edip cansever  

 belki ilginizi çeker

aç/kapa

  1. ikinci yeni şiir akımının en önemli temsilcilerinden biri. resmi kaynaklara göre" 8 ağustos 1928’de istanbul'da doğdu. istanbul erkek lisesi'ni bitirdi. kapalıçarşı'da turistik eşya ve halı ticareti yapmaya başladı. 1976’dan sonra yalnızca şiirle uğraştı. bodrum'da tatildeyken beyin kanaması geçirdi, tedavi için getirildiği istanbul'da 28 mayıs 1986’da yaşamını yitirdi." bana sorarsanız hiç ölmedi, hala yaşıyor imgeleri.

    "dünya! kapadım dönüşünden yapılmış gözlerimi."
    (nevzade, 2009-07-20 01:24)
  2. ''kim sevişirdi acıları olmasa
    kim bakardı uzaklara köpekleri saymazsak '' diyerek aşkı yüceltmiş, yani aşkın her insanın anladığı bir yürek olayından farklı bir şey olduğunun bilincine varmış eşsiz bir şair...
    (uvercinka, 2009-07-20 02:27)
  3. mendilimde kan sesleri ÅŸiirinden:
    ah güzel ahmet abim benim
    gördün mü bak
    dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
    ve dağılmış pazar yerlerine memleket
    gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
    gelse de
    öyle sürekli değil
    bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
    o kadar çabuk
    o kadar kısa
    iÅŸte o kadar.
    ahmet abi, güzelim, bir mendil niye kanar
    diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
    mendilimde kan sesleri.
    (maria puder, 2009-12-21 16:09 ≈ 2009-12-21 16:09)
  4. yerçekimli Karanfil

    biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
    oysaki seninle güzel olmak var
    örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
    bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
    midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

    sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
    sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
    o başkası yok mu bir yanındakine veriyor
    derken karanfil elden ele.

    görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
    sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
    bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
    birleÅŸiyoruz sessizce.

    dizelerinin usta ÅŸairi.
    (mabel, 2009-12-21 18:35)
  5. eskimiş kırık dökük yorgun..
    bir otel bile değilim o günden bu güne
    ya çekip gitmişlerdi bir bir yada yaşayıp ölmüşlerdi otelleriyle.

    demiÅŸtir bi dizesinde usta.
    (kakandoboy, 2009-12-21 20:34 ≈ 2009-12-21 22:25)
  6. hiçbir dilde söylenmemiş
    hiçbir dilde yazılmamış
    sözler ve şarkılar içindeyim.
    (sahnelerin medar-ı iftiharı, 2010-02-02 15:50)
  7. masa da masaymış ha şiiriyle beni benden alan şair. bayılmışım.

    masa da masaymış ha / edip cansever

    adam yaşama sevinci içinde
    masaya anahtarlarını koydu
    bakır kâseye çiçekleri koydu
    sütünü yumurtasını koydu
    pencereden gelen ışığı koydu
    bisiklet sesini çıkrık sesini
    ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
    adam masaya
    aklında olup bitenleri koydu
    ne yapmak istiyordu hayatta
    iÅŸte onu koydu
    kimi seviyordu kimi sevmiyordu
    adam masaya onları da koydu
    üç kere üç dokuz ederdi
    adam koydu masaya dokuzu
    pencere yanındaydı gökyüzü yanında
    uzandı masaya sonsuzu koydu
    bir bira içmek istiyordu kaç gündür
    masaya biranın dökülüşünü koydu
    uykusunu koydu uyanıklığını koydu
    tokluğunu açlığını koydu

    masa da masaymış ha
    bana mısın demedi bu kadar yüke
    bir iki sallandı durdu
    adam ha babam koyuyordu
    (senturion, 2010-04-17 02:00 ≈ 2010-04-17 02:02)
  8. Hayır hiç yadırgamıyorum
    Niye yadırgayacakmışım hem
    Sen bana inanırsın temmuzun ortalarıydı
    ...Aldanacak bir şey yoktu, olmadı
    Gel demek neyse, su içmek neyse
    Geldimse, bir bardak suyu içtimse
    Hepsi de aynı şeydi aşağı yukarı.

    İlk duydum, bir daha duymadım yağmurlar yağmadığını
    Sonradan çizik çizik oldu neye baktımsa
    Sevda
    Bir işe benziyordu tahta tezgâhta
    kirpikleri anımsatan, çocukların çizdiği güneşleri anımsatan
    Kenevirden dokunmuş plaj örtülerini anımsatan
    En çok da ellerin üzerindeki kılcal damarları
    Sözgelimi yontardım, eğip bükerdim bir geceyarısını
    Böyle olağan şeyleri pek sevmem

    İçkisiz günlerimizi anımsa
    BindiÄŸimiz hangi kalyondu ve anlatsana
    Baş yanı bir köpek balığının dişlerinden
    Arkası bir mırıldanma
    Bakkal çırağına benzer bir şeydi yokuş aşağı inen
    İçinde yağ paketleri, peynir
    Maydanozlar görünen
    Elinde bir sepetle oydu
    Ve işin en önemli tarafı
    Sana söylenecek her şey söylenmiş olurdu
    Boşuna mıydı nedensiz gülmelerim
    Bir yandan yüreğim daraldıkça
    Tam dediÄŸim gibi
    Bir daha karşılaşmamak
    Bize özgü bir çoğulluktu.

    Şimdi bu akşamüstlerini niye sevmiyorum
    Ne bileyim ben neden
    Üstelik bir sap menekşe iliştirmiş ağzına
    Gidip geliyor durmadan
    Sabahla akşam arasında
    Deniz ötemde
    Deniz içimde
    Hayır hiç yadırgamıyorum yokluğunu
    Sarılıp gövdesine sımsıkı
    Bir kadın kendini doğurabilir isterse

    Edip Cansever
    (sense71, 2010-09-15 20:25)
  9. " Benim sözlerim eksildi, onunki de eksildi. Zaten kelimeler sonludur. Öyle değil mi ? Donuk donuk bakışıyoruz, ben ölüme iyice yaklaştım. O yaşamaktan uzak. Öyle bir gök içinde durmuş gibiyiz... " edip cansever
    (tobisto, 2010-09-21 23:28)
  10. uzak yakınlık'ı yazmış aşmış şair.

    Soruyordun
    İlkyaz iste
    Uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz
    Tenhalık böyle

    Dallar mi kirilmiş, sarmaşıklar mi toz içinde
    Beklesem hemen gelecek olduÄŸun
    Tam öyle olduğun
    Oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda
    Kırıp dökük de olsa yanımda
    Mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda
    O deniz ki aramızda hiç kımıldamadan
    Erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun.

    Yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
    İkimizdik, iki kişi değildik
    Bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine
    Birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin
    Yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum
    Sanki bir bakıma ayrılık böyle.

    Karşılıklı otursak da ne zaman
    Masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi
    Bir tırnak yeşilinden gerisin geriye
    Ayak bileklerimizden gerisin geriye
    Butun bunlar gereksiz, bilmiyorum sanma
    Gereksiz ama yalnızlık böyle.
    (saydam, 2010-10-01 00:26 ≈ 2010-10-01 00:27)
  11. Bir adamla söyleşir/biraz da dalga geçer. Aynadır.

    Adam yaşama sevinci içinde
    Masaya anahtarlarını koydu
    Bakır kâseye çiçekleri koydu
    Sütünü yumurtasını koydu
    Pencereden gelen ışığı koydu
    Bisiklet sesini çıkrık sesini
    Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
    Adam masaya
    Aklında olup bitenleri koydu
    Ne yapmak istiyordu hayatta
    İşte onu koydu
    Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
    Adam masaya onları da koydu
    Üç kere üç dokuz ederdi
    Adam koydu masaya dokuzu
    Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
    Uzandı masaya sonsuzu koydu
    Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
    Masaya biranın dökülüşünü koydu
    Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
    Tokluğunu açlığını koydu.
    Masa da masaymış ha
    Bana mısın demedi bu kadar yüke
    Bir iki sallandı durdu
    Adam ha babam koyuyordu.
    (hergeleus, 2010-10-01 00:39)
  12. ne zaman mutsuz (ne garip kelimeler bunlar) hissetsem, birkaç dizesiyle hayatımdaki her şeyi düzelten adam.

    "bütün zamanlar bitti diyorum -anlasa ya-"

    (bkz: kaçışına uğrayan çiçek)
    (peter pan, 2010-12-01 11:57)
  13. vakt-i zamanında cemal süreya ve turgut uyar ile birlikte tomris uyar'a aşık olmuş şair.

    ha, turgut uyar baskın çıkmış ve sevdiği kadını söküp almıştır her biri bir aşk devleti olabilecek kıvamdaki bu güçlü şairlerin arasından.

    düşünelim ki, uyar nasıl bir devlet... değil, imparatorluk!
    (carlos the jackal, 2011-02-22 03:36)
  14. saate bakmak
    ...
    (Ne kadar da çok severmişiz birbirimizi
    Sahi ne kadar da çok severmişiz
    Yıllarca ,yüzyıllarca öpüştük
    Sigaralar tuttuk ,içkilerin en iyisini sunduk
    İstersen bu gece burada kal ,dedik
    Sağlığımızı sorduk, bir sürü ilaç adları saydık
    Sık sık görüşelim, olmaz mı dedik
    İyi bildiğimiz ne varsa yaptık,ayrıldık
    Ortada
    Her zamanki gibi bir karanfil kaldı.)
    ...
    karanfil bir baÅŸka karanfildir edip canseverle.
    (gündüzyüzlükız, 2011-03-15 22:51)
  15. saate bakmak
    ...
    "her şey bir hızlı adım olmamaya
    ama dün gibi taşıdığımız bir umut gözlerimizde
    saatlerimize bakıyoruz hiç yoktan
    çok uzaklara bakmaktır, diyoruz, durmadan saate bakmak
    yemyeşil bir su takılıyor akrebe, bir çavlan
    yüzü akide gibi parlayan bir gün takılıyor yelkovana anılardan
    anılardan çoktan vazgeçtik
    yaşadığımız bugün nasıl
    güzelliğimiz hangi güzellik."
    ...
    saat de bir baÅŸka saattir edip cansever'le.
    (peter pan, 2011-03-15 23:49)
  16. ''Başka değil, yokluğu görmek için
    gözkapaklarımı da yaktım sonunda'' mısralarının sahibi.
    (bkz: oedipus)
    (kaligraf, 2011-05-04 00:05)