6 eylül 2010 u2 istanbul konseri |
konser alanına ulaşım, dönüşle karşılaştırıldığında "sorunsuz" denilebilirdi. özellikle yenibosna hattı oldukça rahat bir ulaşım sundu mekana yakınlığı sebebiyle. ancak, stadyum öyle bir bozkır gülü tadında ki, ne kadar yaklaşırsan yaklaş içine girmek için asgari 40 dakikan geçiyor.
120 küsürüncü kişi olarak 13.30'da ulaştığım stadın girişinde 4 saat kadar gayet keyifli bir grupla bekledim, pişman değilim. hele ki yabancı bir arkadaşımızın gitarla çalıp söylediği ve eşlik ettiğimiz şarkılar kısmı epey keyifliydi.
CNN Türk muhabirinin bana depeche mode seven u2 sevmez derler siz ne düşünüyorsunuz dediği an "kim söyledi yalan bunlar" demek istediğim andı, demedim.
etrafıma şöyle bir bakındığımda o ulaşım çilesini göze alıp oraya giden cemaatin önemli kısmının gerçekten u2 hayranı olduğunu gördüm, sevindim. ancak, yıllardır bildiğim üzere u2 ülkemizde çok sevilen bir grup hiçbir zaman olmamıştır. kanımca biraz yaşın kemale ermesi lazım anlaşılması için. yine de "abi one çaldılar süperdi" diyen arkadaşların sayısı da çoktu galiba. onlara acrobat, please ya da stuck in a moment falan dinlemelerini öneriyorum ki o ayrı bir konu.
snow patrol kim ola ki, hiç çıkmasalar daha iyiydi diyen çevremdeki gruba "pardon ama onlar epey ünlü bir iskoç indie grubu" demeden duramadım. sanırım çok kızgın duruyordum, sessizleştiler.
o devasa ekranın içinde olduğumdan şovu göremedim, görebildiğim kadarı süperdi.
inner circle içinde ve en önde olmama rağmen izdihamdan eser yoktu, rahat rahat izledik, eğlendik. türkler uçuyor, evet...
u2 space oddity eşliğinde çıktığı konsere beautiful day ile başlayıp moment of surrender ile bitirdi. iki saat boyunca büyülendiğimi ve hala ayılmadığımı düşünüyorum. mothers of the disappeared zülfü livaneli ile duete dönüştü ardından malum yiğidim aslanım olayı geldi ki, adamı pek sevmememe rağmen 60000 kişilik muhteşem koro beni de bono'yu da epey duygulandırdı.
egemen bağış adı geçtiği anda başlayan yuhlama acaip keyif verdi, söylemeden geçemeyeceğim.
one söylenirken oluşan ışıklı ambiyans görülmeye değerdi.
vertigo son yıllardaki en gaz u2 şarkısı, bir kez daha bunu anladım. bir de, bana pearl jam anımsatan riffleri var.
çıkış için bir şey demek istemiyorum aslında, o ana geri dönmemek için. duyduğuma göre halkalıya yürüyerek dönenler olmuş. çıkışta hiçbir görevlinin olmaması, toplu taşıma alanına 50 dakikalık bir yürüyüşle ulaşılması, ortalığın minibüs çöplüğüne dönmesi ve otobüs kuyruğunun muhtemelen sabaha kadar sürmüş olması organizasyonun beklenen ayıbıdır. ben çok şanslı bir hamleyle kendimi tıkalı yolda duraksamış bir otobüse atarak, gece 2 gibi yenibosnada olmayı başardım. olimpiyat stadı ise aklı selim bir insanın hayatı boyunca gitmemesi gereken bir mekan. zannımca eğer bu konser kadıköyde olsaydı hem 60000 kişi bir stadı boş gibi göstermeyecekti, hem de insanlar daha rahat edecekti. akustik farkı da cabası.
neyse, o oldu, bu oldu, netice itibarıyle, sanırım konser bazında memleketin gördüğü en muazzam olay oldu. u2 sevmek ya da sevmemek tartışılır ama görsel ve müzikal açıdan bu, inanılmazdı.
gittim, gördüm, yazdım.