiyorum bugün
a: ne gerek var, 2 hafta önce gitmedin mi.
şeklinde örnekler verilebilen, kızın genelde "şunu yapayım, bunu yapayım" önerisiyle geldiği, sürekli "ne gerek var" ile başlayan cevaplar aldığı diyaloglar.
- her daim meraklı, pozitif ve heyecanlı anne ile sıkılmış, daralmış, çok da sikimde tarzında kızının monolog-diyalog arası şahane muhabbetidir.
a: öküzcanla konustun mu?
m: Hayır, ne konusucam
a: Aramadı mı?
M: ……
A: Ne oldu sizin is?
M: Bilmiyorum
A: Konusmadın mı?
M: ……
A: takobey anketleri toplayacaktı hani?
M: Ne bileyim, naparlarsa yapsınlar.
A: Belki de yaparlar?
M: bilmiyorum…bana ne yaa, pfff.
A: Nasıl insanlar bunlar anlamıyorum!
M: Aman yaa, hala sıkılmadın… hadi görüşürüz!
(missy, 2011-03-23 14:53)
- oruç tutan anne kafayı yemek üzeredir. herkese sarar. 70 yaşındaki adamı cuma'ya git diye zorlar. oğluna telefonda, kızına da üçünsü şahıslar üzerinden tehditkar sitemler sunar falan. kız gönlünü almaya gelir en sonunda.
çok kritik bir diyalogdur işte ramazan ayı münasebetiyle.
-anne, valla içmiyorum ya.
-o zaman bira ne arıyordu dolapta? hiç mi saygın yok, bari ramazanda içme.
-yaa geçen sene bile içmedim, bu sene neden içeyim. ben içeceğim kadar alıyorum eve birayı, onlar kalanlar. hem içiyor olsam dolapta tutar mıyım, saklarım sen görme diye ramazan falan.
-bilmiyorum. çok üzüyorsunuz beni, hiç mi doğru bir şey yapamadım ben anlamıyorum. anneannene en son ne zaman yasin okudun?
-ya okudum bir kere işte. çok uzun ama, bitmiyor bir türlü, bir şey de anlamıyorum.
anne gülmeye başlar tutamayıp kendini.
-türkçesini oku sen de o zaman, arka sayfasında hemen.
-ya türkçesini de okudum. o da saçma geldi. arapçasını en azından anlamadan okuyorum, idare ediyorum. ama çok uzun napiyim. bak fatiha okudum ama kaç defa, ayetel kürsi, kulhuvalla falan, gerçekten. üzme sen kendini böyle şeyler için artık. bence sen oruç tutma, hasta olacaksın yoksa.
-yok iyiyim, allah sabrını veriyor. bak migrenim tuttu dün, ilaç almadan geçmezdi, biraz uzandım geçti, allah yardım ediyor gerçekten.
-hmmm, oruç tutmasaydın başın ağrımazdı hiç sanki!
-yok öyle değil.
-hmm, peki.
(missy, 2011-08-18 22:27 ≈ 2011-08-19 21:38)
- (bkz: evdeki soÄŸuk savaÅŸ)
(bkz: anne her zaman haklıdır)
(stella, 2011-08-19 02:10 ≈ 2011-08-19 02:31)