- ruhun derin kuyusunda sallanan kalp.''kadın gider ve bir şair doğar bundan
ben hangi kadından şair olduğumu bilirim''
sevmek kadar güzel.
- ŞİİR
sevmeyi öğrendim
acıyı
da
ağladım ve ağladım
gözlerim kör oldu sonra
sınandım
ve tanrı üç şey söyledi bana
o benim gel-immiÅŸ
ben onun git-i
yer ile ay arasındaki bir sır gibi
düşerken ve düşerken
yaprağın ağaca söz verişi gibi
bakıyorum
da
bakıyorum şimdi
sözler
sadece verilmiÅŸ gibiydi
salıncağım kırık
gece oynadığım oyunları yasaklamışlar
içine içine batan gecelerde
sandığımızdan daha azdır her şey
içinden ya da dışından
çürür bedenin yalnızlığı
hareketsizliğini sınar gövdeler
bir kırlangıç göçmenliğini yitirir
gidemez buz tutan sözlerinin ötesine
hayatın posası alınır
bir yerlere bırakılır
herkes
birilerini
bir ÅŸeyleri
özler
kuytularına inilemez AŞKIN...
AÄŸustos-2006
bir uvercinka şiiri (MÜNZEVİ'DEN)
(uvercinka, 2009-08-08 16:30 ≈ 2009-08-10 05:27)
- okunurken gülmemek için kendi cenazemde ağlayan insanları düşündüğüm edebi ve naedebi anlatım tarzı.
- sayfalarca anlatacaklarınızı 1-2 cümle ile anlatabilme sanatı.
- duyarlı, duygulu ve farkında olanların yazabildiğidir. çünkü az bilinmesine rağmen şair anlam itibariyle farkında olan demektir.
(mavidi$i, 2009-10-22 18:15 ≈ 2009-10-28 15:35)
- günümüzde her önüne gelenin yazdığını sandığı ve güzelim kalıbından çıkarılıp; rediften ibaret görülen sanat türü. üstadların kemikleri sızlamakta şimdi...
- Ruhunun esintilerini, ilhamlarını mürekkeple somutlaştırdığın haldir.
- sakin bir ruh haline sahipken veya karışıkken okunduğunda daha bir anlam kazanan,kelimelerin dizelerde dans etmesidir.
- şiir aslında tek cümleyle geçiştirilemeyecek kadar şatafatlı bir edebiyat terimidir.şiir; düzyazı,roman,hikaye gibi türlerin edebiyatımıza girmeden önce 6-7 asır tek başına iktidarını sürdürebilmiştir.divan şiiri bu büyük iktidarın adıdır.tanzimat dönemine yaklaştıkça süslü ifadelerin ve ahengin daha da nüksetmesi, içi boş bentlere bırakmıştır yerini.tanzimat dönemiyle fransız ihtilalinin de etkilediği edebiyatımızda, değişen düşünceler şiiri de yansımıştır. öyle ki bir anlama sahip olmayan sözlerle bezenmiş divan edebiyatı şiiri tepki görmeye başlamıştır. şiirde artık boş ifadeler değil, bir konusu olan somut şeyler anlatılmaya başlanmıştır.ancak divan edebiyatının kalıplarıyla yazılmaya devam edilmiştir.yapılan çeviriler,etkilenilen akımlar şiiri bambaşka bir boyuta taşımak için yeterli olmuştu.(içerik yönünden) şiirlerde artık halkın sorunları hürriyet,hatta felsefi konular var olmaya başlamıştı.
bir de halk şiirleri vardı tabi.bunu da es geçemeyeceğim.köy meydanlarında,kahvehanelerde.düğünlerde ya da ölümlerde söylenenler.(hepsinin terimsel isimleri var) şiir bu açıdan da önemldi çünkü okuma yazması olmayan halk kolay ve akılda kalıcı özelliği sayesinde şiirleri söyleyerek aktarımına sağladıkları büyük katkı gözardı edilemez.
şiir denince herkesin aklına gelen bellidir.duygu yoğunluğu,bir ayrılık,bir aşk,özlem gibi konularla yapılan kelime cambazlığı deriz kısaca.akla gelen isimler de hemen hemen aynıdır.bu şirlerde buluruz kendimizi ya da sevdiğimizi çünkü duygular her yerde aynı ancak ifade ediliş şekilleri başkadır.kimi işte kelimeleri ahenkli kullarak bu şiirleri yazar ki bu öyle kolay bir iş değildir maharet gerektirir.
bilindiğinin aksine duygu katılmadan hatta düşünce de katılmadan gözleme dayalı şiirler de yazılabilir, yazılmıştır da.(bkz: parnasizm), (bkz: parnas şiir). öyledir ki şekilcilik hemen gözümüze çarpar.betimlenen şey aynı bir tablo gibi gözümüzde canlanır.
demem o ki şiir sadece duyguların bell bir düzen içinde ve ahenkle kağıda dökülmesi olarak bilinmemelidir.şiirden anladığımız bu olmamalıdır.
- anlam veremediğin başlığa tıkladığında "haaa taam yaaa" denebilen edebiyat alanı.
örnek;
kunterler kaçarken *
Bir ehlü hedağ şiiridir
(fiski, 2010-03-03 13:32)
- "şiirin hayatı, diptedir." derdi ilhan Berk, biz hayatın dibinde aradık şiiri ve çoğumuz özkan mert gibi şiirden başka kimsemiz olmadığına inandık. Ama "şiirle dolu olmak, aşkla dolu olmaktı." Sevdik. "şiir, sözün simyasıdır." dedi Deguy; "şiir, kusursuz simyacının işidir." dedi Baudelaire; "şiir, bir simya sanatıdır." dedi Aragon...
Yenilgilerimizin adı oldu şiir; sevdiklerimizin adı oldu şiir; yorgunluklarımızın, ağlayışlarımızın, kırılmışlıklarımızın adı şiir oldu; mutluluklarımız, umutlarımız, şiirle doldu.
Ama yolumuz daha uzundu, "çünkü şiir, bilinmeze yolculuktu."
- "Şiirde hiç para yok,fakat zaten parada da şiir yok..." murat Menteş
- sözlükte görünce şiiri elbette şiir tobisto.
- İnsanoğlunun acıyan, ağrıyan, komik, tezat, yılgın hallerini; umuduyla, merak, soru, aldanışlarıyla, geçmişi, geleceği, tarihini, kökünü, dünyayı ve çevresini sorgulamasıyla bilinçaltını üstüne çıkartacak kertede dokunaklı sözler ve benzetmeler kullanarak insanı düşündüren söz dizme sanatı...
Mum ışığında keman sesi dinleten
asil alışkanlığımızdı aşk
Köşesine çekilmiş ağlıyor şimdi
Çiçekçi kadının sesinden
Cüzdanlara sırnaşan onuruna...
(balik, 2010-12-29 15:48)
- sözcüklerin, kendisine eşlik eden duygularla nota düzenine gerek kalmadan ritmini bulması. dans etmek gibi onlarla...
(nefeş, 2010-12-29 16:29 ≈ 2010-12-29 19:30)
- (bkz: lirik ÅŸiir)
Kara dutum, çatal karam ,çingenem
Nar tanem , nur tanem , bir tanem,
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın oğulum
Günahımsın vebalimsin .
Dili mercan , dizi mercan, diÅŸi mercan
Yoluna bir can koyduÄŸum,
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum ,çatal karam çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem?
Bedri Rahmi EYÜBOĞLU
- Bazı duygular anlatıldığında söz olur ve o ana karışıp uçar. Duygular kağıda döküldüğünde tekrar tekrar hissettirir, düşündürür. O duygular başka insanlarla paylaşıldığında etkisi ve değeri artar. Güzel söz söylemek ama düşündürerek söyelemek bir sanattır. Ruhu okşar, besler, dinlendirir. Kimi şiir mutsuz eder, kimi coşturur. Kimi anlaşılmazdır. Her yönüyle şiir yaşama hassas yaklaşmakta, anların, duyguların değeri üzerine dikkat çekmektedir. Popüler kültürün etkisi altında ezilen bu sanat ilgisizlik ve bakımsızlıktan ortalıktan kayıptır. Daha çok ilgiye, sevgiye ihtiyacı var...
(balik, 2011-01-14 12:11)
- çıplak kalmaktır. çıplak bırakmaktır.
- eski bazı üstadlarınkini (ahmet hamdi tanpınar,tevfik fikret gibi...hayır nazım hikmet de değil) arada nostalji ve gönül okşayıcı amaçlı okuduğum,onun dışında ekseriyeti kafa siken,halkın çoğunluğunun yazmaktan uzak tutulması gerektiğini düşündüğüm edebiyat dalı.
can çekişmektedir,doğrudur.demode olduğunu da düşünüyorum ayrıca.şiirin harcanması,şiire sahip çıkalım şeklindeki düşünceleri ise anlamam mümkün değil.
e çık abi şiire sahip!
nasıl yani?
kaç şiir kitabı 'satın alıp'okudun?(sallamayayım,ben de çok almadım çünkü.)yazmak mı istiyorsun?e,şiir öyle çok maliyetli bir uğraş değil ki.yani 'tenis çok maliyetli bir spor, ülkemizde gelişmiyor' şeklinde bir ajitasyona konu olabilecek bir şey değil şiir.internette yayınla.şiir dinletilerine katıl.çok seviyorsan...
bak,benim etrafımda dahi kendi şiir kitabını çıkaran sürüsüyle insan var.niye?çünkü herkesin duyguları olabilir.çok profesyonel ve her an herkese hitap edebilecek bir şey değil şiir.sübjektif hissiyat barındırıyor bir kere ,bu nedenle de herkesin rezalet bir şiire imza atma ihtimali,edebi bir kişilik olsa dahi var.yani şiir her zaman sanatsal ağırlık taşımayabiliyor.günümüzde ise herkesin duygusu kendine.yani dürüst olayım başka birisinin sevgilisiyle ayrılma nedeni ve bunu hissiyata dökmesi beniz zerre ilgilendirmiyor.pek tabii başkalarını da.daha bireysel bir dünyada yaşıyoruz çünkü ve herkesin duygusu kendine,herkese hitap etmiyor.
demek ki,miat denilen bir şey var.demek ki bazı şeyler zorla olmuyor.şiir zaten(tiyatroya da benzer bu anlamda) günümüze moda mod hitap etse kimsenin merhametine kendini bırakmaz ve güçlü bir şekilde güncelliğini sürdürürdü.,düz yazı,roman gibi...
diğer ülkelerde parlak mı şiirin durumu? hiç sanmıyorum.yani sadece türkiye'deki insanlar şiir kitabı almamazlık etmiyorlar.ihtiyaç duysa alır insanlar,çok pahalı da değil.ama bilmem kaç liralık romana parayı kıyabiliyorsa alıcı,niye üç-beş liralık şiir kitabının satmadığını şiir severler yorumlasınlar bir zahmet.
ve bence ısrarla:
(bkz: şiirin sıkıcı olması)
- 10 raunt üzeri bir boks maçıdır roman,
Öykü en fazla 3 raunt sürer,
Şiir ise ilk raunt bitmeden nakavttır.
- yalnızlığın en iyi dostudur.
- sadece yüreğe dokunmayıp beraberinde ruhu coşturan, ağlatan, donduran, ısıtan, envayi çeşit hisler içerisine sokan edebi satırlar.
- duyguları kimseye söyleyemeden bir anda gelen içten sesleri kağıda dökmektir şöyle;
yine bir sahipsiz gülüşle geçtin önümden
gözlerin kadar masum sözlerin kadar keskin,
en güzel sevgili gibi derinden
en usta sevgili gibi sakin
yine bir gülüş esmer teninin renginde
sanki bir ÅŸeyler imgelerken
hüznüne ortak ararmış gibi orta yerde
sanki bir cocukmuşcasına özleyen
yine bir gülüş yine sen ve karanlık gece
korkarak titreyen siyah bakışların
gelipde tutsam elinden gizlice
hareket eder mi ayak uçların?
eÅŸlik eder mi dillerin kendince?
tutar mı elinden olmayan sözlerin...
ama bir melodinin sadece...
yss..
- ve ne zaman sıcak bir yüreğe ihtiyaç duysa zaman, intihar ediyor ilerleyen yelkovan...
işte o zaman duruyor hayat ve uzakta bir yerde, yeniden bir martı daha ölüme abanıyor...
ve gece yine yalnız başına çıkıyor her seferine...
- manalı sözler manzumesidir.
Gittin mi büyük gideceksin!
Ayrılık bile gurur duyacak seninle.
Gittin mi ayakların, onun yakınından bile geçmeyecek.
Gölgen bile kalmayacak ardında,
Gittin mi onurunla gideceksin;
..."Haklıysan gidecek, gitmişsen dönmeyeceksin.."